Kitap, temelde insanın hayatla, kendisiyle ve çevresiyle olan çatışmasını anlatıyor. Olaylar büyük kırılmalar üzerinden değil, yavaş yavaş derinleşen durumlar üzerinden ilerliyor. Karakterin yaşadıkları aslında hepimize tanıdık; yalnızlık, anlaşılmama, içe kapanma ve zamanla kendi yüküne dönüşme hâli.
Okurken en çok hissettiğim şey yabancılaşma oldu. Karakterin yaşadıkları ilerledikçe, insanın başına bir şey gelmesine gerek olmadan da hayattan kopabileceğini fark ediyorsun. Kitap, “insan ne zaman görünmez olur?” sorusunu sessizce sorduruyor.
Bu kitap bana, insanın değerinin çoğu zaman yaptığı işle ölçüldüğünü ve duyguların kolayca görmezden gelinebildiğini hissettirdi. Bitirdiğimde içimde bir ağırlık kaldı ama bu ağırlık rahatsız edici değil, düşündürücüydü.
Herkese hitap etmeyebilir; ama derinlikli, sorgulatan ve satır aralarında anlam arayan okurlara kesinlikle tavsiye ederim.