"Bu adı en son ne zaman telaffuz etmiştim? Suçluluğun epeyce gerilerde kalmış, sivri uçlu dikenleri içimi bir kez daha yokladı, acıttı; bu adı yüksek sesle söylemek bir büyüyü bozmuştu da bütün dikenler, iğneler, içime batmak için özgür kalmıştı sanki."