Düşünelim ki bir padişah var.Çok zeki ve en doğru kararları aldığına şahit olunmuş ve biliniyor ki bilgisi de çok.Ve yine biliniyor ki bu padişah zor bir zamanda herkesin şaşıracağı bir karar alıyor.Etraftan diyorlar ki bunu nasıl söyler, buna nasıl izin verir.Ama dediği yapıldığında en doğru kararı verdiği görülüyor Etrafındaki halk da artık onun kararlarına güvenmez ve demez mi ki bir bildiği vardır, biz uyalım.Böyle bir durumda her an güven duygusu hissedilmez mi? Biz bilemeyiz o bilir, o bir karar vermişse ona uyar güvende olurum demez mi?
Her şeyi en iyi bilen de o padişahların, hocaların Rabb'i olan ve onların ilmiyle kıyaslanamayacak kadar ilmi büyük olan Allah iken nasıl olur da beşere duyulan güven, o demişse bildiği vardır ifadeleri hayatımızın her anında geçerli olamaz.Çünkü biz her an Allah'ın huzurundayız, her zaman bizi görüyor , bizi duyuyor, bizi biliyor ve her şeyi de biliyor.O zaman her an Allah'ın huzurundaysak başımıza gelen kaza ve kader işlerinde, sıkıntılı zamanlarda, neden nasıl diye sorduğumuz zamanlarda Allah'a güvenelim, Allah'a dayanalım ve bu işin böyle olmasında bir hikmet vardır diyelim.
🌹
KOPARDIN
Bir hicran çölüne bıraktın beni
Kalbine girdiğim yolu kopardın
Yaydın üzerime yalan gölgeni
Gölgeni bekleyen yolu kopardın
İçimden boşluğa savruldu külün
Hüznün ateşiyle yandı kakülün
Yıllardır ruhumda öten bülbülün
Her seher konduğu dalı kopardın
Uzattıkça sana boş ellerimi
Birer birer yıktın hayallerimi
Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi
Saçımdan sen siyah teli kopardın
Gönlümde aşkınla her gün yeşeren
Göğü yıldız yıldız önüme seren
O güzel, bembeyaz gülü kopardın
Aynasında yalnız seni gösteren
Nurullah Genç