Deniz Kırğıl

Deniz Kırğıl
@KitapkurduDnz
Reklam
Puan vermedi·235 syf.··
2025 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 22:44
Kitabı açtım, daha ilk sayfada “Pal Sokağı” diyor. Dedim “aha mahalleye girdik.” Meğer mahallenin çocukları değil, organize suç örgütüymüş bunlar. Her çocuğun rütbesi var. Nöbet var. İzin kağıdı var. Az kalsın sabah içtiması okuyorlardı. Şaşırdım, çünkü biz çocukken sopayla birbirimizi kovalarken “benim kalemimi alanı döverim” kültüründeydik. Bunların derdi: Kum. Evet, yanlış duymadınız. Bildiğiniz boş arsa, ama bunlar için Mekke. Tapulu mal gibi savunuyorlar. Araya başka çocuklar girmeye çalışıyor: Kızıl Gömlekliler. Bunlar da başka mahallenin “kombin yapmayı bilen” çocukları. Üst baş kırmızı, tarzlar yerinde. Amaçları: Kumluğu ele geçirmek. E yani, gayet modern bir işgal planı. NATO görse kıskanır. Kitap bir yerden sonra o kadar duygusallaşıyor ki, elimde mendille “ben bu çocukları tanımıyorum ama yanlarındayım” dedim. Hele final… finalde kitap değil, ben bittim. Son sayfada “bi dakika ya bu neydi şimdi?” Sonuç: Bu kitap “çocuklar oynuyor” diye başlayıp, seni 1800'ler Budapeşte’sine sürükleyip “biraz acı, biraz terli, bol kumlu dram ister misin?” diye soruyor. Ve sen de “evet” diyorsun, çünkü çocukluk dediğin şey bazen bir kumluk uğruna verilen savaştır.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Deniz Kırğıl
Harika bir inceleme resmen kitabı okumamışsınız yaşamışsınız
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
9/10
·520 syf.··
2021 116. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2021 14:17
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Deniz Kırğıl
Harika bir yorum
‘kitap okuyarak dünyayı dolaşıyorum’
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2022 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 13:53
Bu romanla birlikte Aydın’ın Nazilli kazası Kuyucak Köyü’ne doğru yolculuğa çıkıyoruz, yıl 1903. Türk edebiyatının ilk kasaba romanı olarak kabul edilen Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin yazdığı ilk roman. Bu romana kadar Sabahattin Ali öykücülüğü ve şairliği ile biliniyor. Yazar 1931 yılında Aydın Cezaevi’nde yatarken tanıştığı Yusuf isimli bir mahkumun hayatından esinlenerek bu romanı kaleme alıyor. Sabahattin Ali, Cevdet Kudret Solak‘la yaptığı bir söyleşi esnasında kitabı üç cilt olarak tasarladığını beyan ediyor. Eğer ömrü yetse ve seriyi tamamlamış olsa, ikinci cildin Çineli Kübra adıyla Kübra’yı, üçüncü cildin de dağdan şehre inen Yusuf’un dünyasını konu alacağını bildirmiş. Kitabın yazım ve basım süreci oldukça çetrefilli geçiyor. İlk olarak yeni Anadolu Gazetesi’nde tefrika edilmeye başlanan kitap, ücret anlaşmazlığından dolayı tamamlanamıyor, sonrasında sırayla Projektör ve Varlık Dergisi’nde tefrika olarak yayınlanmaya başlasa da çeşitli anlaşmazlıklar sonucu yine yarım kalıyor. En nihayetinde Tan Gazetesi’nde tamamı tefrika ediliyor. 1937 yılında ise Yeni Kitapçı Yayınevi tarafından roman olarak ilk baskısı yayınlanıyor. Kitap basıldıktan bir süre sonra ‘halkı askerlikten ve aile hayatından soğuttuğu’ gerekçesiyle toplatılıyor, mahkeme sürecinde kitap aklandıktan sonra tekrar yayınlanıyor. ”Bizim küçük Anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. En kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk çıkanla evleniverirler. __Tabii bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade, erkek için evde bir kadın bulunması; kız için de "münasipçe bir kısmet" varken kaçırılmaması düşünülmüştür. Bu izdivaç mikrobu evlendikten sonra faaliyetine başlar:
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Deniz Kırğıl
Kaleminize sağlık harika bir inceleme