Açıkçası yorumlamaya nereden başlayacağımı bilemediğim bir Dostoyevski eseri . Kitaptaki baş karakterlerimizden Ordınov zeki fakat içine kapanık bir genç .Bir gün kilisede göz göze geldiği güzel bir kadın olan Katerina (Ev sahibesi) ile beraber hayatında alışık olmadığı tutku ,hayranlık hissetter ve akabinde bu tutku onu sevdiği kadının yaşadığı eve taşınmasına neden olur ancak kadın Murin adlı yaşlı bir adamla değişik bir ilişki yaşamaktadir . Değişik diyorum çünkü ben bile anlamadım açıkçası. Bir yandan baba sevgisi ,bir yandan eş kıskançlığı ve isimlendirmekte zorlandığım tuhaf bir efendi -köle ilişkisi ...
Mistizimin etkisini hissedeceğiniz bu kitapta ,kurtulmaya çalışan bir ruh ve şeytani bir taraf göreceksiniz açıkçası ruhların karanlık tarafına değinilmisine alışığız Dostoyevski 'nin ancak bu kitapta daha da derin hissettim . Kitap nasıl bitti anlamadım sonu ne oldu onu hiç anlamadım :) gerçek ile hayal arasında bende sıkışıp kaldım diyebilirim ancak okumanızı tavsiye ederim .
Kitapla kalın sevgili dostlar ...
Zaten dostluk dediğiniz yüceltilmiş kavram da gerçekte iki kişinin içlerini, içlerindeki bulaşık sularını karşılıklı birbirlerine dökmelerinden başka bir şey değildir...
Zaten dostluk dediğiniz yüceltilmiş kavram da gerçekte iki kişinin içlerini, içlerindeki bulaşık sularını karşılıklı birbirlerine dökmelerinden başka bir şey değildir...
Hepimiz hayatta dönüm noktaları yaşamışizdır.Bu hikayede de minik bir kalp için için dönüm noktası olan bir öğretmenin ve beraberinde eğitimin önemi vurgulanmaktadır . Ataerkil toplum yapısının hakim olduğu,eğitime önem verilmeyen,kadınların hor görüldüğü bir köyde bir öğretmenin cehaletle savaşını da gayet akıcı bir dille bize Cengiz Aymatov anlatmaktadir . Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir. Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitimle köyüne dönüp asırlardır köyünde devam eden ataerkil toplum yapısına baş kaldırıp bir okul inşa etmeyi ister. Tabi bunun yanında da bazı zorluklarla karşılanır yaşadığı zorlukları okudukça yaptığı fedakarlıkları gördükçe bir öğretmen olarak duygulanmamak elde değil . Öğretmenliğin sadece bir şeyler öğretmekten ibaret olmadığını bir hayata dokunup değiştirebilecek olduğunu bize o kadar güzel anlatmış ki okurken kalbimin bir yerlerinden bir şey koptu sanki... Altınay 'ı (öğrencisi) bekleyen sona değil kendi hayali için mücadele eden bir kadın olarak yetişmesinde katkısı olan bu hikayeyi yıllar sonra ülkenin aydınlarından biri olan Altınay SÜLEYMANOVNA 'nın yazdığı minnet dolu mektubuyla öğreniyoruz.İşin özü şu ki:Her öğretmenin kesinlikle okuması gereken bir kitap !
Kitapla kalın sevgili kitap severler...
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,6bin okunma