Sen diye adlandırdığım ülkede tavırlarını, sesinin inip çıkışlarını, bedeninin her üyesinin biçimini ayırt edebiliyorum.Bu ülkede azalan fiziksel gerçekliğin değil, özgürlüğün.
Benden uzakta olduğunda bile benim için varsın.Varlığının bu şekli çok-biçimli: Sayısız imgeler, geçişler,anlamlar, bildiğimiz şeyler ve yerlerden oluşmakta, ama her şeyin altını çizen şeyse,her yere yayılmış yokluğun.Sanki sen bir mekâna dönüşmüşsün,hatların da ufuk olmuş.İşte o zaman bir ülkede yaşar gibi yaşıyorum içimde.Sen her yerdesin.Fakat bu ülkede seninle asla yüz yüze gelemiyorum.
Ayrılık mı olur seninle benden
Meğer başım düşe meydan içinde.*
*Pir Sultan Abdal.
Hatice Hanım namidiğer Ömür,
Şükrü Erbaş ne güzel yaşatıyor seni dizelerinde, böylesine bir sevgi ve sonrasında daim olan bir ağıt ve bu kadar güzel ifade edileni nadirdir. Her kitabı elime alışımda ilk defa okuyorum hissine kapıldığım ve çok sevdiğim şiir kitabıdır kendisi.Muhakkak okumalısınız benden tavsiyesi..
Ne zaman öğreneceksiniz bilmiyorum ki
Evlerin yalnız eşyalardan yapılmadığını.
•
Eşiksiz evim, penceresiz odam
Sevdiğim ne varsa bir bir geliyor ardından
Ölüm beni sana hazırlıyor...