Tarihkitapperver

Balkan Harbi öncesinde ise 1911-1912 Trablusgarp harbinde genç subayların liderliğinde teşkil edilen Osmanlı gayrı Nizami Kuvvetleri İtalyan birlikleri karşısında bu harp türünü etkin olarak kullanmıştı. Bu harpte ilk defa İtalyanlar tarafından hava unsurları kullanılmış Osmanlı gayri Nizami kuvvetlerine karşı hava Harekatı icra edilmişti. 1. Dünya Savaşı'na gelindiğinde ise bu savaş üzerine yayımlanan eserlerde kendisinden pek fazla söz edilmeyen teşkilat-ı mahsusa ön plana çıkmıştır. Teşkilatı mahsusa döneminin Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa'ya doğrudan bağlı olarak çalışan İttihat ve Terakki cemiyetinin panislamizm ve pantürkizm politikalarının somut bir uygulamasını gösteren bir İstihbarat ve gayri Nizami harp örgütüdür. teşkilat savaş esnasında oldukça geniş bir coğrafyada faaliyet göstermiştir. Doğu Anadolu ve Kafkasyaya Suriye'ye Afrika içlerine Hindistan'a türkistan'a ve Rusya içlerine gayri Nizami harp konusunda yetişmiş personel ve bazı müfrezeler gönderilmiştir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
19. yüzyıl boyunca Merkeziyetçiliğe tepki olarak özellikle Balkan milletleri Osmanlı imparatorluğu'na karşı verdikleri bağımsızlık mücadelelerinde, mücadeleye imkan veren dağlık Balkan coğrafyasını ve araç olarak da bu coğrafyaya dayalı gayri Nizami harbi yöntem olarak kullanmışlardır. Karadağ ve Bulgar komitelerinin giriştikleri hareket ile Mora İsyanında Yunan çeteleri ve bu hareketlerin destekçisi olan Ortodoks Kilisesi, Balkan Harbi sonunda bu milletlerin Osmanlı idaresinden ayrılmasında başlıca rolü oynadılar.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Çelebi'nin Fransa seyahati batılılaşmanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Çelebi'nin gezip gördüğü eğitim ve bilim kurumları ile Saraylar, parklar ve bahçeler hakkındaki izlenimlerinin Osmanlılar için model olduğu vurgulanır. Hatta sadabat'ta bugün sadece adı kalan mermer Çağlayan ile ardındaki cedvel-i sim havuzunun onun Paris'ten getirdiği Versay ve fontainbleu planlarından ilham alınarak tasarlandığı vurgulanır. Sefaretnamede sözü geçmediği halde Paris'te gördü örneklerden etkilenen oğlu Said Efendinin çabalarıyla 1727'de kurulan matbaa kültür tarihimizin önemli parçası olmuştur.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Tabi bu sigorta şirketlerinin hepsi yabancı.
Osmanlı Devleti'nde Sigortacılık faaliyetinin ortaya çıkışı modernleşme ile birlikte yaşanan ticari alandaki gelişmelerle değişen hayat tarzının ve tüketim alışkanlıklarının bir sonucudur. Toplumda batılı Hayat biçiminin benimsenmeye başlanması Batı toplumlarını düzenleyen uygulamaların da kullanılmasına neden olmuştur. sigorta şirketleri bu yeni uygulamalar dahilinde Osmanlı toplumsal hayatına giren yeni kurumlar arasında yerini almıştır. Ergin, her ne kadar kesin bir tarih verilemese de Osmanlı'da Sigortacılık faaliyetini tanzimatın ilanından ve Kırım Savaşı'ndan sonra kabul gördüğünü belirtir. Sigortacılık faaliyetin yaygınlaşması ve yangın, hayat ve benzeri diğer branşlarda faaliyet göstermesi ise Beyoğlu'nda çıkan 1870 yılındaki yangınla birlikte olmuştur. Bu yangın sonrasında batılılar gayrimüslimler ve toplumu Seçkin tabakası sigorta şirketlerinin talepte bulunmuşlardır.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Alıntı
Gerek Tanin gazetesi gerek Karagöz dergisi İttihat ve Terakki yanlısı Yayınları ile ön plana çıkmışlardır. Özellikle bir mizah dergisi olan Karagöz dergisine bakıldığında Hacivat'ın meşrutiyetçi Jöntürk'ü, Karagöz'ün ise yıllarca İstibdat rejiminin baskısına maruz kalan halk olarak gösterildiği fark edilecektir. Derginin ilk sayısının mukaddime kısmında "meydan-ı Hamiyet ve hürriyettir perdemiz. ruhsat aldık, meydana çıktık gösterelim kendimizi, pirimiz, Üstadımız cemiyettir hemen, her an sağ olsun ordumuzla zabıtan" yazılıdır. Bu yazı 2. Meşrutiyet ile elde edilen basın hürriyetinden duyulan memnuniyeti dile getirirken meşrutiyetin ilanında etkili olan orduya da Şükran duyulduğunun bir ifadesidir.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Reklam