Abdulkadir'den bahseden Hatıralar bağlamında değerlendirilebilecek metinlerden biri de 2. Abdülhamit'in iktidarı kaybetmesinin ardından tahta çıkan kardeşi Mehmet Reşat'ın Saltanat kurallarına aykırı bir biçimde kendisini tebrik etmeyen Yeğenlerinin hal ve hatırlarını ve bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sorması için ikinci Abdülhamit'in evlatlarına gönderdiği Mabeyn başkatibi Halit Ziya uşaklıgil'in yaptığı değerlendirmelerdir. Başkatibin o dönemde kamuoyunun ve bürokrasinin hemen hiç tanımadığı ve hakkında bilgi sahibi olmadığı bir figür olan Abdulkadir ile ilgili değerlendirmeleri gayet olumsuzdur. Babaları tahttan indirilmiş olmasına rağmen eski padişahın çocuklarının hala padişah çocuğu gibi kibir ve azametlerini sürdürdüklerini söyler, Abdulkadir'i Bakımlı ve biraz da süslü olduğunu belirtir.
Bu kitabın konusunu oluşturan 2. Abdülhamit'in oğlu Abdulkadir Efendi ister kifayetli İster kifayetsiz olsun İstikbal'de tahta geçme ihtimali bulunan her bir şehzadede ve padişah adayında olması muhtemel siyasi hırsların yerine kadın ve eğlenceyi oturtan ve kadın düşkünlüğü ile ön plana çıkan ilginç bir Şehzade figürüdür. Ortalama ahlak ölçülerine göre sıra dışı bir hayatın öznesi olmasaydı belki doğumuna, haneden kuralları çerçevesinde sürdürdüğü hayatına ve ölümüne dair rutin verilerin yer aldığı sıradan Hayat Serüveni ilgi çekmeyen şehzadelerden biri olabilirdi. Onu sıra dışı yapan özellikler Saray kurallarına karşı gösterdiği direnç, Yıldız Sarayı'nda yaşadığı dönemlerde dahi babasıyla arasında süre giden tartışma ve çatışmalar ve 2. Abdülhamit'in tahttan indirilmesinin hemen öncesinde babasından izin almaksızın sarayı terk ederek şehre yerleştikten sonra hanedanın yurt dışına sürülmesine dek yaklaşık 15 yıllık süre içerisinde adının karıştığı türlü Rezalet ve skandallardı..
2. Meşrutiyet dönemi vatandaşlık eğitiminin amacı her ne kadar çocukları bir vatandaş olarak geleceğe hazırlamak olsa da aslında çoğu yerde üstü kapalı ya da açık surette çocukları bir kurtarıcıya dönüştürmektir. müfredat programlarının içeriklerinin belirlenmesinde etkili olan siyasi seçkinlerin, Bu programlar doğrultusunda eğitim öğretim faaliyetinin sürdüren eğitimcilerin, daha genel anlamda aydınların; aslında uzun yıllardır tedavülde olan "Bu devlet nasıl kurtulur" sorusuna mukabil kurtarmaya çalıştıkları devlet için yeni kurtarıcıları yaratmak istedikleri ifade edilebilir. Diğer bir deyişle dönemin aydınları Gelecek neslin kendileri gibi kalırlarsa, kendilerini yenileyemezlerse var olamayacakları görüşündedir.
1869 yılında çıkarılan Tâbiiyet-i Osmaniyye Kanunnnamesi de vatandaşlık hukuku yolunda atılan diğer bir adımdır. gerçekte kanun Osmanlı nezdinde kapitülasyonlara bağlı olarak Yabancı devletlerin korunmasına ve onların uyrukluğuna girip bir takım imtiyazlar elde eden gayrimüslim tebaayi caydırmak için çıkarılmıştır. ÜSTEL, ise kanunnameyi kapitülasyonlardan yararlanmak için yabancı devlet uyrukluğuna geçen gayrimüslim tebaa'nın sayısının artması üzerine çıkarılan bir tepki ve tedbir kanunu olarak değerlendirmektedir. toplamda 9 maddeden oluşan basit gibi görünen ancak bir o kadar da önemli olan bu kanunname, İslam dünyasında din ilkelerinden bağımsız ilk uyrukluk düzenlemesi olmasının yanında, Osmanlı Devleti'nde yaşayan herkesi Osmanlı uyruğu saymaktadır.