Ayşenur

Ayşenur
@Kitapplarevreni
Türkçe öğretmeni
Denizli, 12 Eylül
453 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·88 syf.·
2025 22. kitabı
Bir yalnızlık hikayesini anlatır Aziz Bey Hadisesi. Aziz Bey'in gençlik yıllarında karşılıklı sandığı sevdasının arkasından gitmesiyle başlar her şey. Giderken baba ocağının kapısı da çarpılır, öyle çekip gider bilmediği yerlere. Önemli olan Maryam'la birlikte olmaktır, ondan gayrısı tefferuattır. Fakat büyük hayallerle gittiği yerde hiç de beklediği gibi gerçekleşmez olaylar. Ortalıkla kalakalır. Elinde tamburuyla bir orada bir burada sürünür adeta. Sonra memleketine geri döner, baba ocağı sinuçta deyip çarptığı kapıyı çalınca babasının öfkeli gözleri karşılar onu. Gözü yaşlı annesinin o gittikten sonra öldüğünü anlayınca anlar babasının gözlerindeki öfkeyi. Defalarca gitse de o kapı açılmaz yüzüne. En sonunda babasının ölümüyle de yüzleşince sefil hayatına geri döner tamburuyla birlikte. Bu arada gözü genç, sessiz, güzel bir kıza ilişir. Onunla da evlenir. Fakat evlendiği Vuslat'ı hiç görmez, gencecik kız ömrünü Aziz Bey'e feda eder. E tabii yaş ilerler, Tamburi Aziz Bey'in çaldıklarıyla pek kimse ilgilenmez. Elden ayaktan düşünce sefil bir sonla karşı karşıya kalır. Gençliğinde baba ocağında çarpılan kapı şıngırtısı tazelenir, kapılar yüzüne kapanır, aşağılanır, hor görülür. Aziz Bey ise aksileştikçe aksileşir. Dedim ya bu bir yalnızlık hadisesi. Aziz Bey'in nasıl bu dünyada bir başına hissettiğini anlatan bir kitap. Ayfer Tunç'un kaleminin etkisiyle inceceik kitaptan etkilenmemek imkansız. Ben severek okudum, tavsiye ederim.
Alıntı
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.·
2025 19. kitabı
Savaşın unutulan çocuğu... Varlık sancısı en derin sancılardandır. Kendi varlığınızı kabul edememek, bir hiç olduğunu düşünmek... hiç olma düşuncesinin yanına bir de gayr-ı meşru olma düşüncesi eklenirse insan bu sorgulamadan, derin sancıdan nasıl kurtulur? Yıllardır anne-baba dediği kişilerin, sokakta oyun oynarken çocuklardan birinin senin baban bir Çetnik demesiye gerçek anne-babası olmadığını öğrenen Amir, yoğun bir savaşı veriyor içinde. Anne-baba dediği kişilere durumu sorduğunda annesinin bir Sırp tarafından tecavüze uğradığını, bu yüzden onu kabul etmediğini öğreniyor. 13-14 yaşında bu acı gerçekle yüzleşiyor Amir. Yıllar geçiyor ama içindeki savaş daha da çetin bir hâl alıyor. Yoğun bir araştırma üzerine annesini buluyor. Neden beni kabul etmedin? diye sorduğunda bu sefer kitabın ikinci bölümünü oluşturan annesinin anlatımı, bizi o günlere götürüyor. Srebrenista Katliamı; bu kadar acı, bu kadar işkence, bu kadar gözyaşı... Evet, bu bir savaş değil, bu Sırpların Müslüman Türklere yaptığı bir katliam. Gözlerini kan ve vahşet bürümüş Çetnikler, aylarca aç kalmış bir hayvan gibi saldırıyorlar Bosnalılara. Yer yer okumaya gücünüzün yetmeyeceği, gözünüzü kapatıp hayal dahi edemeyeceğiniz şeyler bir bir satırlara dökülmüş. Bu bir hikaye değil, bu bir gerçek. Srevrenista Katliamı'nda tecavüze uğrayan bir kadının çocuğu olan Amir'in geçmişi sorgulamasına, buhranlı dönemine, acı gerçeklerle yüzleşmesine ve o acılarla yüzleştikten sonra iyileşmeye adım atmasına şahit oluyoruz. Okuyun, okutturun.
Alıntı
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,804 okunma
Puan vermedi·243 syf.·
2025 18. kitabı
İkinci el kitap almayı severim. Hiç tanımadığım insanların altını çizdiği satırlara denk gelmek etkiler beni. İkinci el kitap alışverişi yaparken bu kitap beni kendine çekti. İlk okuduğumda, ki 5 yıl önce falandı, bitiremedim. Konusu, anlatılanlar çok ağır geldi. Bu yıl tekrar aldım elime ve bu sefer bitirebildim. Kız çocukları babasına düşkündür. Fakat Olly öyle sevmiyor ki, babası kendini öldürdüğünde bir damla yaş akmıyor gözünden. Babam Öldüğünde Ağlamadım, bir babanın(!) 10 yaşındaki kızına tecavüzlerini anlatıyor. 10 yaşında kendi kadın bedeninden nefret etmeye başlıyor Olly. 10 yaşından 50 yaşına kadar bunu düzeltmeye çalışıyor. Kendini sevmeye, kendini kabullenmeye çalışıyor. Bir de üzerine kötü giden bir evlilik eklenince Olly'nin sevgisizliği, güvensizliği güç buluyor. Fakat annesinin sevgisizliği, babasının nefreti, yaşadığı ilişkilerin kötülüğüne rağmen hiçbir zaman bırakmıyor çabalamayı. Ben kaldırabilirim diyenlere, dünyada ne kadar kötülük yaşandığını ilk ağızdan okumaları için tavsiye ederim.
Alıntı
Babam Öldüğünde AğlamadımIris Galey · Koridor Yayıncılık · 2008946 okunma
Puan vermedi·328 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Spoiler içerir! Savaş, şiddet, aşk ve inanç... Dünya üzerindeki kara bir leke; Bosna Soykırımı. Bosnalı Müslümanların çektikleri acılar, aşağılanmalar, t*cavüzler... Aklımdan çıkacak mı bu kitapta anlatılanlar bilmiyorum, zaten çıkmasını da istemiyorum. Suada, konservatuara giden Müslüman Boşnak bir öğrencidir. Aynı bölümde okudukları Tarık'la sevgili olurlar. Ve yine aynı sınıftan Hristiyan Sırp bir genç olan Vukadin de aşkını ilan eder Suada'ya. Suada ise "Kalbimde iki kişiye yer yok" diyerek reddeder Vukadin'i. Vukadin bunu yediremez ve okulu bırakır, asker olur. Bu sırada ülkede savaş başlamış durumdadır. Suada ailesinin yanında kalır, Tarık ise orduya katılır. Sırplar'ın yaptığı Boşnak soykırımı tüm ülkeye yayılır. Tek tek evlere baskın düzenlenirken bir gün o evlerden biri Suada'nın evi olur. Eniştesi ve annesini oracıkta öldüren Sırplar, Suada'yı, iki ablasını ve babasını esir olarak alırlar. Götürüldükleri yerde Vukadin'le karşılaşırlar. Babasının gözlerinin önünde iki ablasına Sırp askerler tarafından defalarca t*cavüz edilir. Suada'ya ise Vukadin t*cavüz eder. Esir kampı, esir değişimleri, öl*mler, t*cavüzler, takas için hamile bırakılan Boşnak kadınlar, eşini, kızını, annesini o halde görüp eli kolu bağlı olan erkeker... Her şeye rağmen aşkın, sevginin kazanması. Tüm acılara rağmen, gözyaşlarına rağmen, eksiklere rağmen sevgiyle gelen o inanç... Soykırımın gerçek yüzünü okuyabileceğiniz ve sanki görmüş, yaşamış gibi acıyı hissedip, kadınların çığlıklarının kulaklarınızdan gitmeyeceği bir roman. Gerçek hayattan alınmış bir roman. Keşke daha önce okusaydım diyebileceğiniz bir eser. Mutlaka okunması gereken bir eser.
Alıntı
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
10/10
·517 syf.·
Beğendi
·
2024 34. kitabı
SPOİLER İÇERİR! Geçimini denizcilikten sağlayan, karaya geldiğinde o parayı harcayan ve parası bitince tekrar denize çıkan Martin bir gün Arthur adında bir genci sokak serserilerinden kurtarınca, ki sokak serserileriyle kavga etmek en iyi bildiği şeylerden biri, Arthur'un davetiyle akşam yemeğine evlerine gider ve o evde ilk görüşte âşık olduğu Ruth'la karşılaşır. Kendisi eğitimsiz, görgü kurallarını bilmeyen, zayıf maddi durumunun getirisiyle iyi giyimden uzak bir delikanlıyken kalbinin hızla çarpmasına vesile olan Ruth; şık giyimli, eğitimli, diksiyonu düzgün ve kibar biridir. Bu sınıf farkını görmemek imkansızken Martin kıza layık olabilmek için ilk önce kitaplardan yardım almaya karar verir ve kitaplarla bitmeyecek ilişkisi burada başlar. Bir öğrencinin bir yılda öğreneceği bilgiyi o, bir ayda azimle, çabayla, uykusuzlukla öğrenmeye başlar ve okudukça bilgiye olan açlığı daha çok artar. Okur, deliler gibi okur ve kalemi eline alıp o da yazmaya başlar. Hesap ettiğine göre şimdiye kadar bir arada görmediği kadar paraya sahip olacaktır bu yazdıklarıyla. Tabii evdeki hesap çarşıya uymaz ve gönderdiği yazıları bir bir reddedilir. Ruth'la da görüşmeye başlayınca umudunu yitirmez ve daha çok sarılır kalemine. Fakat yazma sevdası onun elinden önce kaldığı evi sonra sırayla bisikletini, elbisesini, itibarını ve en sonunda her şeyi göze aldığı Ruth'u alır. Bu süreçte yanında en büyük destekçisi ve dostu Brissenden da ölür ve gerçek anlamda bir başına kalır. Tam her şey bitti derken işler bir anda tersine döner ve yazıları sırayla kabul edilmeye başlar. Paralar gelir, şan ve şöhret kapısını aralar, masalara özel davet edilen kişilerden olur, hatta Ruth bile ayaklarına kadar gelir ama Martin'in artık ruhu bu dünyada değildir. Hiçbir şey onu hayata döndürmeye yetmez; ne iyi
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma