Cenneti anlamaya hayaller yeter mi?
Ebû Hureyre (ra) aktarıyor, diyor ki: “Resulullah’ın etrafında oturmuştuk, Allah Resulü (sas) bize Cennet’ten bahsediyordu. Bir ara dedi ki: “Bir adam cennette ziraat yapmak için Rabbinden izin isteyecek. Rabbi ona diyecek ki: ‘Sen arzuladığın hâl üzerine değil misin?’ O da şöyle diyecek: ‘Evet. Fakat ben ziraatı seviyorum.’ diyecek. Ona izin verilecek, hemen tohum ekecek bir anda ekin verecek, büyüyecek, harmanı yapılıp, dağlar gibi mahsul yığılacak… Rab Teâla ona: “Ey Âdemoğlu! Senin gözün doymaz ama al bakalım bunu buyuracak…”
Ebû Hureyre diyor ki, biraz sessizlik oldu, herkes sevindi, ama sonra Âdemoğlu’nun kanaatsizliği üzerinde tefekkür oluştu. Tam esnada bir Bedevi dedi ki: “Ya Resulullah! O cennette ziraat isteyen kişi ya Kureyş’tendir, yada Ensar’dandır. Çünkü onlar çiftçidir. Biz değiliz, ben olsam Cennet’te yan gelip yatmayı isterim, ne işim var, ziraatla uğraşmaya!” dedi. Ebû Hureyre diyor ki: “Bu sözler, öyle bir Resulullah’ın hoşuna gitti ki, azı dişleri görünene kadar güldü, o güldü, bizde güldük!” (Buhari, Tevhid, 38)
~~~~~~~~~~~~
“Ya Resulullah! Cennet’te kılıç var mı?” Efendimiz (sas): “Evet, var dedi ve başladı Cennet kılıçlarını vasfetmeye!”
Bir diğeri bu sefer: “Ya Resulullah! Cennette at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da: “Allah Teâla seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.” buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de: “Ya Resulullah! Peki, Cennette deve var mı?” diye sordu. Efendimiz (sas) baktı ki soruların ardı arkası kesilmeyecek, bunun üzerine dedi ki: “Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” (Tirmizi, Cennet, 11)
~~~~~~~
“… Orada