Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Yaşamın daha basit olduğu günlerde, zihinlerimiz tarafından bize söylenen sessiz gerçekleri işitmek daha kolaydır. Fakat diğer programların zihinsel rekabeti ne olursa olsun dikkatinizi neye vermeyi seçersiniz onu duyacağınız gerçeği değişmez.
Sezgi bir tesadüftür ve şans eseri olur, bu doğru değildir. Sezgi, programlanmamızın bir cephesidir ve insan beyninin fizyolojik işlevinin doğal bir sonucu olarak oluşur.
Kadınların sezgileri erkeklerden kuvvetlidir, doğru değil. Kadınların, bu programları, erkeklerden daha dikkatli dinlediği şeklinde genelleştirilebilir. Hepimiz sezgiye sahibiz. Yalnızca bazıları sezgilerine diğerlerinden daha iyi kulak verir.
Burada, her birimizin içinde olan, sık sık dikkatimizi çekmeye çalışıp, başarısız olan, bazen bize ulaşan, nadiren dinlediğimiz ve iyiliğimiz söz konusu olduğunda hemen daima doğruyu söyleyen sesten bahsediyoruz. Sezgi dediğimiz şey, gerçekte, içimizdeki bizi korumak üzere yaratılmış programlardan oluşmuştur.
Bu programlar, asıl genetik özlerimizden bilinçli faaliyet halindeki kişiliklerimize, yaşamı sürdürme ve kendini gerçekleştirme mesajları gönderirler.
İlk "sezgisel" programlar, aslında, direkt olarak genetik kodlarımız tarafından oluşturulmuş olabilirler.