Özgürlükçü anlayışla kuralsızlığın karıştığı evler , özgüven desteği ile sınırsızlığın birbirine geçtiği evler , açık ve şeffaf ilişki ile ebeveyn ve çocuk arasındaki rollerin birbirine karıştığı evler , disiplin ile baskıcı otoritenin yer değiştirdiği evler , sevgi ile sevgisizliğin uçlarda yaşandığı evler …Bu evler sosyal duygusal alanın ilk tohumlarının ekildiği yerler .
Elli yıla yaklaşan yaşamımda şunu gördüm ki her sıkışmış duygu, çocuklukta bir yaraya denk geliyor. Okulda aşırı öfkeli bir öğrencinin, hemen küsen bir öğrencinin, isteklerini ağlayarak ifade eden öğrencinin, aşırı titiz öğrencinin, oyunlarda hemen mızıkçılık yapan öğrencinin, aşırı kaygılı öğrencinin evden getirdikleri var. Okul , bunları bazen besliyor ve büyütüyor bazen de bu olumsuz davranışların farklı iletişim kanalları aracılığıyla sönmesine sebep oluyor.
Öğretmenlere ve okullara başarı yolculuğunda gereğinden çok daha fazla anlam yükleniyor. Bu, okula yaslanma, her şeyi öğretmenden bekleme İşi ailenin üstlenmesi gereken ana rolü görünmez kalıyor.Çocuklar zaten bir genetik aktarımla dünyaya geliyorlar ve okula karakter gelişiminin büyük bir kısmını tamamlayarak başlıyorlar.
... Küsmeyi, barışmayı, kazanmayı, kaybetmeyi, istenmemekle baş etmeyi, oyun kurmayı, oyuna girmeyi, mücadele etmeyi, iletişimi, gerilimi, paylaşmayı, düşmeyi vb. bir çok anı deneyimlesin diye önemli okul.