Öyle yıkma kendini,öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın, fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile, dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Ahmed Arif
Yapabilseydim,
sesini ekerdim saksıya bir çiçek yerine sevgilim.
Rüzgârla savrulur sesin,
kalbim kıpır kıpır, havada huzur...
Hâyâl bu ya sevgilim; toprağın olurdum,
sana hayat verenin!
Bir akşam kasabasının meydanındaki fırıncı tam yatmak üzereydi ki camekanından müthiş bir gürültü geldiğini duydu.Kırık camların arasından bir elin uzandığını ve ekmeklerden birini kaptığını gördü.Bu ekmek hırsızı Jan Valijan’dı. Ve o artık Jan Valijan değildi, yalnızca 24601 numaralı mahkumdu !
Burası benim evim değil, Tanrı’nın evi.Bana kim olduğunuzu söylemenizin hiç gereği yok.Bu kapıdan girene adı sorulmaz.Tüm umutsuzlara, ihtiyacı olanlara açıktır.Burası kimsenin evi değil, herkesin evi.