Lise zamanlarında edebiyat dersinin okumamız için bize direttiği o meşhur kitap! Evet, kitap alındı ama yarım bırakılanların arasına ötelendi. Seneler sonra neden okuyamamıştım ki ? diyerek tekrar okumaya karar verdim. Ama yarım kalanlar arasında kalsa daha iyiydi..
Kitapta genel olarak; anne -baba özlemi, hayvan sevgisi, kutsal değerlere olan inanış, iyilik ve kötülüğün yüzyıllardır süregelen savaşı, kadın - erkek eşitsizliği, aile içi şiddet, evlilik sorunları, Kırgızların geçmişten bugüne kutsal değerlere olan bağlılıklarının ve inanışlarının azalması, yaşlılık, çaresizlik gibi konulara değiniliyor.
Bunu özellikle karakterlerin duygu ve düşüncelerini diyaloglarla harmanlayarak okura aktarıyor yazar.
Kitaptaki çocuğun masumiyeti, bir efsane de olsa Maral Anaya duyduğu derin sadakat ve bağlılığı etkileyiciydi. Çocuğun büyüklerin sağlayamadığı adalete anlam verememesi ve karşı çıkması da gayet güzeldi. Dedesinin yapılan haksızlıklara boyun eğmesi ve ses çıkarmaması, günümüzdeki bazı insanların profilini yansıtılmıştı. Çocuğun kurduğu masum hayaller balık olmak istemesi, bazı nesnelerle konuşması, onları arkadaş edinmesi biraz da çocukluğuma götürdü beni. Yalnız bir çocukluk geçirince eşyalarla arkadaş olmak en iyisi oluyor bir yerden sonra. Çünkü çocuklar her zaman bir arkadaşa özellikle de bir oyun arkadaşına ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden çocuğun çantasıyla konuştuğu sahneler hoşuma gitti.
Kitapta hiç sevmediğim birkaç şey ise: İyinin çok iyi, kötününse çok kötü olarak yansıtılması!Orozkul, içki içen, karısını döven, yaşlılara kötü davranan, kibirli, şımarık, yalancı, verdiği sözde durmayan zalim bir adamken, dedesi; iyilik timsali, kimseye zararı dokunmayan, herkesin yardımına koşan, her işi yapan ve yetim bir çocuğa analık babalık eden, masallara inanan birisi.