İlk hikaye Ve kitaba da adını vermiş olan hikaye... Ben ne okudum allahım böyle... Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim... Miras kavgası bu hikayede tersine işlemiş. Normalde en çok payı almak için kavgalar edilirken burada o tarlayı kimse almak istemediği için çıktı anlaşmazlık... Adı da deli tarla... Kime düşerse bu pay delirtir sahibini, huzursuzluk getirir diye düşündüler... Cidden böyle lanetli eşyalar, evler, şehirler, köyler falan var mıdır... Biz mi orayı kötü anarak adını öyle koyarız ki... Ne üzüldüm kerim in babasına... Hikayede o kadarına bizden cümleler vardı ki... Her cümlede ayrı Bi yakınımı eşimi, dostumu, akrabamı gördüm... Ama o son iki sayfa... Kaldım öylece ne hissetmem gerekiyor bilemedim...
Bir diğer hikaye de sonsuz sadakatle anne ve babasını bekleyen halayı okudum. İçim öyle Bi ezildi ki beklemeyle geçen koca Bi hayata... Çocuktu başlarda oyun niyetine bekledi ama büyüdü sonra kocaman kadın oldu yine bekledi yine bekledi... Bizlerde bekliyoruz bazen hayallerimizin gerçek olacağı zamanı. Zamanımız var mı bilmeden beklemeye devam ediyoruz. Aslında kocaman dediğimiz hayatların kısacık birer hikaye olduğunun farkına varmadan tamamlıyoruz ömrümüzü... Bu hikayede ailesinden miras kalan yalnızlığı, hüznü, acıyı miras olarak devralan kıza da çokça üzüldüm. Anne terk etti gitti babası ve akli dengesi yerinde olmayan halasıyla kendine hayat kuran Bi kız kaldı ortada...
Her eşyanın insanı yaralayan Bi yanı olduğuna inanıyorum ya da belki ben yaralanmaya çok müsaitim diyordu başka bir hikayede karakterimiz. Bazı insanlar cidden daha incedir,daha ufak şeylere daha büyük anlamlar yüklerler aynı antikacıları gezip de hiç tanımadığı kişilerin fotoğraflarını inceleyen baş kahramanımız gibi. Bu hikayede Bi söz daha vardı beni etkileyen. Gülüş anne babadan