" Yolculuk sürekli var ve sıramız gelince hepimiz yolcuyuz. Bir gün söylemeye, vedalaşmaya fırsat bulamayız belki. Onun için şimdiden söyleyeyim,
Tatlı komşu Ayşe Teyze
Emekli Salih öğretmen
Hepinize, hepinize elveda.
Dostlar elveda.
Gözlerim kurşun gibi ağır ağır kapandı bu gece
Elveda..."
Tarih 1975'i gösterdiğindeyse, Barış'ın tüm dünyaya yaymaya çalıştığı sevgi, onun kapısını çalıverdi. Lale Manço o günü şu şekilde anlatıyordu:
" Ablamla Barış aynı apartmanın karşılıklı dairelerinde oturuyorlardı. Ben bir gün ablamdayım. Telefon arızalı. O zaman karşı daireden et, dediler. Biliyorum Barış'ı, ama daha önce hiç görmemiştim. Ben utanırım, gidemem, dedim. Aman n'olcak falan, dediler. Ben gittim kapıyı çaldım. Barış açtı kapıyı. Şaşırdım ve utandım da zaten. Dedim bir telefon edebilir miyim? Benimle evlenirsen edebilirsin, dedi. Ben de neden olmasın, dedim. Girdim içeri telefon ettim. Tam çıkarken, nerede parası, dedi. E dedim evleneceğiz ya.
Bizim o gençlik yıllarımızda nedense kendimizden daha büyük bayanlara karşı ilgimiz vardı, kazara karşı cinsten bir cins-i latif hanımefendi bize gülümseyince biz balta olurduk. İşte böyle bir durumda İstanbul ilimizde sarışın bir afetin bana bakacağı tuttu, balta olmuştum tabi ki. Kadıncağız bana ' Evladım sen daha küçüksün, daha üniversite var, okulun var' demişti. Ben yurt dışına çıkarken, havaalanına gelip bana bir çift kol düğmesi vermişti. Sonrası malum Kol Düğmeleri...