Kitap Şebnem adındaki bir kızın, erotik bir dergide “Ayın Kızı Şebnem” olarak çıplak fotoğraflarının çıkmasıyla başlıyor. Ankara- İstanbul arası seyahat eden yemekli vagonu olan bir trende, ortak yanlarının Şebnem’in fotoğraflarını görmüş olmaları olan üç ayrı insanın hikayelerini, içsel hesaplaşmalarını okuyoruz. Ayrıca üç karakterden ikisi Şebnem’in birbirini tanımayan kuzenleridir. Onlar ve anlattıkları sayesinde de Şebnem hakkında bazı bilgilere erişiyoruz. Okumak isteyenler için daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum
Roman geriye dönüş tekniği ile yazılmış, yer yer iç çözümleme tekniğinden ve bol bol da bilinç akışı tekniğinden yararlanılmış. Kitabın bir seri olduğunu düşündüğümüzde ilk kitabın sürükleyicilik konusunda eksik olduğunu düşünüyorum. İkinci kitabı merak etme konusunda pek bir motivasyon elde edemedim ancak kitabı tek olarak değerlendirdiğimde karakterlerin kişilik analizleri çok iyi verilmişti. Duyguları ve düşünceleri içsel konuşmalarla çok iyi işlenmişti. Sadece bazı düşünceler gereğinden fazla tekrar edilmişti. Kitap benim için sürükleyici özellik taşıyamadığı için okurken zorlandım diyebilirim. Bu seriye büyük bir beklentiyle başlamamdan da kaynaklanıyor olabilir. Ancak asıl karakterin Şebnem olduğunu bildiğim için seriye devam etmek istiyorum. Biraz da Kapak Kızı’nda hissettirilen Şebnem profili gerçekten ona uyuyor mu merak ediyorum.
Seriye başlamak isteyenler bu hususları göz önünde bulundururlarsa okumaları daha zevkli olacaktır
Merhabalar, Notre Dame’ın Kamburu kitabının yorumuyla geldim
Önce kitabın yazılma amacına değinmek istiyorum. Victor Hugo’nun bu kitabı yazma amacı; katedralin bakımsız olması nedeniyle şehir planlamacılarının bu yapıyı yıkmak istemeleriydi. Bu kitabı yazarken özellikle halkın ilgisini çekmek istemiş ve katedralin kurtarılması için başlatılan kampanyada katedralin yenilenmesi kararını çıkartıp başarılı da olmuştur. Zaten kitaba baktığınızda yarısı Notre Dame Katedrali’nin önemi, tarihi yapısı, dönemin insanlarının bunu nasıl yok etmeye çalıştığı anlatılarak geçiyor.
Kitap; terkedilmiş çocuklardan olan tek gözlü, siğilli, şekilsiz bir vücudu olan katedralin zangocu Quasimodo, çingeneler tarafından kaçırılmış güzeller güzeli Esmeralda ve Quasimodo’yu ahiretini kurtarmak amacıyla evlat edinen Notre Dame Kilisesi’nin Baş Rahibi Claude Frollo arasında geçen olayları anlatıyor. Ancak asıl karakterin Notre Dame Katedrali olduğunu söylemek mümkün. Çünkü Victor Hugo kitabın tamamında katedrali anlatmak istemiş. Yani kitabı okumaya karar verdiğinizde kitabın çoğunda sanat tarihi, kilise, mimari ve Paris ile ilgili bilgi okuyacağınızı bilerek okuyun.
Kitabı bitirdiğimde hem Quasimodo’nun sonuna hem de katedralin şu anki haline çok üzüldüm. Katedrali yakından görme imkanım olmuştu ve bugün Victor Hugo’nun katedralin geldiği hali görseydi neler düşüneceğini, nelere isyan edeceğini düşünmeden edemedim.
Kitabı okumak isteyenlerin konusunun tamamen Notre Dame Katedrali’nden oluştuğunu bilerek okumalarını tavsiye ederim. Eğer bu tarz okumalar yapmaktan hoşlanmıyorsanız uzak duracağınız kitaplardan birisi ancak kitabın yazılma amacını bildiğinizde okuduklarınız daha anlamlı olacaktır
"Yaşadığı yıllara bakıyor ve şu dünya üzerinde kendinden başka herkesin, herkesin değilse bile bazılarının, hayatta kan ter içinde kalarak derin damarlar kazdığını, kendisininse kumun üzerinde hemen kaybolacak bir iz bırakmakla yetindiğini düşünüyordu."