Mustafa Sağlam

Mustafa Sağlam
@Kitaptrollu
Dönüş Yolu
Ey çuha çiçeklerinden ve ilençli yoncalardan oluşma gece, yardımcı ol yürümeme, nemlendir ayaklarımı. Sırtımdaki vampir, gitmeye çalışır çocuk adımlarıyla, duyduğum, onun nefesidir, çapraz adımlar attığında. Nicedir mi gelmekte peşimden? Yoksa ben, birini mi incittim? Beni kurtarabileceklerden olmadı henüz armağan ettiğim. Kayaların çevresinde, başakların kamp kurdukları yerde, çıkar doğrudan kaynaktan, açık konuşan, eski bir ağızdan: "Bozulmamak istiyorsan eğer, gecikme daha fazla, anahtar seslerine kulak ver, gel çayırların yurduna! Arınmış bedenle ölecektir, artık bedeni sevmeyen, coşkuyla matemin yalnızca haberini getiren."
Sayfa 105 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
CURRICULUM VITAE
Uzundur gece, uzundur, ölemeyen adam için, uzun süre yalpa vurur çıplak bakışları sokak lambalarının altında, içkili soluğuyla körleşen gözleri ve tırnaklarının altındaki et kırıntılarının kokuları, uyuşturmaz her zaman, Tanrım, uzundur gece. Beyazlaşmıyor saçlarım, çünkü ben, makinelerin rahminden çıktım sürünerek, çamkatranı pembe bir çizgi çekmiş alnıma ve saç örgüsüne, saçlarda karbeyazı boğulmuş. Ama ben, büyük reis, yürüdüm onçarpıyüzbin ruhluk kent boyunca ve ayaklarım, onçarpıyüzbin soğumuş barış çubuğunun sarktığı, deri kaplı gökyüzünün altında kırkayaklar gibi kaynaşan ruhlara bastı. Çoğu kez meleklerin huzurunu istedim kendime, bir de, dostlarımın çaresizlik çığlıklarıyla dolmuş av bölgelerini. Ayakları ve kanatları iki yana açılmış, herkesin bildikleriyle havalandı gençliğim, kirli su birikintilerinin ve yaseminlerin üzerinden uçularak varıldı, kare köklerinin gizini saklayan gecelere, şimdi ölümün söylencesi, sanki her saat penceremde, kurt sütü verin bana ve gırtlağıma benden öncekilerin
Sayfa 102 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Tuz ve Ekmek
Şimdi rüzgar döşemekte rayları, ağır aksak kafilelerle geçeceğiz o yollardan ve dolduracağız bu adayı, güvene karşılık güven ödeyeceğiz. En eski dostumun ellerine bırakıyorum görevimi; yağmur adamdır şimdi yöneten kasvetli evimi ve borç defterlerinde çizdiğim çizgileri tamamlayan, gelişlerim azaldığından bu yana. Sen, ateş beyazı cübbeyle sırtında, yetişiyorsun sürgün kafilesine ve kaktüslerin etinden koparıyorsun bir dikeni - sanki aczin, bizim de iradesizce boyun eğdiğimiz bir işareti. Bizler biliyoruz bu kıtanın tutsakları olarak kalacağımızı, yine onun aşağılamalarının tiryakisi olacağımızı, ve doğruya ilişkin gelgitlerin de bugüne göre azalmayacağını. Çünkü kayalıkta uyumakta pek ışığa boğulmamış kafatası, pençe, pençeye takılmış kapkara taşlarda, ve yara izleri iyileşmiş yanardağın menekşesinde. Işığın büyük fırtınalarından hiçbiri hayata kavuşamamış bugüne kadar. Bu yüzden, deniz kapladığında bizi,
Sayfa 59 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Her Gün
Savaş, ilân edilmiyor artık, Sürdürülüyor. İnanılmaz olan sıradanlığa dönüştü. Çarpışmalara katılmıyor kahraman. Güçsüzler girdi ateş hattına. Günün üniforması sabır, nişan, zavallı yıldızın umudun, yüreğin tam üstünde. Yıldız her şey sona erdiğinde veriliyor, yaylım ateşi sustuğunda, düşman görülmez olduğunda ve sonsuz silâhlanmanın gölgesi göğü kapladığında. Yıldız çarpışmalardan kaçmalar, arkadaşa kanıtlanan cesaretler, aşağılık sırların açığa vurulması ve her türlü buyruğun yerine getirilmemesi karşılığında veriliyor.
Sayfa 49 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Tema ve Varyasyon
Bal alımamadı bu yaz. Kraliçeler götürdüler öteki arıları, bir günde kuruyuverdi çilek hasadı, erken döndüler çilek arayanlar. Bütun tatlıları taşıdı bir ışık demeti bir uykuya. Kimdi vaktinden önce ona dalan? Bal ve çilekler mi? Talimlidir acıya, yaşayan her şeyi. Ve yoktur herhangi bir eksiği. Ve yoktur bir eksiği, yalnızca biraz, dinlenmekten ya da dik durabilmekten yana. Boynu iyice büküldü gölgelerle ve mağaralarla, önünde hiçbir ülkenin kapıları açılmayınca. Dağlarda bile güvende değildi - dünyanın, ölü uydusu aya sürgün ettiği bir partizan gibiydi. Talimlidir acıya, her şeyi yaşayan, ve neler yaşamadı ki o insanoğlu? Sürülerle böcek yapıştı ellerine, yanıklar yüzünde izleri çoğalttı ve pınar, olmadığı halde, önünde bir düş gibi somutlaştı. Bal ve çilekler mi? Tanısaydı kokuyu, çoktan giderdi peşinden! Bir uyurgezerin uykusu sanki, yürürken, kim daldı ona, zamanından önce? Öyle biri ki, daha doğduğunda yaşlanan ve erken gömülen, karanlıklara. Butün tatlıları taşıdı bir ısık demeti, geçip gitti yanından. O ise, kuraklığı getiren ilenci
Sayfa 45 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu