Mustafa Sağlam

Mustafa Sağlam
@Kitaptrollu
Akıntı
Bunca yaşamda ve ölüme bunca yakın, o yüzden hesaplaşamıyorum kimseyle, koparıp alıyorum yeryüzünden kendi payımı; saplıyorum yeşil hançeri yüreğinin ortasına Atlas Okyanusunun, kendi sularımda boğuluyorum. Tarçın kokusu yükseliyor çatılardaki kuşlarla! Katilim olan zamanla yalnız başımayım. Esrikliklere ve maviliklere sığınıyoruz birlikte.
Sayfa 159 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
MİRİYAM
Nereden aldın o kopkoyu saçlarını ve bademlerin tadındaki adını? Gençliğin değil sana sabahların parlaklığını veren - ülken, bin yıldır yaşamakta hep sabahı. Vaad et bize Yeriha'yı, uyan mezmurlarla, elinle sun Ürdün'ün kaynaklarını ve bırak katillerin taşlaşsınlar şaşkınlıkla ve benimse bir an ikinci vatanını! Dokun taştan oyulma her göğüse, mucize yarat ki, taştan da çıksın gözyaşları. Ve bırak, vaftiz etsinler seni onların hararetiyle. Yabancı kal, biz bize daha yabancılaşıncaya kadar. Çoğu zaman bir kar düşecektir beşiğine. Buzlar uzanacaktır fıçıların altında. Ama dünya yenik demektir sen derin uyuduğunda. Kızıldeniz çekmektedir sularını geriye!
Sayfa 158 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Sürgün
Bir ölüyüm ben dolaşıp duran artık hiçbir yerde kaydım yok bilinmiyorum mülki amirin görev yerinde sayı fazlasıyım altın kentlerde ve yeşeren taşra yörelerinde vazgeçilmişim çoktan ve hiçbir şeyle anımsanmamışım Yalnızca rüzgârla ve zamanla ve sesle ben insanlar arasında yaşayamayan Ben Almanca diliyle çevremde kendime mesken edindiğim bu bulutla bütün dillerde sürüklenmekteyim Nasıl da kararıyor bulut yağmurun tonları da koyulaşmakta çok azı yağıyor O zaman bulut ölüyü daha aydınlık bölgelere taşıyor
Sayfa 156 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Kardeşlik
Her şey yaralamaktır aslında, ve rastlanmamıştır birbirini bağışlayana. Senin gibi incinmiş ve inciterek, kulaç attım hep sana. Arı olana, yani başka her temasla çoğalan ruhsal temasa gelince, yaşlanarak ediniriz o deneyimi ancak, en soğuk suskunluğa gömüldüğümüzde.
Sayfa 153 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
KAÇARKEN SÖYLENEN ŞARKILAR (XIII)
Isıtmıyor güneş, deniz sesini yitirmiş. Karlarla paketlenmiş mezarları kimse açmıyor. Hiçbir mangal doldurulmuyor mu korlarla? Ama yapan, kor değil. Kurtar beni! Daha fazla ölemem. Ermişin işi başka yerde; o, kenti düşünüp ekmek peşinde koşuyor. Çamaşır ipine çok ağır gelmiş çarşaf; neredeyse düşecek. Ama beni örtmüyor. Henüz suçluyum. Beni kaldır. Suçsuzum. Beni kaldır. Çıkar buz kıymığını donmuş gözden, bakışlarla del, ara mavi derinliklerde, yüz, bak ve dal: Ben değilim. Benim.
Sayfa 148 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu