Begüm Destebaşı

Begüm Destebaşı
@Kitapvesile
Biraz avukat, çokça anne, her zaman kitap sever...
Avukat
Ankara
Çanakkale, 22 Kasım 1988
59 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı

Begüm Destebaşı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.··
2026 33. kitabı
Delia Owens
8.6/10 · 3.775 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kya’nın Şarkı Söylediği Yer / Delia Owens
Puan vermedi·400 syf.··
2026 33. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyesi akılda kalır, bazılarıysa geride kalıcı bir duygu ve düşünsel iz bırakır. Kya’nın Şarkı Söylediği Yer, benim için ikinci kategoriye giren; yalnızca anlatısıyla değil, ele aldığı temalarla da uzun süre zihnimde yer edeceğini düşündüğüm romanlardan biri oldu. Kya, Kuzey Karolina kıyılarındaki bataklık arazisinde yaşayan küçük bir kız çocuğu. Şiddetin ve yoksulluğun hüküm sürdüğü evinde önce annesi, ardından kardeşleri ve sonunda babası tarafından terk ediliyor. Henüz altı yaşındayken, toplumdan uzak bir kulübede tek başına hayatta kalmaya çalışıyor. Romanın merkezinde aslında bu mücadele yer alıyor: Bir çocuğun yalnızlığa, açlığa ve toplumsal dışlanmaya rağmen yaşamını sürdürme çabası. Kitabı okurken dikkatimi en çok çeken unsurlardan biri, kasaba halkının Kya’ya yönelik yaklaşımı oldu. İnsanlar onu tanımadan yargılıyor, anlamaya çalışmadan ötekileştiriyor ve yıllar boyunca ona “Bataklık Kızı” etiketi yapıştırıyor. Bu yönüyle roman, toplumsal önyargıların birey üzerindeki etkilerini ve dışlayıcı sosyal mekanizmaların nasıl işlediğini eleştirel bir perspektifle görünür kılıyor. Mahkeme süreci başladıktan sonra ise kendimi sık sık Bülbülü Öldürmek’i okurken hissettiğim duyguların içinde buldum. Bir bireyin yalnızca farklı olduğu için suçlu olarak konumlandırılması, kasabanın kolektif yargıları, mahkeme atmosferi ve adalet arayışı, iki eser arasında tematik bir yakınlık kurulmasına olanak tanıyor. Nitekim kitabı bitirdikten sonra bu benzerliğin birçok eleştirmen tarafından da vurgulandığını görmek dikkat çekiciydi. Romanın en güçlü yönlerinden biri de doğa tasvirleri. Yazarın zooloji alanındaki geçmişi anlatının hemen her katmanında hissediliyor. Bataklık, kuşlar, deniz kabukları, gelgitler ve ekosistem yalnızca dekoratif unsurlar
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,775 okunma
Dilsiz Yara / Meltem Güdemezoğlu
Puan vermedi
Şiir çok sık okuyan biri olmasam da, kısa sürede bitirdiğim ama etkisi zihnimde uzun süre kalan bir kitap oldu Dilsiz Yara. Meltem Güdemezoğlu’nun şiirleri duygu yoğunluğu yüksek, lirik ve içten bir anlatıma sahip. Özellikle 6 Şubat depremine dair yazdığı şiirler beni derinden etkiledi. Yarım kalmış hayatları, gerçekleşememiş hayalleri ve kavuşamamış düşleri anlatırken kullandığı şu dizeler hâlâ zihnimde yankılanıyor: “Gecenin en siyahında ölüm geldi, öptü…” Şairin yaşanan acıya duyduğu hassasiyeti ve hüznü dizelerine böylesine içten taşıması gerçekten çok etkileyiciydi. Kitapta en sevdiğim şiirlerden biri de Canım Sevilmek İstiyor oldu. “Canım sevilmek istiyor, uzun vapur yolculuğu gibi, bitmeyen yolculuklarda, düşlerdeki ağaçlar, gür ormanlar gibi…” Bu dizelerdeki sonsuz ve sınırsız sevgi arayışı okura çok güçlü bir şekilde geçiyor. Kitabın içinde geçen bir cümle ise bana göre tüm kitabın ruhunu özetliyor: “Senin konuşamadığını yazdıkların konuşur.” Bazen insanın içinde biriken, dile dökülemeyen duygular vardır. Bazı insanlar ise o hisleri sanata dönüştürebilir. Meltem Hanım’ın da bu duyguları şiire taşıyabilen özel kalemlerden biri olduğunu düşünüyorum. Şiir seven, sade ama derinlikli anlatımlardan hoşlanan herkesin kalbine dokunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyor ve tavsiye ediyorum. Meltem Güdemezoğlu Dilsiz Yara
Dilsiz YaraMeltem Güdemezoğlu · İz Bırakan Kalemler Yayınevi · 202455 okunma

Begüm Destebaşı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·408 syf.··
2026 32. kitabı
Tess Gerritsen
8.8/10 · 3.164 okunma
Hasat / Tess Gerritsen
Puan vermedi·408 syf.··
2026 32. kitabı
Tess Gerritsen’in kaleminde en sevdiğim şey, merak duygusunu bir an bile gevşetmemesi. Daha önce Rizzoli & Isles serisinden Cerrah ve Çırak’ı okumuş, yazarın sürükleyiciliğine hayran kalmıştım. Hasat ise bu kez beni dedektiflikten çok hastane koridorlarının soğuk ve tekinsiz atmosferine götürdü. Romanın merkezinde genç doktor Abby yer alıyor. Çalıştığı hastanede organ nakli listeleriyle ilgili gördüğü tutarsızlıklar, şüpheli ölümler ve açıklanamayan olayların peşine düşmesiyle birlikte korkunç bir organ ticareti ağı gün yüzüne çıkıyor. Hikâye ilerledikçe yalnızca gerilim değil, insanın içini acıtan büyük bir vicdan sorgulaması da başlıyor. Tess Gerritsen’in tıp eğitimi almış olması kitabın her satırında hissediliyor. Tıbbi terimler, operasyon detayları ve hastane atmosferi oldukça gerçekçi aktarılmış. Ancak açıkçası bu yoğun tıbbi anlatım zaman zaman hikâyeden kopmama neden oldu. Bu yüzden klasik polisiye severler için bazı bölümler yorucu gelebilir diye düşünüyorum. Yine de kitap, son sayfasına kadar merak duygusunu canlı tutmayı başarıyor. Özellikle Mark karakteriyle ilgili içime sinmeyen o belirsizlik hissi, finalde bambaşka bir boyuta ulaştı. İnsan kötülüğünün sınırlarını sorgulatan bir finaldi. Hasat, bir yandan gerilim ve korku unsurlarıyla soluksuz ilerleyen bir macera sunarken, diğer yandan ne yazık ki gerçek hayatta da karşılığı olan organ ticareti gerçeğini yüzünüze çarpıyor. Bu nedenle beğenerek okusam da herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap olmadı. Özellikle hassas okurlar için etkisi uzun süre geçmeyecek kadar sarsıcı olabilir. Hasat Tess Gerritsen
HasatTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20143,164 okunma