Okur

Okur
@Kitaterapi
İnsan neyle yaşar ? “Okudukça bütün gerçeklikten uzaklaşarak”
Süreyya
10/10
·160 syf.··
2023 116. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 18:10
“İki zamanlı bir çocukluk geçirdin Süreyya. Uykunda gördüklerin gündüz vakti yaşadıklarından farklıydı.” “Anneannesiz büyüyen bütün kız çocukları öksüzdür Süreyya.” Kitabın konusu genel itibari ve adından anlaşıldığı üzere Süreyya adında karakterin kendi iç dünyasıyla hesaplaşması, hayata karşı beklentisizlikleri, hiçbir yere sığamayışı misafir geldim ama ait de olamadım düşüncesi içinde kendi kendine konuştuklarını aktardığı bir kitap olmuş. Farkı şu ki karakter kendi ile konuşuyor ve kendine sesleniyor sürekli yapamadıkları, nedenleri vb. konular içerisinde eksisi-artısı ile kendi sorup kendi cevaplıyor... Süreyya hayata karşı uyumsuz olarak gelmiş ki (bu konuda haklı) kimseye ait olamadan ,benimseyemeden, mutluluğu tadamadan(ne olduğunu bilemeden) çocukluğundan, aile ilişkilerindeki mesafe ve uzaklıktan, sevgiyi başka yerlerde arasa da bulamayışı, kadın olmanın hissi, hazzı duygularını anlayamadan, üstünde durmadan ve tek yalnız olmak isteyişinden bu durumdan haklı gerekçelerle bu yaşına kadar böyle olduğunu savunsa da sebeplerini çocukluğundaki sevgisizlik ve mesafelere dayatarak bu halinin sebebinin mesullerini de yer yer sorgulamış. Karakterde geçmiş yaşantısına dair yaşadığı her duyguyu kim ile yaşadıysa tamamen rafa kaldırmak ve öznelliğini orada noktalamak istemiş. Eski aşkı ise eskide kaldı denenen bir daha denenmez, aile ise kavramdan uzak hissiyat hiçbir şey hissetmemesi...duyguları fazlasıyla nötr bir karakter olarak gördüm...ne öfke var ne sevgi hiçbir şey yok... Çoğu cümlelerinde yer yer şu cümle kulağımda yer etti ''Ya Süreyya bu da olmadı ne yapacaksın çocukluk, travmalar işte kenara atıp yetişkin olamıyorsun, olduğun zannetsen de hayata ait hissedemiyorsun yani bir savaşçı gibisin.''
1000Kitap
SüreyyaNil Sakman · İthaki Yayınları · 2018201 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Suzan Defter
10/10
·128 syf.··
2023 115. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2023 00:46
“Saçmalama baba kül samandan iyi mi ? İyi, çünkü külün bir geçmişi var, bir zamanlar ateşmiş hiç olmazsa.” İlk olarak kitabın tarzına ilk 30 sayfada alışamasam da bırakmadan devam ettiğim için pişman olmadı çünkü kitaptaki o okuma stratejisini çözdükten sonra konusuna hikayesine odaklandığınızda devam edebiliyorsunuz. Bazen sabır gerekir :) Kitabın tarzı şöyle ki diğer okuduğum kitaplardan çok farklı olarak 2 kişinin yazdığı günlüklerden oluşmaktadır kitabın bir sayfasında Ekmel karakterinin yazdıkları diğer sayfada ise Derya'nın yazdıklarını içeriyor , zor olan tarafı yazmış oldukları gün gün günlükte Ekmel'i okurken diğer sayfada Derya'ya geçtiğinizde Ekmel'in anlattığını yarım kaldığını zannediyorsunuz aslında diğer sayfayı çevirince devamı geliyor. Kitaptaki işleyiş böyle olmuş okumak isteyenlere şöyle bir tavsiye verebilirim ilk 30 sayfanız heba olmaması adına çünkü güzel altı çizili beni tekrardan ele alan duygusallığın üst seviyede olduğu kitap oldu ... İlk önce Ekmel'in günlüğünü okuyup her bir sayfayı boş bırakıp sonrasında tekrar kitabı en baştan Derya'nın günlüğünü okuyabilirsiniz 2 kere okumak gibi bir durum olsa da farklı bir yol olabilir diğer yol ise bir karakterin yazdıklarının son cümlesi nerede kaldıysa bir önceki sayfayı çevirip kendinize hatırlatma yapıp devam edebilirsiniz ben kitabı bitirmeye yakın olduğum için 2.yolu izledim. Kitabın konusuna ise işleyişini daha çok anlattığım için kısa bir özetle bahsetmek isterim. Bir tarafta babasına benzemeye başlayan evliliğinden mutsuz sonrasında boşanmış yalnızlığı ile beraber kendisine iki kelam edebileceği arkadaş bulmak için evini satılığa çıkararak gelen alıcılardan kendisine uygun bir kişi ile sohbet etmek istemesi ve evini aslında satmak istememesi , Derya ile tanışması bu şekilde olduktan sonra
1000Kitap
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
HAVUÇ KAFA
10/10
·200 syf.··
2023 114. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2023 20:52
''İnsan bir şeye alışınca, o şey artık hiç de komik olmuyor.'' Kendi evinde misafir gibi hissederek büyüyen ve kendini hiçbir yere ait hissetmeyen bir çocuk düşünün...Ailesinin bile ona ithafen bir ad bile vermediği kendi kaderine yabancı ve ikna ile kendini sevdirme gayreti ile çocukluğunu yaşayamayan bir çocuğun hikayesi. Kitabın konusu genel özeti ile bir insanın belki de ailesini seçememesi durumunu anlatmaktadır. Havuç kafa adındaki karakterin özellikle annesi tarafından sürekli manipüle edilip, dalga geçildiği ve ne yaparsa yapsın kendi doğruları olmasa da yapmak istemediği şeyleri bile sırf annesine, kardeşlerine, babasına biraz olsun daha kendini sevdirebilmek ve o evde varlığını kabul ettirebilmek için kendisi ile savaş halinde olarak bir hayat sürmeye çalışır. Bazı yerleri beni çok üzdü bunu demeden geçemiyorum, evinde özellikle misafir gibi hissedip gece tuvalete gitmesi için bile haber verme ,göze batmama ya da şu an ne söylese nasıl gene yanlış anlaşılıp kendine olan özgüveninin kaybettirilmesi için nelerle karşılaşacağını bilememesi gibi durumları yaşaması gerçeklikten uzak olmasa da hiçbir çocuk böyle bir çocukluk geçirmesin dedirtti... Kendi kalıplarını oluşturamasa bile yargılarını keşfedemese bile ailesinin hoşuna gider düşüncesi ile aykırı hareketlerde bile bulunduğunda onun vahşi biriymiş gibi gözükmesi ve gene elde var sıfır ne yapsam yaranamıyorum dediği kısımlarda bir çocuğun o yaşlarda yaşadığı içsel savaşın ne kadar mental olarak onu yorduğunu ve tükettiğini kitabın sonlarına doğru cümleleriyle çok net hissediyorsunuz...Artık her şeye evet diyen birinin hayır demeye başlaması gibi... Peki burada bir soru sormak isterim hem kendime, hem bu kitabı okumuş olanlara sizce çocuk olmak fazlasıyla yüklü bir çaba gerektiren kaygılı geçirilen mutsuz
1000Kitap
HavuçkafaJules Renard · Can Yayınları · 2022192 okunma
Bağ
9/10
·192 syf.··
2023 113. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2023 23:50
''Hayat belki de insanın karşısına ihanet edenleri, kıskançları ve kindarları bilerek çıkarıyordu. Bu insanlar da bizi zorluklara karşı eğitiyordu. Nasıl bir boksör yumruk yedikçe refleksleri gelişiyor , sonunda yumruklardan kaçmayı öğreniyorsa, insanoğlu da düştükçe kalkmayı, ihanete uğradıkça kendini korumayı öğreniyordu.'' Hikayesi mutlu biten kitaplar, insanın günlük yaşamındaki rutin hayattan biraz olsun alıp o standartlıktan çıkarıp böyle de imkansız dediğimiz durumlar imkanlı olabilir dedirtiyor. Günümüzde kitaplara daha çok sığınma nedeni bu da olabilir diye düşünmekteyim imkansız olan durumu kitaplarda imkanlı hale getirmek için ve ancak kitaplarda olur böyle şeylere inanma diyen zihniyetten ki (biz de kendimiz eleştirsek te öyle düşünmüyor muyuz belki de bu algıları kırmak soyutlamak için güzel olmaktadır bu tarz kitapları okumak.) Kitabın konusu dolu dolu ya da sürükleyici diyebileceğimiz bir türden kitap değil ufak bir eleştiri...Sadece şöyle bir farklılık olmuş ki bunu Debbie Macomber'in kitaplarında ilk defa görmüştüm. Kitapta tek bir karakterin hikayesi anlatılmıyor , bir sayfasında bir karakterin yaşadıklarını anlatıyorsa diğer karakterle karşılaşana kadar o karakterin de yaşadıklarını anlatıyor bir karakteri uzun uzadıya anlatıp diğer karaktere geçmiyor. Bu kitapta gördüğüm ve hoşuma giden kısmı 2 karakterin (Kemal ve Mila) kendi hayatlarında yaşadıkları talihsizlik, aldatılma, aile geçmişi ve aile bağlarında yaşanan sorunlar, küslükler, kin, öfke vb duyguları farklı zamanlarda yaşayarak bir gün denk gelmelerini ve aralarında duygusal bağ oluşmasını yani aşkı anlatıyor.2 kişinin gelmiş olduğu o aşamalardan sonra edindikleri tecrübe, aşkı temiz ve güzel yaşama isteği, seni buldum ya daha ne isterim hissini:) güzel hissettirmiş. Kitapta şu güzellikte
1000Kitap
BağZeynep Taşdelen Tenteoğlu · İnkılap Kitabevi · 2022235 okunma
Beni Onlara Verme
7/10
·216 syf.··
2023 112. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2023 22:21
“Bir şarkı aç dinleyelim. Benjamin Clementine olsun. O şarkıda home mu diyor, hope mu ? Bana hep hope gibi geliyor, öyle olsun.” ''Yeteri kadar acı çekmişse insan , anlatabilecek bir güce sahip olabilir mi?'' Kitabı okurken Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabından bir alıntı geldi aklıma ''İnsanlar! Neden kaybolup gitmeme seyirci kalıyorsunuz? Benden ne kötülük gördünüz? (sayfa 403)'' Tarık Tufan'ın okuduğum 3.kitabı ve diğer 2 kitabından farklı olarak bu sefer öykü kitabını okudum, bütün kitapları okuma düşüncesindeyim, hepsinde ayrı bir içsel tedirginlik, duygusallık, insanın içine içine işleyen üzüntülere yer vermesi benim için sevdiğim yazarlar arasında. Öykü kitaplarında genel olarak işlenen tema farklı farklı hikayelere, yaşanmışlıklara, farklı karakterlere yer verse de genel teması her öykünün hangi konuya değinmek istiyorsa onu çeşitlendirerek okuyucuya sunar. Gelelim kitabın konusuna , İstanbul'un unutulmuş semtinin mahallesinde, bütün haksızlıkların, kimsesizliklerin, aşka düşmüş o aşkından kıymet görememiş her şeye razı maşukları, pisi pisine yaşatılan haksızlıklar ve özgürlüğün kısıtlandığı, beklenmeyen kayıp ve ölümler, o yapmaz dediğim insanların yaptığı, kavuşamamaların anlatıldığı hikaye kitabı olmuş.
1000Kitap
Beni Onlara VermeTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20216bin okunma