''Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir; halbuki biz bütün hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz.''
Adı Hasan kalbi güzel serüven yolculukları seven yaradılıştan göçmen (Afrikalı Leo)
Yazarın diğer eserlerini okumayı düşünüyorum ama dili ağır geldi bazı sayfalarda çok fazla detay ve tarihi öğeler ve betimlemeler içerdiği için dikkatimi toplamakta zorluk yaşadım. Ama bu tarz eserleri (detaylıcam) okumayı sevenler kesinlikle okuyabilir. Aklında o yerleri tasvir edip hayal edenler için tavsiye edebilirim. Yazar kitabın orta bölümüne kadar bağımsızlığını kaybeden Granada ülkesinden Fas'a göç eden Hasan ve ailesinin o dönemde ki yönetim, padişahlık, saltanat vb. tarihi öğeler ile yaşantıları bir arada harmanlayarak iç içe anlatmış. Çocukluğundan itibaren annesini, babasını, çoklu eşliliğin normal olduğu dönemler üvey annesini, üvey kardeşini, dayısını, arkadaşlarını ve bir çok yakınları ile birlikte o dönemde yaşanılan olaylar, kaygılar, göçebe bir hayat ve ayakta durmaya çalışmak. Dikkatimi çeken o dönemdeki yapılar, inşalar özellikle çok güzel betimlenmiş.
İlerleyen sayfalarda ise Hasan dayısı elçi olduğu için dayısı ile ülke ülke padişahları ziyarete giderler. Hasan bu zamanlarda çok şey öğrenir ve dayısı dönüş yolunda ölünce elçilik vasfı ona geçer. Asıl hikaye orada başlar çünkü kitabın sonuna kadar Hasan yani Leo zamanla kendi benliğini, faydasını görmeye başlar. Hasan'ın çocukluğu o dönemin aslında herkesin yaşadığı normal gördüğü bir yaşantı gibi olsa da iç dünyasında yaşadığı hisler, sorgulamalar, yabancılaşma, haksızlığa gelememe, mağduru koruma iç güdüsü ,zorlanma, çaba-hırs, iyilik barındırmış.
Başka bir din, başka bir ülke ilk başta hapis hayatı sonrasında o ülkenin papalık sarayında diplomat olmak ve papanın hayır duasını alıp tekrar ülkesine geri dönmesi. O dönemde insanların kendi dinlerini açıkça belli edemediği, söyleyemediği yobaz bir düşünce