Gül

Bilinçlerini geliştirenler, kolayca gözlenebilenlerin arkasında bulunan her şeyin peşine düşerler: görünmeyen cıvıltının, karartılı pencerenin, gıcırdayan kapının, eşiğin altındaki ışık huzmesinin. Meselenin aslı tüm çıplaklığıyla önlerine serilene kadar, bu gizleri takip ederler.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Büyük genç kızlarla çalışırken, kendimi her zaman yaşlı bir boz köpek gibi hissederim. Pençelerimi gözlerime koyup inlemek isterim, çünkü onların görmediği şeyleri görürüm ve özellikle rahat durmaz, söz dinlemez kişiler olmaları halinde, sarsılıp uyanmadan önce hiç değilse bir kereliğine yok ediciyle ilişkiye girmekte ısrar edeceklerini bilirim.
Gündelik hayatta da bol miktarda hazır bekleyen ışık hırsızı ve bilinç katili vardır. Yok edici bir kişi çoğunlukla kadının yaratıcı özsuyunu çalar, onu kendi zevkine ya da kullanımına ayırır, kadını solmuş, ne olup bittiğini anlamaz bir halde bırakır, bu arada kendisi daha da pembeleşip güçlenir. Yok edici kişi, aklına, düş gücüne, yüreğine, cinselliğine ya da her neyse, ona bir sifon bağlanmış olduğunu algılamaması için, kadının içgüdülerine kulak vermemesini arzular.
Vahşi doğayla bir ilişki geliştirmek, kadının bireyleşme sürecinin temel unsurlarından biridir. Bu ilişkiyi kurmak için kadın karanlığa dalmalı, ama aynı zamanda telafisi mümkün olmayan bir şekilde tuzağa düşüp yakalanmamalı, oraya giden yolda ya da dönüşte öldürülmemelidir.
Bizim işimiz kadınların doğal güzelliklerini bozmak değil, içlerindeki sanatçılar yaratabilsin, sevgililer sevsin, şifacılar şifa versin diye, bütün bu varlıklar için vahşi bir kırsal alan inşa etmektir.