Vicdânî, târihî ve içtimâî an'anelerimizi topyekûn hayatımızdan sürüp çıkarmak isteyen biz, kütleye hudutsuz ve kontrolsüz bir başıboşluk tanıdık ve bunun adına da hürriyet dedik.
Dünyanın bütün ızdıraplarını dert ve kederlerini içine sığdırabilecek genişten geniş bir gönlü, her muhtâca, her garîbe, her çileliye uzatacağı bir eli vardı. Ne iyilik yapmaya doyar, ne istekleri karşılamaya kanar, ne de şefkatinden saffetinden etrâfına dağıtmaya bıkar usanırdı.