Spoiler içerir...
Duygusal bağ, cinsiyete bakılmaksızın insanlığın temel gereksinimidir.
Eğer kim olduğunuz ile ilgili gerçek bir fikriniz yoksa diğer insanlarla duygusal olarak nasıl derin bir etkileşim kuracağınızı öğrenemezsiniz.
Karışık duyguları hissetme becerisi, olgunluğun bir işaretidir.
Duygusal olarak olgunlaşmamış insanların tepkileri siyah beyaz olmaya meyillidir ve hiçbir gri alan yoktur.
Duygusal emek, duygusal gereksinimleri kullanarak zaman, çaba ve enerji harcamaktır.
Duygusal olarak olgunlaşmamış anne babalar, çocuklarından onları tanımalarını ve yansıtmalarını beklerler.
Duygusal ihmal, bağımsızlık hissini bir erdem haline getirebilir.
İçselleştiriciler, doğanın ve sanatın güzelliğiyle uyum sağladıkları için duygusal açıdan beslendiklerini hissedebilirler.
Dışsallaştırıcılar da aynı zamanda duygusal rahatlamaya ihtiyaç duyarlar ve başkalarını duygusal olarak rehin alarak bu tür ihtiyaçlarını onlara dayatırlar.
...
Altı çizili satır aralarından bir kaç alıntı paylaşabiliyorum ancak. Psikoloji severler için güzel hatta şahane bir kitap.
Akıcı diliyle kolay okunabilen, okurken kendimizi başka bir bakış açısıyla keşif yolculuğuna çıkarıyor.
“Her ne kadar yetişkinlerin çocuklardan daha olgun olduklarını düşünmeye alışkın olsak da bazı hassas çocuklar anne babalarından daha fazla olgunlaşmış olurlar ise ne olur?
Çocukluk çağında yaşanan duygusal ihmal acı verici duygusal yalnızlığa yol açar “ diyor giriş yazısında.
Kendimize ait, anne baba ilişkilerimizden, diğer yaşadığımız ilişki türlerine ışık tutan kitap diyebilirim.
Okudukça öğrenir, keşfeder, büyür insan; büyüdükçe daha bi keşfeder kendini.
Kitaplarla kaldığımız güzel zamanlara.