Portekizli yazar Jose Saramago nun 1985'te yazmış olduğu bu kitap"Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, fark et." cümlesi ile başlıyor.Zihinimize ilk gelen körlük tanımıyla burdaki körlüğün ne kadar farklı olduğunu göreceksiniz.Kitabın bana göre ilk vurucu yeri burasıydı.
Trafiğin ortasında birden kör olmuş bir adamla başlıyor roman daha sonra dokor, doktorun karısı,koyu renkli gözlüklü genç kız,gözü siyah bantlı yaşlı adamla karakterler oturmaya başlıyor.Körlüğün kişisel bir problem iken nasıl toplumsal bir soruna dönüştüğünü, insanların hayatta kalma mücadelerini, en ufak fizyolojik ihtiyacın giderilmesinin bile nasıl çileye dönüştüğünü görebiliyorsunuz.Böyle bir durumda hiçbir dinin,dilin, statününün, bir faydasının olmadığını güzel bir biçimde anlatmış.Buna rağmen romanda insana dair son umut kırıntısını da bir kadının tek başına örgütlediği dayanışma ve direniş örneğini göreceksiniz.
Kitabı okurken dikkatinizi çekebilecek şeylerden biri hiçbir karakterin adı yok ve bir ülke ve bir zaman dilimi belirtilmemiş.Diğer konu ise yazar, imla ve noktalama işaretlerine pek dikkat etmemiş.Konuşmalar romanın içinde eritilmiş ama roman akıcı olduğundan bundan ben rahatsız olmadım.
Kendimce anlamsız bulduğum tek yer oldu, doktorun karısı neden kör olmadı bunu anlayamadım çok havada kaldı bana göre.
Distopya tarzında okuyabileceğiniz bir roman.Ben beğendim ve tavsiye ediyorum.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,5bin okunma