Ümit ÖZCAN

Ümit ÖZCAN
@Kor_Baykus
Bizi sadelikten ayıran kaos ve ölümdür, ama biz ne ölümden çekiniyoruz ne kaostan, bu dünyadan tiksiniyor ve hiçbir koşulda istemiyoruz onu. youtube.com/watch?v=q9_Dt8m...
Deliler Arasında Akıllı Olmak
Puan vermedi·88 syf.·
2021 43. kitabı
David Rosenhan, akıl hastanesi üzerine yapmış olduğu deneyin kendisi de, sonrasında yaptığı açıklama da bu kitap için yeterli bir inceleme niteliğinde diye düşünüyorum. ''Psikiyatri hastanelerinde akıllı ile akıl hastasını ayırt edemediğimiz aşikâr. Akıl sağlığı tamamen yerinde olduğu düşünülen 19 kişiyi ne yapacağız? Bu kanıya varan hastane personeline nasıl güveneceğiz? Bunu asla bilemeyeceğiz. Ama kesin olan bir şey var. Bu tip çok ama çok ciddi hatalara bu kadar kolay düşebilen bir sisteme güvenemeyiz.'' Rosenhan Deneyi : youtube.com/watch?v=IVsUQKz... Konu Üzerine Film Önerisi : Guguk Kuşu.
Psikoloji
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Can Yayınları · 202087,3bin okunma
Reklam
10/10
·95 syf.·
2021 5. kitabı
Bazı yazarlar vardır ki onların mantıkla analiz edileceğine inanmam; sadece hissedilir. Sadık Hidayet onlardan biri oldu benim için. Eğer hissetmediyseniz bir şeyler yolunda gitmiyor sanırım. Yazılanlar ise sadece lafügüzaf. Kendi kimliğinden, yaşam tecrübelerinden fazlasıyla pay veren bir yazar. Sadık Hidayet ve Kör Baykuş hakkında okuduğum incelemelerin, yorumların birçoğunda kitabın çok boğucu, yorucu, sıkıcı olduğu yazılıp çizilmiş. Gerçekten Sadık Hidayet ile aynı içsel buhranları, aynı duyguları yaşayan biri olmadıysanız; ölümü bir kez olsun arzulamadıysanız içten içe; bir kez olsun kafeye gitmek yerine mezarda gezinti yapıp kendinizle derinden bir yüzleşme gerçekleştirmediyseniz yazarı fazlasıyla sıkıcı, boğucu ve yorucu hatta ürkütücü bulabilir, sadece okumuş olmak için okumuş olursunuz. Her sayfasında fazlasıyla üzüldüğüm bir insan oldu Sadık Hidayet. O kitapları, o cümleleri yazdığı her an'a gidip onu o buhranlarından kurtarmak istedim. Yaşadığı sıkışmışlık, kendini tam anlamıyla bir yere ait hissedememe, çaresizlik, istemediği halde katlanması gereken bir yaşam, yaşamanın getirdiği kocaman bir ağırlık. Tüm bunların içinde istediği mutlu son olan ölümü beklemesi, o gelene kadar kendini afyon, esrar gibi maddelerle bu dünyadan bir nebze olsun koparmak isteyişi. Bunlarla birlikte daha dibe, daha derine, daha içe çekilme. Her şeyden kendini soyutlama, bir an önce bitse de gitsem hisleriyle geçen günler. Sadık Hidayet gibi bir ruh halinin bu kadar uzun süre bu dünyaya katlanmasının işkence olduğunu hissetmek zor olmasa gerek. Böyle bir ruhu anlamayanlar için de kitapları bir işkence olur sanırım. Sadık Hidayet'i okumayın, Sadık Hidayet'i hissedin, anlayın! Yersiz ve upuzun bitmek bilmeyen saçma sapan bir yazı yazmak, inceleme yapmak istemedim. Zaten bu da bir
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Jack Torrance'den Işık Ergüden'e
Puan vermedi·96 syf.·
2021 2. kitabı
Stanley Kubrick'in The Shining filmini izleyenler bilir. Jack Torrance karakterinin otelde yazdığı kitabı da hatırlarsınız. Bütün satırlar aynıdır. İşte bu kitap da öyle. Bütün satırlar aynı, yeni hiçbir şey yok. Jack Torrance = Işık Ergüden. Uzun zamandır okumak istediğim ve beklentimin yüksek olduğu ama bir türlü denk gelemediğim için okuyamadığım bir kitaptı. Kitabın ilk 20 sayfasından sonra hayal kırıklığına uğradım. Ve bir an önce bitse de kurtulsam dediğim tek kitap bu oldu sanırım. Gerek olur olmadık yerde yığınla virgül kullanılması(Youtube'de video aralarına giren reklamlar kadar diyeyim siz düşünün artık), gerekse aynı kelimelerin yerini değiştirip önümüze tekrar tekrar sunması(temcit pilavı sevenler düşünülmüş kitapta), gerekse de iki cümlede bir konu saptığı için haliyle cümlelerin alt metinle desteklenmemiş olmasından dolayı da havada kalmıştır. Bu yüzden okurken gına geldi. Bu kitaptan sonra Işık Ergüden'i yazar kimliğiyle değil de, kaliteli bir çevirmen kimliğiyle hatırlamak daha yerinde olacaktır.
Sessizliğin AnarşisiIşık Ergüden · Kaos Yayınevi · 2021203 okunma
Felsefenin Günah Keçisi : Max Stirner ve Biricik
10/10
·456 syf.·
2017 18. kitabı
Stirner ile tanışmamın üzerinden 6 yıl geçti sanırım. O gün bugündür 2 başucu kitabımdan birisi olmuştur. Diğeri de Albert Caraco'nun Kaos'un Kutsal Kitabı. Stirner, insanların sürekli birbirlerini aşağılamak için kullanılan egoistlik kavramını, hak, adalet, hukuk gibi tüm toplumsalı alıp, hepimizin yüzüne çarparak kendi Ben'liğimizi göstermiştir. Bizi toplumsalın, devletin, yasaların elinden kurtarıp, Ben'i Ben ile bırakmıştır. Caraco ise hayata, dünyaya, topluma Pollyannacı bakış açısına karşı tamamen gerçekçi bir dünyayı, hayatı ve gidişatı bizlere göstererek hepimizi ''Harikalar Diyarı'ndan'' çekip çıkarmış, elimize kazma kürek bile vermeden, kendi ellerimizle kendi mezarımızı kazmak üzere bizi zifiri karanlık bir mezarlığın ortasında bırakmıştır. Benim için yeri değişmeyecek 2 kitaptır. ''Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?'' demişti Kafka. İşte o kitaplar, bu ikisidir benim için. Neyse konuyu daha fazla uzatmadan Stirner ve Biricik'i üzerinden devam etmek istiyorum. Stirner ile tanışmadan önce ideolojik olarak Anarko-komünizm kafasındaydım. Daha toplumsalcı, daha yardımlaşma ağırlıklı, dünyanın değişmesi falan filan tamamen Kropotkin, Malatesta, Proudhon, Bakunin, William Godwin etkilerinde yürüyordum. Durruti ve Nestor Makhno'nun yoldaşlarıyız tadındaydım. :) Neyse, anarşist çevrelerde de Toplumsal Anarşizm mi, yoksa Bireyci Anarşizm mi tartışmaları fazlasıyla revaçtaydı. Toplumsal anarşistlerin bile yüzünü buruşturarak nefretle baktığı Stirner. O dönemler sosyal medyada Stirner'in bir alıntısına rast gelmiştim. Bu sayede Stirner'i öğrendim, araştırdım ve kitaplarını okumaya karar verdim. -Çok üzüldüğüm bir konu ki maalesef 2 kitabı vardı. Gönül isterdi ki onlarca kitap yazsaydı da
Felsefe
Biricik ve MülkiyetiMax Stirner · Kaos Yayınevi · 2021475 okunma
Puan vermedi·94 syf.·
2017 71. kitabı
Kitapta Karl Marx'ın, Max Stirner'in Biricik ve Mülkiyeti kitabından sonra yaşadığı felsefi buhran net şekilde gözlemlenir. Salt-Birey'in varoluşunu savunan, Birey'in topluma karşı hatta kendinden başka hiçbir şeye karşı hiçbir sorumluluğu olmadığını, toplum ve toplumsal olan her şeyin Birey'e dayatma olduğunu belirten Stirner'in etkisinde bocalayan Marx, bu kitabında Stirner'e de yer vererek Toplum karşısında Birey'i bir hiç konumuna getirerek, sadece çalışma ve üretme odaklı canlı bir mekanizma yaratmaya çalışarak, insanın ne olduğunu ise ürettiği şeylerin belirlediğini belirterek insanı makineleştiren Marx, Salt-Birey'i Toplumla yok etmeye çalışarak buhrandan kurtulmaya bocalar.
Alman İdeolojisiKarl Marx · Alter Yayıncılık · 2011844 okunma