Kitap Çukurovada pamuk zamanı zamanın geç fark edilmesiyle ve köylünün bir an önce gitmeye çalışmasıyla başlıyor. Muhtar daha önce gelen haberleri kasti olarak umursamamış kendi anlaştığı toprak sahibini beklemiştir. Köylü de bu yüzden geç kalır. Bu ailelerden biri ise Uzunca Alinin ailesidir. Köy en sonunda yola çıkmaya karar verir. Uzunca Ali de elinde baba yadigarı atıyla çocukları, eşi ve annesiyle beraber yola çıkar. Bu yolda Koca Halilin(Köylüye hasat zamanını haber veren kişi) ricasını kırmaz ve onu baba yadigarı atına bindirir. Bütün olaylar burada başlar. Annesi Koca Halili sevmediği için onla atışır. Bu atışma sonunda at ölür ve köylü onları yalnız bırakır. Daha sonrasında evladına küsmüş bir ana arayı bulmayan çalışan bir eş ve ailesi için her şeyi yapan bir adamın denklemi içerisinde kalıyoruz. Bu süreçte Ali kendini affettirmek için çok çabalasada başarısız oluyor. En sonunda kafası atıp o da annesine küsüyor. Bu sırada ailecek çukurovaya inmeye çalışıyorlar. Yine bu sıralarda Meryemcenin neden Koca Halilden nefret ettiğini aslında Koca Halilin yalancı kendi rahmetli eşinin masum olduğunu öğreniyoruz. Çok uzun kavgalı gergin ve yorucu geçen bir yolun sonunda çukurovaya varıyorlar. Ama bu olaylar yaşanırken köylü ve muhtar kendi aralarında atışıyor ve uzun süre çukura inmiyorlar. Muhtarın zorla verimsiz tarlaya götürmeye çalışması halkın canına tak ettiriyor. En sonunda zorla inmek zorunda kalıyorlar. Uzunca Ali ise çukura indiğinde hayal ettiğinin zıttında neredeyse ot bitmemiş bir tarlayla karşılaşıyor ve serinin ilk kitabı burada bitiyor. Kitap gerçekten o bölgenin ağzıyla yazılmış, dönemin siyasi konularına oldukça iyi değinen bir kitap. Tek sıkıntısı karakterler arasında oldukça hızlı geçiş yapılması. Bu durum okurken insanı zorlayabiliyor. Ben kitabı