Selahattin Korkmaz

Selahattin Korkmaz
@KorkmazS
657 (puplic servant) okur, belki sonra da yazar.
İstanbul
8 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Falaka -İnceleme-
8/10
·160 syf.··
2024 4. kitabı
Ömer Seyfettin’in Falaka adlı öyküsü, çocukluk dönemime dair unutulmaz anılarıma dokunan, beni geçmişe götüren bir eser. Yazar, falaka gibi basit görünen ama derin anlamlar taşıyan bir konuyu ele alarak, bizi çocukların dünyasına ve dönemin eğitim sistemine tanıklık etmeye davet ediyor. Kitabı okurken, şiddetin normalleştirildiği bir eğitim anlayışının gölgesinde büyüyen çocukları düşündüm. Öyküde en çok aklımda kalan sahne, hocanın elinde falaka sopasıyla sınıfa girdiği an oldu: "Hoca, elinde falaka sopasıyla sınıfa girdiğinde, herkesin içine bir korku düştü. Kimse nefes almaya cesaret edemiyordu." Bu cümle, sadece bir öğretmenin değil, o dönemin tüm eğitim anlayışının simgesi adeta. Disiplin adı altında çocukları sindiren, korkuyla terbiye etmeye çalışan bir sistem... Anlatıcı, o yaşta falakanın ne olduğunu bilmediği hâlde sırf meraktan bu cezanın peşine düşüyor. Bu masum merak, onun hem fiziksel hem de duygusal olarak cezalandırılmasıyla sonuçlanıyor. Özellikle şu cümle beni çok etkiledi: "Ayaklarımın altına vurulan her darbede, çocukluğumdan kopup başka bir dünyaya sürükleniyordum." Falaka, burada sadece bir ceza değil; masumiyetin kaybı, çocuk ruhunun yara alması anlamına geliyor. Ömer Seyfettin’in sade ama etkili üslubu sayesinde, o küçük çocuğun yaşadığı korkuyu ve utancı içimde hissettim. Yazarın, geçmişte yaşadığı bu deneyimi anlatırken bile bir tür özlem duyması düşündürücü. Çünkü falaka, bir ceza olmaktan öte, hayatın acımasız gerçeklerini erken yaşta öğrenmenin simgesi gibi. Sonuç olarak, Falaka sadece bir hikâye değil; bize şiddetin, korkunun ve baskının çocuklar üzerinde ne denli derin izler bırakabileceğini hatırlatan bir ders niteliğinde. Ömer Seyfettin, bu eserinde çocukların duygularına dokunmayı başarıyor ve bizi geçmişteki yanlışlarla
FalakaÖmer Seyfettin · Parıltı Yayınları · 20147,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsancıklar -İnceleme-
9/10
·184 syf.··
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2024 14:25
İnsancıklar - Yoksulluğun ve Kalbin Fısıltısı Dostoyevski’nin ilk romanı “İnsancıklar”, bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasını anlatır: Yoksulluğun insan ruhunda açtığı yaraları, çaresizlikle baş etme çabasını ve insanın kendi onurunu koruma mücadelesini. Mektup tarzında yazılmış bu eser, Makar Devuşkin ve Varvara Dobroselova arasındaki derin ama kırılgan ilişkiyi gözler önüne serer. Makar Devuşkin, düşük maaşlı bir devlet memurudur. Varvara ise hayatın ağır yükleri altında ezilen genç bir kadındır. İkisi arasındaki mektuplarda, satır aralarına sıkışmış bir hüzün ve çaresizlik vardır. Makar’ın Varvara’ya yazdığı şu sözler, içindeki naif sevgiyi ve onu koruma arzusunu gösterir: "Sevgili Varvara Alekseyevna, size yardım edemediğim için kendimden nefret ediyorum. Ama bilin ki, bu kalp sizin için çarpıyor ve hep çarpacak." Makar’ın hayatı, sıradan bir adamın, küçük mutluluklara tutunma çabasının resmidir. Öyle ki, Varvara için aldığı bir çift ayakkabı bile onun için büyük bir fedakârlıktır. Bu küçük jest, yoksulluk içinde bile insanın onurunu koruma ve sevdiklerine değer verme çabasını simgeler. Ancak, Makar’ın şu sözleri acı gerçeği özetler: "Biz zavallılar, mutlu olmak için değil, hayatta kalmak için çabalıyoruz." Romanın en sarsıcı yanı, karakterlerin hayata tutunma çabalarının sürekli bir engelle karşılaşmasıdır. Dostoyevski, bu iki karakter üzerinden Rus toplumundaki eşitsizlikleri ve bireyin toplum tarafından nasıl ezildiğini ustaca yansıtır. Varvara’nın, kendisini zengin bir adamla evlenmeye zorlaması ve Makar’ın bunu çaresizlik içinde kabullenmesi, romanın doruk noktasını oluşturur. Bu kitap, benim için sadece bir roman değil, insan onurunun ve sevgisinin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatan bir aynadır. Dostoyevski’nin ruhunu açığa çıkardığı bu eser, şu
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Borsa Sihirbazları -İnceleme-
9/10
·534 syf.··
2024 2. kitabı
Borsanın büyülü dünyasına adım atarken, insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey ilham veren gerçek hikâyelerdir. Borsa Sihirbazları, sadece başarıyla anılan trader'ların sırlarını değil, aynı zamanda piyasaya farklı bir gözle bakmamı sağlayan bir rehber oldu. Jack D. Schwager, borsa ve finans dünyasında iz bırakmış isimlerle yaptığı röportajları bir araya getirirken yalnızca stratejiye değil, bu insanların düşünce yapılarına, hatalarına ve başarıyı nasıl tanımladıklarına da odaklanıyor. Çünkü piyasa, yalnızca rakamlarla değil, sabır ve kararlılıkla da yönetiliyor. Kitabın bir yerinde, başarının temelini özetleyen şu cümle özellikle dikkatimi çekmişti: "Borsada başarılı olmak istiyorsanız, para kazanmayı bir kenara bırakın ve önce riskinizi nasıl yöneteceğinizi öğrenin." Kitap, sıradan bir "başarı hikâyeleri" derlemesinden öteye geçiyor. Piyasanın doğasını anlama yolunda okuyucuya, her satırda farklı bir bakış açısı sunuyor. Bu hikâyelerde, tek bir doğru yol olmadığını, ama her birinin kendi içinde bir bütünlük taşıdığını fark ediyorsunuz. Yıllardır piyasalarda işlem yapıyor olsanız da yeni başlıyor olsanız da burada kendinizden bir şeyler bulmamanız mümkün değil. Schwager’ın bir trader’ı anlatırken kullandığı şu ifade ise zihnimde uzun süre yer etti: "Bir işlemi yapmadan önce her ihtimali göz önünde bulunduruyordu. Çünkü borsada en büyük hata, kendinizi yenilmez sanmanızdır." Özellikle kitabın bir yerinde, kazananlar ile kaybedenler arasındaki farkın bilgi kadar duygular üzerinde kurulan hakimiyetten geçtiğini okuduğumda, bu cümlenin sadece piyasa için değil, hayat için de geçerli olduğunu düşündüm. Stratejiler ve teknik analiz kadar, psikolojiyi anlamanın ve kontrol etmenin önemini hissettiren bir eser bu. Sonuç olarak, Borsa Sihirbazları, finansal bağımsızlık yolunda
Ekonomi
Borsa SihirbazlarıJack D. Schwager · Scala Yayıncılık · 2020341 okunma
Beyaz Geceler -İnceleme-
8/10
·218 syf.··
2024 1. kitabı
Dostoyevski’nin Beyaz Geceler adlı eseri, romantizmin ve melankolinin en saf hallerini içinde barındıran, içe dönük bir insanın hikâyesidir. Kısa ama derin etkiler bırakan bu eser, okuru bir gece Petersburg sokaklarına sürükler ve aşkla umudun kesiştiği yerde buluşturur. Hikâye, isimsiz bir anlatıcının – bir hayalperestin – iç dünyası ve yalnızlığı üzerine kuruludur. Dostoyevski, bu karakter üzerinden topluma karışamayan bireyin yaşadığı sıkışmışlığı, hayallerle gerçekler arasında gidip gelen ruh halini yansıtır. Hayalperest, yıllardır kendi dünyasında yaşamış, insanlarla bağ kurmaktan kaçınmış bir figürdür. Ancak kaderin bir cilvesiyle karşısına çıkan masum ve kırılgan Nastenka, onun hayatına yepyeni bir anlam katacaktır. Nastenka ile hayalperest arasındaki diyaloglar, aşkın farklı boyutlarını ele alır. Nastenka’nın önceki aşkına sadakati ve hayalperestin ona duyduğu saf bağlılık, bir yandan karşılıksız aşkın hüznünü işlerken, diğer yandan insan ruhunun derinliklerini anlamaya çalışır. Dostoyevski burada okuyucuya, "gerçek sevgi fedakârlık mıdır, yoksa bir illüzyon mu?" sorusunu yöneltir. Yazarın Petersburg’un beyaz gecelerini betimleyen tasvirleri, hikâyenin atmosferine melankolik ama aynı zamanda büyülü bir hava katar. Doğanın ve insan ruhunun kusursuz uyumunu hissedersiniz. Ancak romanın sonunda gerçekle yüzleşmek kaçınılmazdır; hayalperest için hayat, kısa bir umut ışığının ardından tekrar yalnızlığa gömülür. Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin insana dair gözlemlerinin, hayallerin ve kalp kırıklıklarının müthiş bir harmanıdır. Kitap, her okuyucunun kendinden bir parça bulabileceği duygusal bir yolculuk sunar. Yalnızlığı, aşkı ve insan ruhunun kırılganlığını bu kadar sade ama etkili bir dille anlatmak, yalnızca bir ustanın elinden çıkabilir. Hayalperestin
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma