okure

Bursa’da bir lokantacıının oğlu olan İskender Efendi (1848-1934) eti dikine koyduğu bir şişe pişirerek etin suyunu akıtmayarak lezzetini korumayı başardı. Böylece tüm dünyanın bildiği döner kebap ortaya çıktı. Dışarıdan alınan yeniliklere gerek kalmadan Osmanlı mutfağı kendini yenilemesini bilmekteydi.
Sayfa 60
Reklam
Sultan birinci Süleyman ömrünün son yıllarında neredeyse Çağdaş’ı sayılabilecek imparator beşinci charles’ın da ( 1519-1558) yaşadığı bir gerileme dönemi geçirdi. Her iki büyük hükümdar da geniş topraklara yıllar boyunca hükmettikten sonra kendilerini dine verip gençlik yıllarına ait muhteşem zamanları unuttular.. Osmanlı’nın aydınlanma dönemi yavaş yavaş sona ermek teyken harem kadınları harem ağaları ve din adamları bir zamanlar güçlü olan vezirlerin ve nam salmış savaşçıların yerlerini aldılar. Sultan’la birlikte toplum da değişmeye başlamıştı. Nihayetinde toplumsal bozulma başladı: makamlar ve unvanlar fütürsuzca satıldı veya satın alındı. Yeniçeriler ve Sultan’ın muhafızları artık liyakata göre seçilmiş esir ve gayrimüslimlerden oluşmamaktaydı. İstanbullu Türk ve Müslüman zanaatkarlar her üç ayda bir maaş almak için orduya yazılır oldu. Güçlü olan diğerini ezip sistemde yerini almaya başladı. Gücü elde etmek isteyen yöneticiler askerler ve din adamları da kendi aralarında ayrıştılar. 16. yüzyılın sonunda hayat biçimi ve toplum bir önceki yüzyıla göre tamamıyla değişirken din adamları daha katı kurallar dayatmaya başladı. Bu ortam göz önünde bulundurulduğunda Osmanlı mutfağındaki değişimi anlamak daha kolay olacaktır.
Sayfa 47
Kısaltma
Fransa kralı birinci François (1515-1547) hastalığının tedavisi için İstanbul’dan getirttiği Yahudi ya da Ermeni asıllı bir doktor yoğurt ile şifalandırır. Bu nedenle Fransızlar yoğurt için ‘lait de la vie eternelle’ (sonsuz yaşam sütü) der
Sayfa 45
Fatih Sultan Mehmet döneminde tıbbi açıdan da balığın değerli bir besin olduğuna inanılırdı. Balık her ne kadar yiyene susatsa da hemen ardından yenen gül reçelinin bu problemi ortadan kaldırdığı bilinir ve neticede insan sağlığına yararlı bir besin olduğuna hükmeilirdi. Ancak daha sonraki Sultanlar balık yemeyince deniz ürünleri saray mutfağına girmemeye başladı .
Sayfa 44
41
Selçuklular devrinden itibaren günde üç sefer yemek yenirdi: sabah kuvvetli bir kahvaltı yapılırdı ve buna kuşluk yemeği denirdi; öğle yemeği hafifte ve sadece kısa bir mola verilerek işe tekrar koyulmadan evvel güç toplanırdı; akşam namazından sonra günün ikinci kuvvetli yemeği yenirdi. Özellikle kış aylarında hala aç hissedilirse yatmadan evvel yat geber yemeği olarak adlandırılan ve meyve ya da kahvaltılılığın yendiği atıştırmalık bir yemek olurdu.
Reklam