Deniz şimşek

Deniz şimşek
@Kral707
Uzman
LİSANS
ANKARA
10 Haziran
36 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Mutlaka okunmalı
Puan vermedi·160 syf.··
2024 15. kitabı
George Orwell’in deneme türünde yazdığı bir kitaptır. Kitap, Orwell’in 1930’lu ve 40’lı yıllarda kaleme aldığı siyasi ve edebi denemelerden oluşur. Orwell, bu denemelerde İspanya İç Savaşı, milliyetçilik, faşizm, totalitarizm, Shakespeare, Tolstoy, Henry Miller, James Joyce gibi konu ve kişileri ele alır. Orwell, kendi yaşadığı dönemin tarihi, edebiyatı ve siyaseti hakkında sivri, eleştirel ve cesur bir bakış açısı sunar. Kitap, Orwell’in romanlarını okuyanlar için daha anlamlı ve ilgi çekici olabilir.
Edebiyat
Balinanın KarnındaGeorge Orwell · Gönül Yayıncılık · 2021619 okunma
Reklam
Adalet ve erdem ( yazar: Deniz Şimşek )
Adalet ve erdem, toplumun temelini oluşturan değerlerdir. Bir bireyin içsel erdemini geliştirmesi, adalete ve dürüstlüğe ulaşması, ancak böylece toplumda bir denge sağlanabilir. Bilgelik, adalet ve dürüstlük gibi erdemler, birlikte yaşadığımız toplumun sağlığı için gereklidir. Birey, kendi erdemini bulduğunda, toplumsal sorumlulukları daha iyi yerine getirebilir ve bu da adil bir toplumun doğuşuna katkıda bulunur. Sorular sormak ve düşünmek, bireyin içsel erdemini geliştirmenin anahtarıdır. Kendi düşüncelerimizi sorgulamalı, bilgelik ve anlayış arayışında olmalıyız. Ancak bu şekilde, adaletin ve doğrunun izini sürerek toplumun daha iyi bir yer haline gelmesine katkıda bulunabiliriz. Politika, erdemli bireylerin bir araya gelmesiyle şekillenir; bu nedenle her birey, içsel erdemini bulmalı ve paylaşmalıdır. Çünkü adil bir toplum, adil bireylerin bir araya gelmesiyle inşa edilir. Unutmayalım ki bir insan, bir devlet gibidir .
Siyaset & Politika
Meriç karakteri ( karikatür Meriç) (yazan: Deniz şimşek)
Günlük yaşamda, herkesin tanıdığı ve muhtemelen kendi arkadaş çevresinde de gördüğü bir tip var: Kızların yanından ayrılmayan, kızların sevgililerinin hiç sevmediği ve sürekli bir şeye burnunu sokan kişilik. Bu tip kişiler, sosyal dinamikleri etkileyen ve çoğu zaman çevrelerindeki ilişkilere olumsuz etkiler bırakan karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Bu kişilik tipi, genellikle dikkat çekmeye çalışan ve kendini ispatlama çabasında olan bir enerjiyle doludur. Her ne kadar arkadaşlarının ilişkilerine saygı göstermek yerine, sürekli olarak ilişkilerine müdahale etme eğilimindir. Bu kişilerin sıkışan burnuyla bilinmesi, genellikle başkalarının işlerine ve ilişkilerine müdahale etme alışkanlıklarından kaynaklanır. Sürekli olarak kızların yanında olma çabası, onların ilişkilerine burnunu sokması , şerefsizce hareket etmeleri bu kişilerin belirgin bir dikkat arayışı içinde olduklarını gösterir. Bu durum, çoğu zaman çevrelerindeki insanlarda rahatsızlık yaratır. Ayrıca, kızların sevgililerinin hoşlanmadığı şeylere sürekli burnunu sokma eğilimi, empati eksikliği ve başkalarının sınırlarına saygı göstermeme durumunu yansıtabilir. Bu kişiler, çevrelerindeki ilişkilerde çatışma ve gerginlik yaratma potansiyeli taşırlar. Sonuç olarak, sıkışan burnuyla bilinen bu kişilik tipi, daha sağlıklı ve olumlu ilişkiler kurmak için kişisel sınırları anlamayı ve saygı göstermeyi öğrenmelidir. Aksi takdirde, sürekli müdahaleci tavırları, etrafındaki insanları uzaklaştırabilir ve ilişkilerine zarar verebilir.
Edebiyat
Güzel
8/10
·640 syf.··
2024 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2024 23:41
Dmitry Glukhovsky’nin Gelecek kitabı, ölümsüzlüğün mümkün olduğu bir distopyada geçen bir bilim kurgu romanıdır. Kitap, kayıt dışı bir çocuk olarak büyüyen ve devletin Ölümsüzler ordusuna katılan Jan Nachtigall adlı bir askerin maceralarını anlatır. Jan, bir gün bir teröristi yakalamak için görevlendirilirken, kendini büyük bir komplonun içinde bulur ve hayatı değişir. Kitap, Glukhovsky’nin ünlü Metro serisinin ardından yazdığı ilk roman olup, 2019 yılında Türkçeye çevrilmiştir. Kitap, geleceğin toplumunu, teknolojisini, ahlakını ve sorunlarını sorgulayan, akıcı ve sürükleyici bir eserdir.
Edebiyat
GelecekDmitry Glukhovsky · Panama Yayıncılık · 201971 okunma
Sosyal medya platformlarında "Ben az kişi takip edeyim, beni herkes takip etsin" yaklaşımı, zaman içinde bir tür popülerlik yarışına dönüşmüştür. Ancak bu eğilim, bireylerin gerçek kimliklerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Çoğu zaman, takipçi sayısını artırmak uğruna içerik kalitesinden ödün verilir ve bu durum, kullanıcıların asıl değerlerini kaybetmelerine yol açabilir. İnsanlar, takipçi sayısının getirdiği sosyal onayı elde etmek için, içeriklerini sıklıkla popüler konulara veya yüzeysel eğilimlere adapte etme eğiliminde olabilirler. Bu durum, bireylerin kendi benliklerinden uzaklaşmalarına ve bir tür standartlaşmış içerik üretmelerine yol açarak sosyal medya deneyimini yüzeyselleştirir. Asıl önemli olanın takipçi sayısı değil, içerik kalitesi ve anlam olduğunu hatırlamak, bireylerin daha sağlıklı ve anlamlı bir dijital etkileşim geliştirmelerine yardımcı olabilir.
Reklam