Deniz şimşek

Deniz şimşek
@Kral707
Uzman
LİSANS
ANKARA
10 Haziran
36 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Başarılı insanları aşağıya çekme psikolojisi, genellikle kişisel güvensizlik, kıskançlık veya başkalarının başarılarına duyulan acı bir tepki olarak ortaya çıkar. Bu tür negatif tutumlar, bireyin kendi başarısızlıklarıyla başa çıkamamasından kaynaklanabilir. Bunun yanı sıra, toplumsal baskılar, rekabet ortamı ve çeşitli dış etkenler de bu psikolojiyi tetikleyebilir. Bu tutumun üstesinden gelmek için önemli olan, kendi başarılarımıza odaklanmak ve başkalarının başarılarından öğrenmeye açık olmaktır. Olumlu bir rekabet ortamı, herkesin gelişimine katkıda bulunabilir. Ayrıca, başarılı insanları desteklemek ve onların motivasyon kaynağı olmak, genel olarak daha pozitif bir sosyal çevre oluşturabilir. Başarıyı kıskanmak yerine, bu başarıları birer ilham kaynağı olarak görmek, bireyin kendini geliştirmesine ve olumlu bir bakış açısıyla çevresiyle etkileşimde bulunmasına yardımcı olabilir. Not: Kendinize gelin !! Başarılı insanlara sahip çıkıp, onları bir 0st basamağa taşımak için yardımcı olun. Bir bireyin yükselmesi, toplumun yükselmesini sağlayacaktır. Unutmayalım ki damlaya damlaya göl olur
Duygu/Düşünce
Reklam
Bana göre Baskıcı rejimler.
Baskıcı rejimler, tarih boyunca birçok ülkede siyasi ve toplumsal düzeni etkileyen önemli bir olgu olmuştur. Bu rejimler genellikle bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan, sansür uygulayan ve muhalefeti bastıran bir yapının parçasıdır. Bir ülkede baskıcı bir rejimin kurulması, genellikle otoriter liderlerin iktidara gelmesiyle ilişkilidir. Bu rejimlerin temel özelliklerinden biri, basın özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Haber ve bilgi akışının kontrol altında tutulması, toplumun gerçekleri öğrenme hakkını sınırlar. Ayrıca, muhalefetin susturulması, eleştiriye tahammülsüzlük ve hükümet karşıtlarının sindirilmesi, baskıcı rejimlerin varlığını sürdürmesine katkıda bulunan unsurlardır. Baskıcı rejimler genellikle vatandaşların özgürlüklerini sınırlayarak, hükümetin daha fazla kontrol sağlamaya çalışır. Bu durum, bireylerin düşünce ve ifade özgürlüğünü zedeler, toplumsal adaleti ve demokratik değerleri tehdit eder. Ancak, bu tür rejimlere karşı direniş ve mücadele de yaygındır. Bireyler ve sivil toplum kuruluşları, özgürlüklerini savunmak ve demokratik değerleri korumak adına bir araya gelir. Tarih, baskıcı rejimlerin sürdürülebilir olmadığını ve insanların özgürlük ve adalet taleplerine dayanıklı bir şekilde direndiğini göstermiştir. Bu mücadeleler, demokratik bir toplumun oluşturulmasında önemli bir rol oynar.
Siyaset & Politika
Mutlaka okunmalı
Puan vermedi·352 syf.··
2024 13. kitabı
1984, George Orwell’ın 1949 yılında yayımladığı distopik bir romandır. Roman, 1984 yılında, sürekli savaş halinde olan, baskıcı ve totaliter bir rejim tarafından yönetilen hayali bir dünyayı anlatır. Bu dünyada, insanlar her an tele-ekranlar adı verilen cihazlarla izlenir, düşünce polisi tarafından kontrol edilir ve Büyük Birader adlı gizemli bir lider tarafından yönlendirilir. Romanın baş kahramanı Winston Smith, Gerçek Bakanlığı’nda çalışan, tarih ve gerçekleri değiştiren bir memurdur. Winston, bu sisteme karşı gelmeye ve özgürlüğünü aramaya başlar. Ancak bu, çok tehlikeli ve sonuçları ağır olan bir eylemdir. Roman, insan hakları, bireysellik, gerçeklik, dil, propaganda, güç, sınıf, aşk, cinsellik, sadakat, ihanet gibi pek çok temayı ele alır. Orwell, romanında, totalitarizmin insan doğası ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serer. Roman, aynı zamanda, siyasi ve teknolojik gelişmelerin, insanların özgürlüklerini nasıl tehdit edebileceğine dair bir uyarı niteliği taşır. 1984, 20. yüzyılın en etkileyici ve etkili eserlerinden biri olarak kabul edilir. Roman, bugün bile pek çok kültürel ve siyasi referansa kaynaklık eder.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Gece saat 3.00 (yazar: Deniz Şİmşek)
Gece saat 3, sessizliğin en derin olduğu, gökyüzünün yıldızlarla dolup taştığı anlardan biridir. Ancak bu gece, içsel bir fırtına taşır. Zaman, geçmişin hayaletlerini serbest bırakır ve o an, yorgun ruhu hüzünle sarar. O saatte, uyuyan dünya arasında kaybolmuş hisseder insan kendini. Sokak lambalarının soluk ışıkları, gölgeleri uzatırken, düşler de karanlık odalarda dolaşır. Belki de o saatte, karanlık düşler, geçmişin unutulmuş köşelerinden sıyrılıp gelir. Ve gece saat 3, yıldızların altında yaşanan aşkların özlemiyle doludur. Belki de uzaklarda bir yerde, aynı yıldızlara bakan biri vardır. Ama bu aynı gökyüzü altında olmak, aynı hisleri paylaşmak, yalnızlığı paylaşılmış bir hüzne dönüştürmez. O saatte, gözler karanlıkta bir kaybolmuşluğu arar. Belki de geçmişin kapıları kapanmamıştır, belki de hala aklında olan biri vardır. O insan, geçmişin izlerini ruhunda taşır ve o izler, gece saat 3'te en çok hissedilendir. Gece saat 3, bir yandan hüzünle yankılanırken, diğer yandan içsel bir umudu barındırır. Belki de yeni başlangıçlar, bu karanlık saatin ardında gizlidir. Ve belki de gece, en derin düşüncelerin, duyguların ve umutların serbest kaldığı bir zaman dilimidir.
Edebiyat
Immanuel Kant, politika alanında özgün ve etkileyici görüşleriyle bilinen bir filozoftur. Kant'ın politika felsefesi, evrensel barış, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi temel prensiplere dayanır. Bu prensipler, onun politik düşüncesinin temel taşlarını oluşturur. Kant, "Barışın Metafiziği" adlı eserinde, evrensel barışın gerçekleşmesi için gerekli koşulları ele alır. Ona göre, devletler arasında kalıcı bir barış ancak birbirlerine karşı dürüstlük, adalete saygı ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüne dayalı bir dünya vatandaşlığı kurulmasıyla mümkündür. Kant, bu evrensel barışın bir gün gerçekleşmesini umut eder. Aynı zamanda, Kant'ın politika felsefesinde hukukun üstünlüğü önemli bir yer tutar. "Metafizik Hak Prensipleri" adlı eserinde, bireylerin haklarına saygı gösterilmesi ve hukuki düzenin korunması gerektiğini vurgular. Kant'a göre, hukukun üstünlüğü, adil bir toplumun temelini oluşturur ve bireylerin özgürlüklerini güvence altına alır. İnsan hakları, Kant'ın politika görüşünün merkezinde yer alan bir diğer önemli kavramdır. Ona göre, her bireyin doğuştan gelen temel haklara sahip olması, insanın saygı görmesi ve değerli olduğu anlamına gelir. Bu haklar, devletin müdahalesinden korunmalı ve her birey için eşit bir şekilde geçerli olmalıdır. Kant'ın politika felsefesi, bireyin özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve evrensel barış gibi temel prensipler etrafında şekillenir. Onun düşünceleri, günümüzde hala politika teorisyenleri ve düşünürleri tarafından değerli bulunmakta ve politika alanında evrensel değerlere vurgu yapmaktadır. Kant'ın politika felsefesi, bireyin özgürlüğü ve insan haklarına duyulan saygı üzerine inşa edilmiştir. Ona göre, devletin temel amacı, bireylerin haklarına müdahale etmemek ve adil bir toplum düzenini korumaktır. Bu noktada,
Siyaset & Politika
Reklam