Dehşet, orada olunduğu an başlıyor. Orası; ilişkisiz, kendi içine kapalı, dışarıya ulaşılamayan, ama dışardakinin (görevlinin!) gerek gördüğünde (gözet-lemek için, şiddet uygulamak için) ulaşabileceği bir mekân. Mekân-olmayan bir mekân; çünkü insan için, yaşam için tasarlanmış bir mekân başka yerlere açılımlarıyla, kendini başka mekânlar içinde konumlan-dırışıyla, ilişkileriyle de mekân olur. Kapalı, kapatıl-mış bir mekân, çıkışsız bir mekân -tabut gibi ancak yok olmanın yeridir.
Zaman da zaman değil orada. Kendi yörüngesi etrafında dönen, döndükçe hızlanan, hızlandıkça baş döndüren, ancak uykuya ve yeniden uykuya kaçırtan, hiçbir şey yapmazken, yalnızca akışıyla yoran zaman, artık tamamen nesnel bir ölçü olan zaman: Günlerin bile değil, belki ancak ayların geçişi fark edilir.
Ve insan, orada, duyularını yitirir. Ve insan, hâlâ, orada, insan. "Ama içerde maruz kaldığımız 'infaz'ın gerçekleşmesi aslında. Yani içinizin çözülmesi söz konusu maddelerin asitte çözülmeleri gibi-, direnmeye yoğunlaşmakla bu süreç yavaşlatılır, ancak etkileri tamamen ortadan kaldırılamaz." (aynı mektuptan)