• Hepsinin yüzüne umutsuzluğun tablosu çizilmiş. Hepsi sıradan... Yalnızlar. Hayat onlar için sonsuzluğa uzanan bir hapishane. Ve ben hepsine yabancı bir gardiyan...
  • Kitap Nâzım Hikmet'i o kadar güzel anlatmış ki bazen insan kendini sorguluyor. Nâzım'ın daha çocuk yaşta yazdığı şiirle Mevlevi dervişlerini kendine hayran bırakması,Heybeli Ada Bahriye Mektebine gitmesi,1 yıl gibi kısa bir süre orduda görev yapması,akabinde geçirdiği rahatsızlıktan dolayı ordudan ayrılması,Anadolu'ya geçip milli mücadeleye destek vermesi,Komünist olduğu için birtakım çevrelerce tehlikeli görülmesi,ardından Moskova'ya kaçması daha sonra geldiğinde Bursa ve Çankırı'daki uzun hapis yılları. Hapishane yıllarındaki Orhan Kemal,Kemal Tahir ve İbrahim Balaban ile dostlukları ve tabiii ki Nüzhet,Yelene Yurcenko, Piraye,Münevver, Galina ve son aşkı Vera Tulyakova ile olan ilişkisi akıcı bir şekilde anlatılıyor. Aslında yazacak daha çok şey var ama neyse.
  • بســـم الله الرحمن الرحيم


    İbn Teymiyye'nin Mısır'dan annesine yazdığı mektup. Bu mektupta İbn Teymiyye hem bir evlat ve hem de bir alim olarak, üzerine düşen sorumlulukları dile getirmektedir.?
    (el-Fetava : C. 28, sh: 48-50. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye: İbrahim b. Ahmed el-Feyyani, sh: 37-38. İbn Abdil-Hadi: el-Ukud ed-Darriye. sh: 257.)

    Ahmed b. Teymiyye'den saadetli anneciğime...
    Allah, gözünü nuru ve nimetiyle aydınlatsın ve seni bol keremine bürüsün ve seni kadınların en hayırlısı kılsın.
    Allah'ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun!
    Kendisinden başka ibadete layık ilah olmayan Allah'a hamdederek mektubuma başlıyorum. O hamdleri kabul eden ve o her şeye gücü yetendir.
    O'ndan Nebilerin hatemi muttakilerin İmamı, kulu ve Resulü Muhammed'e (Allah'ın selamı ve salatı O'nun üzerine olsun) salat ve selam getirmesi niyazıyla.
    Bu mektubum size Allah'ın bir nimeti, O'nun büyüklüğü ve kerametli minnetinden ve büyük ayetlerindendir. Bundan ötürü Allah'a çok şükrediyor ve O'nun fazl-ı kereminden daha ziyade istiyoruz.
    Biliyorsunuz bizim şu anda bu ülkede bulunmamız, bazı zorunlu nedenlerden dolayıdır. Ne zaman amelde ihmalde bulunursak, dünyaya ve ahirete dair işlerimiz fesada uğruyor.
    Allah bilir ki biz, sizden isteyerek uzak kalmayı seçmedik. Eğer şu havada uçuşan kuşlar bizi kanatlarına alıp getirebilseydi bir an önce kavuşmak için sevinciyle kuşların kanadıyla size uçuşurduk.
    Ne yazık ki "gaib" in özrü kendisiyle beraberdir. Eğer sizler durumların iç yüzünü bilmiş olsaydınız -Allah'a Hamd olsun- siz de şu anda içinde bulunduğumuz durumu seçmek isterdiniz. Biz burada sürekli kalmaya karar vermiş değiliz. Biz burada her gün kendimiz ve sizin için "istihare" de bulunuyoruz. Bize hayır duada bulunun. Allah'tan dileğimiz bize, size ve tüm Müslümanlara hayır olan şeyi seçmesini ve seçtiğinde de hayır ve afiyet ihsan buyurmasıdır.
    Bununla beraber, Allah, bize öyle hayır, rahmet, hidayet ve bereket kapıları açtı ki, bu daha önce ne aklımıza ve ne de hayalimize gelmezdi.
    İşte biz böyle bir halde, her an içimizde bir sefer (yolculuk) duygusuyla yaşıyoruz ve Allah-ü Teala'ya sürekli "İstihare" de bulunuyoruz. Sakın sizden birisi, dünyalık herhangi bir şeyi size yakınlığımıza tercih ettiğimizi sanmasın. Aksine öyle bazı dini meseleler var ki (dinde sizin yakınlığınız) bundan daha hayırlı olduğu için sizin yakınlığınız (sıla-i rahmi) tercih ediyoruz.
    Fakat öyle büyük meseleler var ki, bunun ihmalinden ötürü zarar Müslümanların hepsine vereceğinden korkuyoruz. Şahid, görmeyenin gördüğünü görür diye bir darb-ı mesel vardır, bunu siz de bilirsiniz.
    Sizden ricamız bize çokça dua etmenizdir. Çünkü Allah bilir, biz bilemeyiz, O takdir eder, biz edemeyiz, O gizlilik aleminde olanları bilir.
    Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem):
    "İnsanoğlunun, Allah'ın kendisine (bela, imtihan veya rızık olarak) verdiklerini hayırlı bulup (istihare etmesi) razı olması onun mutluluğundandır. İnsanoğlunun istihareyi terk etmesi ve Allah'ın kendisine takdir etmiş olduğuna gazap etmesin de onun mutsuzluğundandır."
    Tacir yolculuğunda mallarından bazısının zarar ve ziyana uğramasından korktuğu için kendinden emin oluncaya kadar, gittiği yerde ikamet edebilir. Ama bizim içinde bulunduğumuz durum, dille anlatılamayacak kadar güzel.
    "La Havle vela Kuvvete illa billah"
    Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi size ve evde bulunan büyük, küçük, herkese, komşu ve akrabaların tek tek üzerine olsun! Salat ve Selam Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ve O'nun âli ve ashabının üzerine olsun!
  • Kitabı başlangıçta alırken, hapishane ile ilgili olduğunu sanarak almıştım. Hapishane olduğu kısmı doğruydu aslında; insan düşünmeye başlar yerli yersiz, düşündükçe aklını yitirir ve hapishanede yaşamaya başlar. İvan deliydi. Andrey ise, deli ile deli olandı.

    Hayata dair düşünceler çok iyiydi kitapta. Acının hafife alınmayacağını, hayatın ciddiye alınması gerektiğini vurguluyordu. Hayatı sorgulatan diyaloglar vardı.

    Sonunu "Zindan Adası" gibi olmasını bekledim. Kitapta deliyle deli olan bir doktor vardı, bu durum ayrı bir hava kattı kitaba.
  • Toplum konforlu bir hapishane.. sense kendini mutlu zanneden, daha kim olduğunu bir gün bile deneyimlememiş bir mahkumsun..
  • Devletin yaptığı okulların hapishaneye benzemesi zaten tesadüf olamaz. Hatta aslında mantıklı da, çocukları köleliğe hazırladıkları bir sistemde okullar da hapishane gibi olmak zorunda. Sonrasında insansıları bu yüksek binaların içine kapatabilmek ve ne ürettiklerini bilmeden yaşamlarını adamalarını sağlamak için böyle beyin yıkıyor olmalılar.