“Batılılaşma “ hırsına kapılmış Türkiye’nin hâkim güçleri tarafından dinlenmediği, kaba güçle susturulduğu sürece, yalnız “orası” değil bütün Türkiye yasaklarla dolu büyük bir hapishane olmaya devam edecek.
Sayfa 431 - YKY·Kitabı okudu
"Kahkahası daireye can verdi. Kurabiyeleri de. Belki Genevieve'in burada olmasıyla burası parmaklıkları olmayan bir hapishane hücresine olağanüstü bir şekilde benzeyen bir kutu gibi değil de ev gibi hissettirebilirdi."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Yalnızca kadınların kanatları olabileceğine inanan, son derece hassas erkekler, bir saray gibi görünen bir hapishane, yani harem gibi zalimce bir şeyi icat etmiş olabilir."
Alıntı
“Hapishanenin bir yer değil,bakış açınız olduğunu anlamak.”
Sayfa 278 - Domingo·Kitabı okudu
Neyse. İşte ben ramazan ayının on birinci günü yine nezarethaneye ziyaretçi oldum. Bu durumda süremi doldurmama rağmen tahliye edilmeyip hapishanelerde yuva değiştirmiş oldum. Gerçi ilk gece alaturka saatle saat dokuzda zaptiye nazırının huzuruna çıkarıldık. Özel bir memur gözetiminde yine Aydın vilayetine iade edilmemin usulleri gereği olduğunu nazır bana anlattı. İtaat etmekten başka çare olmadığından, "Aman efendim! Bu Ramazan'ı da hapishanelerde geçirmeyeyim. Lütfedip bir an önce gönderin," dedim. Yalancı herif, "Birkaç güne kadar göndeririz," dediği hâlde sevk belgemizi ancak on beş günde yazıp sevk ekibine gönderebildi. Fakat bizi gönderiyorlar mı? Ne gezer! Çünkü, "Sevkiyatta para yok," diyerek bayramın ertesine kalmamızın şart olduğu cevabını veriyorlar. Nihayet ben gardiyan Mehmet Ağa'ya çok rica ettim. O da sevkiyata söyledi. Rüşvetçi herifler, kendi harcırahımla koynumda yılan taşımak kabilinden yanıma verilecek olan polisin harcırahını verirsem sevk edeceklerine söz verdiler. Ben de çaresiz kalıp paralarını verdim. Fakat yine göndermediler. Bu kez de İzmir'e birkaç tane daha sürgünün gideceğinden bahsederek onların da harcırahlarını benim vermemi şart koştular. Fesübhanallah! Ne zalim yönetim, ne zalim memurlar! Ona da razı olduk. Onların da harcırahlarını verdik. Fakat bu son hakarete çok canım sıkıldı. Hapishane köşesinde tenha yerlere çekilip şu kıtayı yüksek sesle okuyarak nefesimi genişletmeye çalışıyordum. Kıta Şimdiki nâzır-ı zabtiyye Şefik Paşa'nın Dili ağzında yalan çantasının miftâhı Olacak âlem-i târihte bir yüzkarası Amını götünü siktiğimin fellâhı -Günümüz Türkçesiyle- Şimdiki zaptiye nazırı Şefik Paşa'nın Ağzındaki dili yalan çantasının anahtarı Dünya tarihinde bir yüz karası olacak Amını götünü siktiğimin
Sayfa 57 - Sapiens Yayınları / 11 Fellah kelimesi Arapçada çiftçi anlamına gelmekte olup, Türkçede Arap anlamında da kullanılmaktadır. (Hazırlayanın notu)
Şiir
Yine o sıralarda, hapishane bahçesinde gezindikçe aşağıdaki kıtaları mırıldanıyordum. Kıta Mekteb-i gamda Hüseyn-i Kerbelâ'dan feyz alıp Bin felâket dersini birden bitirmişlerdeniz Etmeyiz öyle olur olmaz belâdan ictinâb Biz makam-ı Yûsufu görmüş geçirmişlerdeniz -Günümüz Türkçesiyle- Keder okulunda Kerbela'daki Hüseyin'i örnek alıp Bin felaket dersini birden bitirmişlerdeniz Öyle olur olmaz belalardan çekinmeyiz Biz Yusuf makamını görüp geçirmişlerdeniz
Sayfa 51 - Sapiens Yayınları / 10 Yusuf peygamberin kuyuya düşmesine vurgu yapılarak hapishane kastedilmektedir. (Hazırlayanın notu)
Şiir