Kristina Polat

Kristina Polat
@Kristinay
Öğrenci
Tıp 6/6
Ankara
64 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
8/10
·56 syf.·
2020 89. kitabı
Oidipus’taki ele alınan kavramlar, çatışma üzerine kurulsa da Kolons’taki hikayenin devamı aslında bu çatışmanın bir huzura erme durmunu anlatıyor. Oidiupus’un işlediği büyük günah, tanrıların laneti ile dönemin veba salgını ile sonuçlandığı bağlantıları kuruluyor. Oidipus’un gerçeğin peşine düşmesi de bu veba salgını ve o dönemde diğer toplumsal sorunlarının çözülememesi ile ortaya çıkıyor. Gerçeğin peşinde kahinlerin uyarılarına rağmen ısrarla gitmesi onun sonunu hazırlıyor. Fakat burada görebileceğimiz şey, aslında Oidipus’un gerçeğin peşinde koşmaktan başka bir çaresinin olmadığı ve bilinmezliğin onu daha da meraklandırdığı. Başlarda, duydukları doğal olarak inkar etmesine, başkalarını suçlamasına ve hatta art niyet aramasına sebep oldu. Bu durum, günümüzde bile psikolojik olarak her insanın doğasında vardır. Örneğin sonunda ölüm olan bir hastalığa yakalanmanın ilk aşaması inkar etmektir. İnsan beyni kabul etmek istemez başına gelenleri ve inkara suçlamaya başlar. Aslında korkudan kaynaklanır bütün suçlamalar. Ölüm korkusu, hastalık korkusu veya kaybetme korkusu. İnsanlar kendilerine tehlike veren, huzursuz eden gerçeklerle karşılaştıklarında inkara ve suçlamaya başlarlar. Sonrasında diğer aşamalar gelir ve kabullenmeyle sonuçlanır. Kolonos’taki hikayede de bu kabullenişi görüyoruz. Kabullenişi ve huzura ermeyi. Aslında bu iki kavram birbirinin sebep sonuç ilişkisidir bile denenebilir. Alınması gereken ders ise, kral Oidipus’un en başlardaki bahtiyarlığı ne kadar imrendirici olsa da acılar çektikten sonra gerçek bahtiyarlığa kavuşmuştur. Bu yüzden, insanları yürüdüğü yolda karşılaştığı engellerin üstesinden gelmesi onu asıl mutluluğa ve zafere kavuşturacağı unutulmamalıdır.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·372 syf.·
2020 88. kitabı
Doğruluk ve iyi insan olma halini anlatan birinci bölümde, uzun uzadıya bu kavramlar araştırılmıştır. Doğruluğun eğrilikle karşılaştırılması ve bir öz olarak ele alınmasıyla gerçek değeri ortaya konmuştur. Eğriliğin daha karlı ve daha iyi bir şey olduğunu savunanlara karşı Sokrates uzun uzun aksini ispat edebilmiştir. İkinci kitapta ise bir toplumun sağlıklı bir devlet oluşturabilmesi için içermesi gerektiği unsurlardan bahsediliyor. Önce küçük bir toplumda sonra ise daha büyük devlette en önemli olanın herkesin kendi işini, yatkın olduğu işi yapmasıdır. Doğruluğun temel unsurlarından birisi de budur. Yine toplum koruyucularından kısaca bahsedilmeye başlandı bu bölümde. Toplum koruyucuların doğru olması için temel gereklilik doğru eğitimdir. Bu da ancak musiki ve beden eğitimi ile olur fikrine varmışlardır. Daha sonra bu eğitimlere üçüncüsü yani filozofluk eğitimi eklenecek. Yalan ve adalet kavramları da hakikate ulaştırıldıktan sonra toplum yapılanmasında kadın ve çocukların ortak kullanılması gerekliliğinden bahsedildi. Burada, ideal devlet’ten distopyaya bir kayma bar gibiydi, çünkü gördüğümüz çoğu ideal unsur, aslında kendi içinde büyük bir kaosa sebep olabilir. Şöyle ki; çocukların ortak kullanımı ve çocukların ana-baba değerlerinden yoksun olarak yetiştirilmeleri, onların kişilik olarak gelişimini engelleyebilir ve bu da ilerleyen zamanlarda toplumun çöküşüne sebep olabilir. Zira bastırılmış duygular asabiyet ve isyanla kendini gösterebilir ki bu, ideal devlet düzenine aykırıdır. Yine doğruluk ve eğrilik kavramları, bilgi ve öz kavramlarıyla harmanlanarak ele alınmış. Bilginin var olanı açıklaması, var olanla ilgilenmesidir. Yokluk ise olmayandır. Bu ikisi arasında kalan ise sanıdır. Dolayısıyla felsefe bir bilimdir fakat filozof gibi davranmak bir sanıdır.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
8/10
·200 syf.·
2020 87. kitabı
Sokrates’in savunması, kendine karşı yöneltilen bütün suçlamaları apaçık bir şekilde geri püskürtmüştür. Özellikle Meletos’u yanına getirip ona asılsız suçlamaları hakkındaki sorularla ne kadar haksız olduğunu kanıtlamıştır. Onu inançsızlıkla suçlamasına karşın daimonları örnek verip aksinin olduğunu ispat etmesi bunun bir örneği. Yine gençlere yanlış bilgiler öğrettiğini, hatta onlardan para istediği suçlamalarını da tamamen zıt olaylarla açıklayarak geri püskürtmüştür. Beni en çok etkileyen kısım ise Khairephon’un Sokrates’ten daha bilgin kimsenin olmadığını söylemesinin ardından Sokrates, bu sözlerin aksini ispat edebilmek adına adım adım her yeri dolaşıp dönemin bütün bilginleri ile tanışmasıdır. En sonunda bu bilginlerin bir kısmının bilgisizliğinin farkında olmadığını, bir kısmının ise kendi alanındaki bilgisiyle sınırlı kalıp kendini o haliyle üstün gördüğünü fark etmiş ve hayal kırıklığına uğramıştır. Böylelikle bu savunmada, var olan bilginin daima yetersiz kalacağı ve bunu ancak dönemin ustalarını daha iyi tanıyarak anlayacağımız vurgulanmıştır. Ayrıca bilgiyi öğretme ve yayma yolunda verilen mücadelede her zaman hakkımızı savunmamız gerektiğini açıkça görmekteyiz.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,8bin okunma