Oidipus’taki ele alınan kavramlar, çatışma üzerine kurulsa da Kolons’taki hikayenin devamı aslında bu çatışmanın bir huzura erme durmunu anlatıyor. Oidiupus’un işlediği büyük günah, tanrıların laneti ile dönemin veba salgını ile sonuçlandığı bağlantıları kuruluyor. Oidipus’un gerçeğin peşine düşmesi de bu veba salgını ve o dönemde diğer toplumsal sorunlarının çözülememesi ile ortaya çıkıyor. Gerçeğin peşinde kahinlerin uyarılarına rağmen ısrarla gitmesi onun sonunu hazırlıyor. Fakat burada görebileceğimiz şey, aslında Oidipus’un gerçeğin peşinde koşmaktan başka bir çaresinin olmadığı ve bilinmezliğin onu daha da meraklandırdığı. Başlarda, duydukları doğal olarak inkar etmesine, başkalarını suçlamasına ve hatta art niyet aramasına sebep oldu. Bu durum, günümüzde bile psikolojik olarak her insanın doğasında vardır. Örneğin sonunda ölüm olan bir hastalığa yakalanmanın ilk aşaması inkar etmektir. İnsan beyni kabul etmek istemez başına gelenleri ve inkara suçlamaya başlar. Aslında korkudan kaynaklanır bütün suçlamalar. Ölüm korkusu, hastalık korkusu veya kaybetme korkusu. İnsanlar kendilerine tehlike veren, huzursuz eden gerçeklerle karşılaştıklarında inkara ve suçlamaya başlarlar. Sonrasında diğer aşamalar gelir ve kabullenmeyle sonuçlanır. Kolonos’taki hikayede de bu kabullenişi görüyoruz. Kabullenişi ve huzura ermeyi. Aslında bu iki kavram birbirinin sebep sonuç ilişkisidir bile denenebilir. Alınması gereken ders ise, kral Oidipus’un en başlardaki bahtiyarlığı ne kadar imrendirici olsa da acılar çektikten sonra gerçek bahtiyarlığa kavuşmuştur. Bu yüzden, insanları yürüdüğü yolda karşılaştığı engellerin üstesinden gelmesi onu asıl mutluluğa ve zafere kavuşturacağı unutulmamalıdır.