Kristina Polat

Kristina Polat
@Kristinay
Öğrenci
Tıp 6/6
Ankara
64 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·96 syf.·
2020 91. kitabı
Oidipus’un kızı ve aynı zamanda kardeşi Antigone’un hikayesi, apayrı bir tragedyayı anlatıyor ve en az ilk hikaye kadar güçlü olduğunu söyleyebilirim. Temelde tek bir kişi/varlıkta ağırlık koyan dönemin tiyatrolarında yenilik unsuru ekleniyor burada. İki uç var, iki ayrı kutup. Bir tarafta kararlı, soğukkanlı ve baş kaldıran Antigone; diğer tarafta hırslı, öfkeli ve despot Kreon. Kreon’un kardeşlerden birisini gömerken ötekini açıkta bırakma emri, tanrılara bile karşı gelip kendi bildiği doğruları yaptığını bize açıkça gösteriyor. Ölüsü de bizim için düşmandır diyerek ölü bir bedene canlı bir varlığın yapabileceği en kötü şeyi yapıyor. Önceki hikayelerde Kreon’un (belki yönetime geçmesinden dolayı) acımasızlaştığını ve ruhunun daha çalkantılı hale geldiğini görebiliyoruz. Değişken, sırf dedikleri olsun diye bazen çocuk gibi saçmalayabilen ve kendi kurallarını tanrılardan bile üstün tutan birine dönüşüyor. Bu da insanların zamanla nasıl değişebileceğinin güzel bir örneği. Antigone, kararlı yapısıyla kendinden (kardeşi İsmene gibi) ödün vermeden, ne olursa olsun erkek kardeşini gömmesi ve ölümü göze alması, fedakarlıktan çok disiplinli bir ruhun göstergesi. Fedakarlığı daha çok İsmene’de görüyoruz, çünkü başlarda Antigone’a yardım etmekten korkarken sonra kralın yanında kendini feda ederek kardeşinin suçunu paylaşmak istemişti. Bu hikayeden çıkaracağımız ana başlık ise gurura kapılıp fevri davranmak, insana büyük acılar çektirerek olgunlaşmasını öğretecektir.
AntigoneSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20226,3bin okunma
8/10
·56 syf.·
2020 89. kitabı
Oidipus’taki ele alınan kavramlar, çatışma üzerine kurulsa da Kolons’taki hikayenin devamı aslında bu çatışmanın bir huzura erme durmunu anlatıyor. Oidiupus’un işlediği büyük günah, tanrıların laneti ile dönemin veba salgını ile sonuçlandığı bağlantıları kuruluyor. Oidipus’un gerçeğin peşine düşmesi de bu veba salgını ve o dönemde diğer toplumsal sorunlarının çözülememesi ile ortaya çıkıyor. Gerçeğin peşinde kahinlerin uyarılarına rağmen ısrarla gitmesi onun sonunu hazırlıyor. Fakat burada görebileceğimiz şey, aslında Oidipus’un gerçeğin peşinde koşmaktan başka bir çaresinin olmadığı ve bilinmezliğin onu daha da meraklandırdığı. Başlarda, duydukları doğal olarak inkar etmesine, başkalarını suçlamasına ve hatta art niyet aramasına sebep oldu. Bu durum, günümüzde bile psikolojik olarak her insanın doğasında vardır. Örneğin sonunda ölüm olan bir hastalığa yakalanmanın ilk aşaması inkar etmektir. İnsan beyni kabul etmek istemez başına gelenleri ve inkara suçlamaya başlar. Aslında korkudan kaynaklanır bütün suçlamalar. Ölüm korkusu, hastalık korkusu veya kaybetme korkusu. İnsanlar kendilerine tehlike veren, huzursuz eden gerçeklerle karşılaştıklarında inkara ve suçlamaya başlarlar. Sonrasında diğer aşamalar gelir ve kabullenmeyle sonuçlanır. Kolonos’taki hikayede de bu kabullenişi görüyoruz. Kabullenişi ve huzura ermeyi. Aslında bu iki kavram birbirinin sebep sonuç ilişkisidir bile denenebilir. Alınması gereken ders ise, kral Oidipus’un en başlardaki bahtiyarlığı ne kadar imrendirici olsa da acılar çektikten sonra gerçek bahtiyarlığa kavuşmuştur. Bu yüzden, insanları yürüdüğü yolda karşılaştığı engellerin üstesinden gelmesi onu asıl mutluluğa ve zafere kavuşturacağı unutulmamalıdır.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
9/10
·372 syf.·
2020 88. kitabı
Doğruluk ve iyi insan olma halini anlatan birinci bölümde, uzun uzadıya bu kavramlar araştırılmıştır. Doğruluğun eğrilikle karşılaştırılması ve bir öz olarak ele alınmasıyla gerçek değeri ortaya konmuştur. Eğriliğin daha karlı ve daha iyi bir şey olduğunu savunanlara karşı Sokrates uzun uzun aksini ispat edebilmiştir. İkinci kitapta ise bir toplumun sağlıklı bir devlet oluşturabilmesi için içermesi gerektiği unsurlardan bahsediliyor. Önce küçük bir toplumda sonra ise daha büyük devlette en önemli olanın herkesin kendi işini, yatkın olduğu işi yapmasıdır. Doğruluğun temel unsurlarından birisi de budur. Yine toplum koruyucularından kısaca bahsedilmeye başlandı bu bölümde. Toplum koruyucuların doğru olması için temel gereklilik doğru eğitimdir. Bu da ancak musiki ve beden eğitimi ile olur fikrine varmışlardır. Daha sonra bu eğitimlere üçüncüsü yani filozofluk eğitimi eklenecek. Yalan ve adalet kavramları da hakikate ulaştırıldıktan sonra toplum yapılanmasında kadın ve çocukların ortak kullanılması gerekliliğinden bahsedildi. Burada, ideal devlet’ten distopyaya bir kayma bar gibiydi, çünkü gördüğümüz çoğu ideal unsur, aslında kendi içinde büyük bir kaosa sebep olabilir. Şöyle ki; çocukların ortak kullanımı ve çocukların ana-baba değerlerinden yoksun olarak yetiştirilmeleri, onların kişilik olarak gelişimini engelleyebilir ve bu da ilerleyen zamanlarda toplumun çöküşüne sebep olabilir. Zira bastırılmış duygular asabiyet ve isyanla kendini gösterebilir ki bu, ideal devlet düzenine aykırıdır. Yine doğruluk ve eğrilik kavramları, bilgi ve öz kavramlarıyla harmanlanarak ele alınmış. Bilginin var olanı açıklaması, var olanla ilgilenmesidir. Yokluk ise olmayandır. Bu ikisi arasında kalan ise sanıdır. Dolayısıyla felsefe bir bilimdir fakat filozof gibi davranmak bir sanıdır.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma