Zaten, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve çok daha ezicidir.
Vakıa bu sefer de muhteşem bir tabiatın arasından geçmiştik; fakat ona, birinci sefer de olduğu gibi, her şeyini yeni ve harikulade bulan bir ruhla değil sihrini bir yığın ıstırap tecrübesinin soldurduğu bir gözle bakıyordum.
Maria Puderle tanismadan evvelki bos, gayesiz, maksatsız günler, eskisinden çok daha ıstırap verici bir halde, yeniden baslamistı. Arada bir fark vardı Hayatin bundan ibaret oldugunu zannettiren bilgisizligimin yerini simdi, dunyada baska türlü de yasanabilecegini bir kere ögrenmis olmanin azabi tutuyordu. Etrafimin artik hiç farkinda degildim. Hiçbir seyden zevk almama imkân olmadigini hissediyordum.
Hayatta yalniz kalmanin esas oldugunu hâlâ ka-bul edemiyor musunuz? Bütün yakinlasmalar, bütün birlesmeler yalancidir. Insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her seyi birakip kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten
vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal kırıklığı ne inkisar kalır... Bu halimizle hepimiz acinmaya layikiz; ama kendi kendimize acimalıyız. Baskasina merhamet etmek, ondan daha kuvvetli oldugunu
zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı
görmeye hakkimiz yoktur...