Rilke’nin şiirindeki “Üstümdeki bu gökle yaşayamıyorum artık,” diyerek ağlayan kör kadına ne söyleyebiliriz? Biz de ayaklarımızın altındaki bu yeryüzüyle artık yaşayamadığımızı söyleseydik, bu onu rahatlatır mıydı?
İnsan, yüreğinde bir boşluk ile dünyaya geliyor. Hiçbir şey kâfi gelmiyor; dünyaya dair ve dünyaya ait olan ne varsa doldurmuyor içini. Sonra sevdalar ile teselli buluyor ve fakat o da yetmiyor değil mi? Çünkü o boşluk, dünyaya ait değil."
"Düşünce ne kadar asil olursa olsun, insanın amacı düşünce değil eylemdir. Dünyada meselenin kalbine dokunamayan pek çok insan, bir şeyleri nasıl yapacaklarını dair sadece entelektüel konuşmalar yapar. İstediğin kadar konuş — gerçekleştirmiş ya da başarmış olmazsın."
İnsan insana nasıl hükmeder, Winston?
-Acı çektirerek.
-Tamam işte. Acı çektirerek. Boyun eğmek yetmez.
Acı çekmiyorsa, kendi iradesine değilde senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın? Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur.