Daha da çok tiksinirim tüm salya yalayıcılardan; ve insanların arasındaki en iğrenç hayvana otlakçı adını verdim ben: sevmek istemiyordu, ama yine de sevgi sayesinde geçinmek istiyordu.
İnsanı keşfetmek zordur, insanın kendisini keşfetmesiyse en zorudur; çoğu kez tin yalan söyler ruh hakkında. Böyle gerektirir ağırlığın tini.
Ama kendisini keşfetmiştir, budur benim iyim ve kötüm diyen kişi: böylece susturmuştur ''Herkes için iyi, herkes için kötü,'' diyen köstebeği ve cüceyi.
İnsan kendini sevmeyi öğrenmeli, -böyle öğretiyorum ben- şifalı ve sağlıklı bir sevgiyle: insan kendisine katlansın ve orada burada sürtmesin diye.
Böyle orada burada sürtmek ''komşu sevgisi'' adıyla vaftiz eder kendini: bu sözcüklerle şimdiye dek en iyi başarılan şey yalan söylemek ve iki yüzlülük olmuştur, özellikle de dünyaya ağır gelenlerin tümü tarafından.
Ve sahiden, kendini sevmeyi ö ğ r e n m e k bugünden yarına yerine getirilecek bir buyruk değildir. Daha çok, tüm sanatların içinde en incesi, en kurnazı, en sonuncusu ve en sabırlısıdır.
Kişinin sahip olduğu her şey çok iyi gizlenmiştir sahibinden; ve tüm hazinelerden en son kendi hazinesini gün ışığına çıkartır kişi, -böyle gerektirir ağırlığın tini.
Daha beşikte bile ağır sözler ve değerler verilir bize: ''iyi'' ve ''kötü'' sözcükleriyle- böyle adlandırır kendini bu çeyiz. Ve bunun yüzü suyu hürmetine bağışlanır yaşıyor oluşumuz.
Ve dahası, bebeği yanlarına gelmeye zorlarlar ki, geç kalmadan yasaklayabilsinler ona kendini sevmeyi: böyle gerektirir ağırlığın tini.
Ve biz- sadakat içinde taşırız bize verileni sert omuzlarımızın üstünde ve yalçın dağların üstünden! Ve terlediğimiz zaman şöyle derler bize: ''Evet, zordur taşımak yaşamı!''
Ama sadece kendisini taşımak zor gelir insana! Çünkü çok fazla yabancı şey yüklenir omuzlarına. Develer gibi diz çöker ve yükünü güzelce yükletir sırtına.
Özellikle de güçlü kuvvetli, taşıyabilen insan, içinde saygı bulunan kişi: çok fazla yabancı ağır sözcük ve değer yüklenir sırtına- şimdi yaşam bir çöl gibi görünür ona!
Şehvet: daha yüce mutluluğun ve en yüce umudun büyük temsili mutluluğu. Çünkü birçoğuna evlilik vaat edilmiştir ve evlilikten daha fazlası,
-erkekten ve kadından daha da kendine yabancı olan birçoğuna: -ve kim kavradı ki tam anlamıyla, kadının ve erkeğin ne kadar yabancı olduğunu birbirine?
Söyleyecek bir şarkım var yaşadıklarıma dair -- ve s ö y l e y e c e ğ i m onu: ıssız bir evde yalnız olsam da, kendi kulaklarımdan başka dinleyen olmasa da.
Başka şarkıcılar da var elbette, dolu bir ev ancak yumuşatır onların gırtlaklarını, konuşturur ellerini, canlandırır gözlerinin ferini, uyandırır yüreklerini:
-Benzemem ben onlara.-