Yalnızlık beni bir balina gibi yuttuğu için mi ümitsizliğe kapıldı yürekleri? Boşuna mı bekledi kulakları uzun süre hasretle beni, boru-seslerimi ve habercimin seslenişlerini?
-Ah! Hep çok azdır yüreklerinde uzun soluklu bir cesaret ve cüret bulunanlar; tini de sabırlıdır bunların. Geri kalanlarsa korkaktır.
Geri kalanlar: bunlar her zaman büyük çoğunluktur, o sıradanlar, o lüzumsuzlar, o fazlalıklar- korkaktır bunların tümü!-
...
Başka türlü olabilseler, elbette başka türlü de isteyeceklerdi. Yarım-yarım olanlar mahvediyorlar bütün olan ne varsa. Yaprakların solması, ne var yakınacak bunda!
Bırak geçsinler ve düşsünler, ey Zerdüşt, yakınma! En iyisi, hışırdayan rüzgârlarla es aralarında,- es bu yapraklar arasında, ey Zerdüşt: eski daha hızlı uzaklaşsın senden, solmuş ne varsa!
Aşağılıyorum senin aşağılamanı; eğer beni uyarıyorsan, neden uyarmadın kendi kendini?
Sadece sevgiden havalanır benim aşağılamam ve benim uyarıcı kuşum: bataklıktan değil!
...
Seni ilk defa böğürten neydi peki? Kimsenin sana yeterince yaltaklanmaması: bu yüzden oturdun bu çöplükte, uzun uzun böğürmek için bahanen olsun diye,-
-Bol bol intikam alacak bahanen olsun diye! Tüm bu köpürmelerin intikamdan, kibirli deli, çözdüm senin sırrını!
Ancak, senin deli-sözün zarar veriyor b a n a, haklı olsan bile! Ve Zerdüşt'ün sözü yüz kere haklı olsaydı bile; benim sözümle her zaman- haksızlık yaparsın sen!''
...
Sana veda ederken şunu öğreteyim deli: artık sevemediğin yerin- önünden geçip gitmeli!
"Hizmet ediyorum, hizmet ediyorsun, hizmet ediyoruz."
böyle dua eder bütün usta işi erdemler hükümdarlarına: sonunda hak ettiği yıldız dar göğsüne konsun diye!
Oysa ay dünyevi olan her şeyin çevresinde döner; hükümdar da en-dünyevi olanın çevresinde dolanır işte böyle- buysa tüccarların altınlarıdır işte.
Sürülerin tanrısı külçe altınlarının tanrısı değildir; hükümdar düşünür, oysa tüccar- güder!