Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Stoacılar ve Nietzsche
Stoacıların aksine Nietzsche, dünyanın ahenkli ve akılcı olduğunu düşünmez kuşkusuz. Kozmos'un aşkınlığı ortadan kalkmıştır. Buna rağmen Nietzsche de Stoacılar gibi, bizi anda yaşamaya davet eder: Olan her şeyi severek, talihli ve talihsiz olaylar ayrımını bir tarafa bırakarak kendimizi kurtarmaya; ve bilhassa da kötü bir zaman kavrayışının ister istemez içimizde yarattığı çatışmaları aşmaya çağırır: geçmişi belirlenmemiş bir şekilde algılamaya bağlı vicdan azapları ("başka türlü davranmam gerekirdi" ... ), gelecek karşısında kapılınan tereddütler (başka bir seçim yapmam gerekmez mi?") gibi. Nitekim, ancak kendimizi tepkisel güçlerin (her türlü çatışma doğası gereği tepkiseldir) bu aldatıcı ikiyüzlülüğünden kurtararak; kendimizi, geçmişin ve geleceğin ağırlığından özgürleştirerek dinginliğe ve ebediyete, şimdi ve burada ya ulaşabiliriz; çünkü başka hiçbir şey yoktur, çünkü şimdiki varoluşumuzu göreceleştirebilecek ve içimize şüphenin, pişmanlığın veya umudun zehrini akıtabilecek hiçbir "mümkün"e referans söz konusu değildir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Amor Fati-Bengi Dönüş
Nietzsche, bir yanda, ebedi dönüş doktrininde, yaşamak ve tekrar tekrar yaşamak istediğimiz şeyi, ebedi tekrar ölçütüne göre seçmemizi istiyor bizden; ama diğer yandan, bize, bütün gerçeği, hiçbir şey eklemeden ve çıkarmadan, nasıl olursa olsun sevmemizi, ve olandan başkasını asla istemememizi öneriyor! Ebedi dönüş ölçütü, bizi, yalnızca sonsuzca tekrar etmesini dileyeceğimiz anları seçmeye davet ederken, kadere evet diyen amor fati doktrini, aynı gerçek sevgisiyle, istisnasız her şeyi kabul etmeyi ve anlamayı talep ediyor. Bu iki tezi nasıl uzlaştıracağız? Kuşkusuz, kader sevgisinin, ebedi dönüşün son derece seçici gereklerini mümkün mertebe uyguladıktan sonra geçerli olabileceğini kabul ederek: Bu ebediyet ölçütüne uygun yaşarsak, en nihayetinde grand style içerisinde, en yüksek yoğunlukta kendimizi keşfedersek, her şey bizim için iyi olacaktır. Kaderin kötü tesadüfleriyle birlikte iyi tesadüfler de varoluş hakkı bulamayacaktır. Böylece en nihayet, bütünüyle gerçeğin içinde, sanki her an, ebediyetin ta kendisiymiş gibi yaşayabiliriz; ve bu Budistlerin ve Stoacıların vaktiyle görmüş olduğu bir sebepten dolayı böyledir: Şayet her şey zorunluysa, şayet gerçeğin aslında şimdiden ibaret olduğunu kavrarsak, geçmiş ve gelecek bize, başka türlü yapabileceğimiz ve yapmamız gerektiğini hatırlatarak suçlu hissettirme konusunda sahip olduğu bitimsiz gücü en sonunda kaybedecektir. Vicdan azabı, geçmişe özlem, pişmanlık ve ayrıca gelecek karşısında, bizi sürekli içsel çatışmalara, kendimizle kavgaya sürükleyen şüphe ve tereddütler; dirimsel güçleri birbirleriyle karşı karşıya getiren tepkiselliğin zaferi en nihayet son bulacaktır.
Bengi Dönüş
Ne zaman bir şey yapmak istesen, kendine: "Bunu kesinkes, sayısız defa yapmak ister miyim?" diye soracak olsan, bu senin için en sağlam çekim merkezi olurdu... İşte benim doktrinimin öğrettiği: "O şekilde yaşa ki, yeniden yaşamayı dileyebilesin - ödev budur- çünkü her halükarda onu yeniden yaşayacaksın! En büyük neşeyi çabalamakta bulan kişi, çabalasın! Her şeyden çok istirahat etmeyi seven, istirahat etsin! En çok uymayı, itaat etmeyi ve uymayı seven, itaat etsin! Fakat tercihinin kendisini nereye sürüklediğini iyi bilsin ve hiçbir güç karşısında gerilemesin! Böylece ebediyete kavuşur!" Bu doktrin kendisine inanmayanlara karşı müşfiktir. Ne cehennemle korkutur ne tehdit eder. Ona inanmayan sadece hayatı gelip geçici hissettiğiyle kalır. -Güç İstenci
Ebedi Dönüş
Hepsi bir yana, doktrinin merkezi düşüncesinin insanı etkilememesi mümkün değil. Bu düşünce aslında, "inançlı" olmayan herkesi -yani itiraf etmek gerekirse içimizden pek çok kişiyi- ilgilendiriyor: Öte dünya, kozmos veya kutsallık diye bir şey yoksa, hümanizmin kurucu idealleri mecalsiz kalmışsa, iyi ile kötüyü birbirinden ayırmak bir yana, daha da temelde, neyin yaşamaya değer olduğuna, neyin sıradan olduğuna nasıl karar vereceğiz? Bu ayrımı yapmak için, yüzümüzü herhangi bir ufka çevirmemiz ve orada dünyaya aşkın bir ölçüt aramamız gerekmez mi? Ve eğer ufkumuz umutsuzluk verecek şekilde boşsa, nereye başvuracağız? Ebedi dönüş doktrini, Nietzsche tarafından, işte bu soruya bir cevap getirme amacıyla geliştirilmiştir. Basitçe bize, en nihayet tamamen dünyevi bir ölçüt, neyin yaşanmaya değip neyin değmediğini ayrıştırmak için bir ölçüt sunmak amacıyla ... İnananlar için bu doktrin baştan hükümsüzdür. Fakat siyasal veya başka türden militan bağlanmaların yeterli olmadığını düşünen, inançsız diğer insanlar için, meselenin önemli olduğunu itiraf etmek gerekiyor. Öte yandan, meselenin kurtuluş sorunsalıyla ilgili olduğu konusunda hiç şüpheye yer yoktur. Bu konuda ikna olmak için, Nietzsche'nin bu düşüncesini takdim ederken, onu dinlerle kıyasladığını düşünmek yeterlidir. Nietzsche'ye göre bu düşünce, "hayatı, gelip geçici olduğu için küçük görmeyi öğreten, yüzünü başka bir dünyaya çeviren bütün dinlerden" fazlasını içerir; öyle ki, bu görüş "en yüce , en özgür, en dingin ruhların dini" haline gelecektir. Bu doğrultuda Nietzsche açıktan açığa, "dinin ve 'metafiziğin' yerine ebedi dönüş"ün geçmesini önermiştir - tıpkı theoria'nın yerine soybilimi, ahlaki ideallerin yerine grand style'i önermesi gibi .
Nietzsche'nin Nihilizm Eleştirisi
Gerçekten de, nasıl olursa olsun Nietzsche'nin gözünde kurtuluş doktrinleri, nihilizmin olgun bir ifadesidir; yani, artık senin de bildiğin gibi, "capcanlı dünya hayatı"nın, ondan daha üstün, farazi bir "fikri öte dünya" adına yadsınmasının ifadesidir. Elbette Nietzsche, bu türden doktrinlerin savunucularını alaya alarak, onların bile isteye nihilist olduklarını, hayattan ziyade hiçliği sevdiklerini itiraf etmediklerini söyler: "Hiçlik denmez tabii buna: "Öte" denir ya da "Tanrı" ya da "Hakiki Hayat" denir ya da nirvana, kurtuluş, kutsanmışlık ... " ama "dinsel-ahlaksal idiosenkrazi alanından edinilme bu masum retorik, burada hangi eğilimin derin sözcüklerin kılığına büründüğü kavranınca, hemen çok daha az masum görünmeye başlar: Yaşam düşmanı eğilimdir bu." Kurtuluşu Tanrı'da veya onun yerine koyulmak istenen bir başka aşkınlık figüründe aramak, yine onun deyişiyle "yaşamın, doğanın, yaşama isteminin düşman ilan edilmesi"dir; "dünyevi"liğin her türlü yalanlanması için, her türlü "öte dünya" yalanı için22 bir formüldür.