Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz, diye düşündü. Ve bir yandan yaşamın ne kadar harika olduğunu düşünmeden de, ölmek zorunda olduğumuzu düşünmek imkânsız.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kısa bir süre var olduğunu düşünen Sofie, her zaman böyle olmayacağını da düşündü elinde olmadan. Şimdi dünyadayım, dedi kendi kendine. Ama bir gün yok olacağım.

Halil

, bir kitap okudu
Puan vermedi·242 syf.·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 16:33
·
2025 24. kitabı
Luc Ferry
8.7/10 · 272 okunma
Yapısökümcülük, Nietzsche etkisi
Çağdaş felsefenin ilk imkanı: Nietzsche, Marx ve Freud tarafından açılmış yapısöküm yolunu takip etmek. Elbette, başka yollar da dahil, Nietzsche'nin çalışmasını veya daha genel konuşmak gerekirse yapısöküm çalışmasını takip edebiliriz. "Daha genel" olarak dedim çünkü Nietzsche, her ne kadar bence en büyükleri de olsa, tek "soybilimci", biricik "yapısökümcü", putların tek düşmanı değildir. Az önce saydığım gibi Marx ve Freud da öne çıkar bu konuda ve 20. yüzyılın başından bu yana bu üçünün, tabir yerindeyse, binlerce çocuğu olmuştur. Burada saydığım şüphenin filozoflarına, esasen büyük materyalistlerin yapısökümcü çalışmalarını takip eden devasa beşeri bilimler akımını da eklemek gerekir. Örneğin sosyolojinin bütün bir cenahı, kendini özerk ve özgür addeden bireylerin, etik, siyasal, kültürel, estetik ve hatta giyim tercihleri söz konusu olduğunda aslında, "sınıf habitusu" -yani jargonu bir yana bırakacak olursak, içine doğduğumuz ailevi ve sosyal ortam- tarafından nasıl bütünüyle belirlendiğini göstermeye soyundular. İspata dayanan bilimler de, başta biyoloji olmak üzere, Nietzsche'ci bir tarzda, meşhur "putlar"ımızın aslında beynimizin bütünüyle maddi olan işleyişinin bir ürünü veya insan türünün, ortamın tarihine uyarlanma zorunluluğunun salt ve basit bir etkisi olduğunu göstermeye çalıştılar. Örneğin, demokrasi ve insan haklarından yana oluşumuz, son kertede, saf ve çıkar gütmez bir entelektüel tercih olarak değil, türün devamı için çıkarlarımızın savaş ve çatışmadan çok uyum ve işbirliğinden yana oluşuyla açıklanacaktır. Böylelikle, gerçekten de bin farklı şekilde, Nietzsche tarafından ortaya koyulan felsefe tarzını işlemeye ve düşünmeye devam edebiliriz. Ve esasen, çağdaş felsefenin yaptığı şey de budur.
''Şu veya bu noktaya dönüş''ler anlamsızdır: Şayet eski konumlar, bu derece güvenilir ve ikna edici olsaydı, eleştiri oklarına maruz kalmazlar, vazgeçilmez olmayı sürdürürlerdi. Yitik cennetleri yeniden inşa etme iradesi, tarihsel basiretten yoksundur her zaman.