Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
İnsan ve Hayvan arasındaki fark nedir?
Kozmik ve dini nitelikli eski ilkelerin miadını doldurduğunu kabul edip, bu ilkelerin neden geçerliği kalmadığını anladığımızı iddia ettikten sonra, insan doğasında ne gibi bir olağanüstülük buluyoruz ki, kozmos'u ve kutsallığı anlamımızı sağlayan eskilerinin yerine, yeni bir theoria, bir ahlak ve bir kurtuluş doktrinini insan üzerine inşa etmek mümkün olabiliyor? Modern felsefe, işte bu sorgulamaya cevap verebilmek için, epey tuhaf görünen bir meseleyi düşüncesinin merkezine koyarak işe başlar: İnsan ve hayvan arasındaki fark nedir? Belki bu sana, önemsiz veya tali bir mesele gibi görünecek . Gerçekte ise oldukça derin ve önemli bir sebepten ötürü, doğmakta olan hümanizmin temel meselesidir: İnsanlığı özünde hayvanlıktan ayıran şeyi bulmak için 17. ve 18. yüzyıl filozoflarının, büyük bir hevesle hayvanı tanımlamaları ne tesadüftür ne de yüzeysel amaçlarla girişilen bir iş . Sebep şudur: Bir varlığın "ayırt edici farkını", onu özünde niteleyen şeyi kavramanın en iyi yolu, onu kendisine en yakın varlıkla kıyaslamaktır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hümanist bilgi anlayışı- Kant
Meselenin özüne girmek için, modern düşüncenin kozmos'un ve kutsallığın yerine insanı ikame ettiğini söyleyebiliriz. Filozoflar teoriyi, ahlakı ve hatta kurtuluş doktrinlerini insanlık fikri üzerine yeniden bina etmeye çalışırlar. Zaten Kant'ın düşüncesine de, insanlık fikrinin bilgi alanında ne ifade ettiğiyle ilgili genel bir yaklaşım vermek amacıyla değindim: Antiklerin kozmos'unun tersine, a priori anlam ve bütünlükten yoksun olan bir dünyaya düşünce faaliyetiyle anlam ve bütünlük kazandırma görevi artık insana düşmektedir.
Kant- Saf aklın eleştirisi
A priori sentetik hükümlerin imkânı nedir? ... Kant, "sentez" üretme, "sentetik hüküm" verme yetimizi sorgulayarak, basitçe modern bilimin meselesini, deneysel metot sorununu ortaya koyuyordu; yani düzenlenişi artık verili olmayan fakat insan tarafından dışarıdan getirilmesi gereken fenomenler arasında tutarlı ve açıklayıcı bağları kuran kanunları, terkipleri nasıl geliştirdiğimiz meselesini sorguluyordu.
Bilimin Sentez Faaliyeti
Önemli olan, theoria faaliyetinin, Yunanlılardan sonra baştan aşağıya değişmesi: Artık mesele temaşa değildir; bilim bir gözlem değil, bu örnekte de gördüğün gibi bir çaba, olguları birbirine bağlayan, bir sonucu (şeker) bir neden ile (ciğer) bir araya getiren bir faaliyettir. İşte Claude Bernard'dan önce Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'nde ifade ve analiz ettiği şey tam da budur; yani, bilimin artık bir terkip faaliyeti, veya Kant'ın kendi sözdağarı içinde ifade ettiği gibi bir "sentez" faaliyeti olduğu fikridir. Yunancada sentez, "birlikte vazetmek", "bir araya getirmek" anlamına gelir; yani iki fenomeni, sözgelimi Claude Bernard'ın örneğinde şeker ve ciğeri, neden ve sonuç terimleriyle açıklamak üzere birbirine bağlamaktır.
Modern Bilim ''İnşa'' olarak Theoria- Orao
Modern bilimin yeni görevi de buradan kaynaklanır: Bu görev, halihazırda dünyada bulunan, verili güzelliğin atıl temaşası değil, artık a priori bir anlam ihtiva etmeyen, büyüsü kaybolmuş bu evreni anlamlı kılan kanunların faal yapılanışı, hatta inşası için girişilen bir çaba olacaktır. Dolayısıyla modern bilimin görevi pasif bir gözlem değil, zihinsel bir faaliyettir. ... "Modern" bilgin, dünyanın düzenini gözlemle keşfetmekle yetinmek yerine, bu türden bir ilkenin yardımıyla, kaostaki doğal olgulara anlam ve tutarlılık kazandırmaya çalışacaktır. Bilgin, bazı olguları sonuç, diğerlerini de bunlara dayanarak aydınlatacağı nedenler olarak ele alırken, birtakım olgular arasında "mantıki" bağlar kurarken bunu faal bir şekilde yapar. Başka bir ifadeyle, düşünce artık, "teori" kelimesinin düşündürdüğü gibi bir "görme", bir "orao" değil, bir fiildir; doğal olguları, biri diğeriyle açıklanabilecek şekilde birbirleriyle ilişkilendiren bir çabadır. Antikler tarafından pratik anlamda bilinmeyen, adına "deneysel metot" denecek bu yol, modern bilimin temel metodu haline gelecektir.