Modern bilimin yeni görevi de buradan kaynaklanır: Bu görev, halihazırda dünyada bulunan, verili güzelliğin atıl temaşası değil, artık a priori bir anlam ihtiva etmeyen, büyüsü kaybolmuş bu evreni anlamlı kılan kanunların faal yapılanışı, hatta inşası için girişilen bir çaba olacaktır. Dolayısıyla modern bilimin görevi pasif bir gözlem değil, zihinsel bir faaliyettir.
...
"Modern" bilgin, dünyanın düzenini gözlemle keşfetmekle yetinmek yerine, bu türden bir ilkenin yardımıyla, kaostaki doğal olgulara anlam ve tutarlılık kazandırmaya çalışacaktır. Bilgin, bazı olguları sonuç, diğerlerini de bunlara dayanarak aydınlatacağı
nedenler olarak ele alırken, birtakım olgular arasında "mantıki" bağlar kurarken bunu faal bir şekilde yapar. Başka bir ifadeyle, düşünce artık, "teori" kelimesinin düşündürdüğü gibi bir "görme", bir "orao" değil, bir fiildir; doğal olguları, biri diğeriyle açıklanabilecek şekilde birbirleriyle ilişkilendiren bir çabadır. Antikler tarafından pratik anlamda bilinmeyen, adına "deneysel metot" denecek bu yol, modern bilimin temel metodu haline gelecektir.