Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Erdemli Göz- Sağlıklı Göz
Yunanlıların ahlaki sözvarlığında, erdem kavramı örneğin, doğrudan doğruya yetenek veya doğal istidat kavramlarına bağlıdır. Erdem, her şeyden önce, yetenekle donatılmış doğal bir yapının mükemmelliğidir. Yunan düşüncesi açısından tipik bir örnek verecek. olursak, etik konusunu işlediği bir kitabında Aristoteles'in gayet tabii bir şekilde "erdemli göz" den bahsedebilmesinin sebebi budur. Aristoteles'te bu sadece, miyop veya presbit olmayan, mükemmel bir şekilde gören "yetkin" göz anlamına gelir. Başka türlü söylemek gerekirse: Yunan dünyası aristokratik bir dünya, yani bütünüyle, varlıklar arasında doğal bir hiyerarşinin mevcut ôlduğu kanaatine yaslanan bir dünyadır. Elbette gözler, bitkiler veya hayvanlar arasında olduğu gibi insanlar arasında da, bazı insanlar doğaları gereği hükmetmek için, bazıları itaat etmek için yaratılmıştır - ve zaten bu yüzden de, Yunan siyasi hayatı hiç zorlanmadan kölelikle örtüşebilmiştir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Skolastik Dönem- Felsefe'nin söyleme indirgenmesi
Artık kurtuluş doktrini değil, sadece kurtuluş yolunda hizmetkar olan felsefe, bir "skolastiğe" dönüşecek, yani, bir bilgelik veya hayat disiplini değil, kelime manasıyla okullu (scolaire) bir disiplin olacaktır. Bu nokta son derece önemlidir zira, pek çoklarının Hıristiyanlık çağının kapandığını düşündüğü bugün bile, filozofların çoğunun neden, felsefenin bir kurtuluş doktrini ve hatta bilgeliği öğrenme yolu olduğunu reddetmeye devam ettiğini büyük oranda açıklar. Lisede olduğu gibi üniversitede de, felsefe esasen, kendisine düşünsel, eleştirel veya savlamalı bir söylemin eşlik ettiği bir fikirler tarihi haline gelmiştir. Bu çerçevede felsefe, salt "söylemsel" (yani salt söylem düzeyinde) ve bu manada da, eski Yunan'da olduğundan farklı bir biçimde skolastik bir öğrenim olarak kalmıştır.
Tanrı olarak İsa
Bu Tanrı ne öfkeli ne korkutucu, ne de Yahudilerin tanrısı gibi kudret ve azamet doludur; bu Tanrı zayıf ve kendini çarmıha gerdirtecek kadar merhamet doludur- ki bu da tek başına, dönemin Yahudilerinin gözünde onun hiç de kutsal olmadığını kanıtlamak için yeterlidir. Fakat Yunanlıların, panteist bir tarzda, evrenin Bütün'ünün mükemmel yapısı haline getirdikleri Tanrı gibi kozmik ve yüce de değildir artık . Ve kendini güçlü bir şekilde ortaya koyan şey, tam da bu skandal ve saçmalıktır: Bizzat kendi alçakgönüllülüğü ve ona inanmak isteyenlerden talep ettiği alçakgönüllülük vasıtasıyla zayıfların, mazbutların, rütbesizlerin sözcüsü haline gelir. Yüz milyonlarca insan bugün dahi, zayıflığın bu tuhaf gücünü içlerine sindirmiş durumdadır.
Hristiyanlığın Theion'u temaşa etme şekli- İman
Yeni teoriyi işletmek ve gereğince uygulamak için gereken şey filozofların aklı değil, sade insanların tevazuudur. Tam da meselenin kendi başına düşünmek değil başkasına inanmak oluşundan ötürü. Tevazu teması, Aziz Thomas'la birlikte kuşkusuz en büyük Hıristiyan filozoflardan olan Aziz Augustinus ve Pascal'da en baskın olan temadır. Aziz Augustinus, MS 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nda, Pascal ise 17. yüzyılda yaşamıştı . Her ikisi de felsefe eleştirilerini, bütünüyle, felsefenin doğası icabı kibirli olduğu tespiti üzerine kurdular - ve felsefeyi eleştirmekten bir an olsun vazgeçmediler; öyle ki onların nazarında felsefenin en büyük düşman olduğunu hissederiz.
Yuhanna İncili ve Stoacılık
"Başlangıçta Söz [logos] vardı, ve Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. Her şey onun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbirmşey O'nsuz olmadı [Buraya kadar her şey iyi ve Stoacılar buraya kadar, özellikle de logos ve kutsalın bir ve aynı şey olduğu noktasında Yuhanna'yla hemfikir olabilirler.] Ve Söz ete kemiğe büründü [burada işler karışıyor!], ve aramızda yaşadı [işte bu olacak şey değil: Kutsalın İsa'da cisimleşmesi, insana dönüşmesi Stoacı/arın gözünde manasızdır!]. Ve biz de onun yüceliğini, Baba'dan gelen, lütuf ve hakikat dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük. [Yunan bilgeleri açısından bu noktada artık saçmalık ayyuka çıkmıştır zira İsa'nın müritlerinin, logos/Söz'ün= Tanrı'nın insana=İsa'ya dönüşmesine, yani İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna şahitlik ettiklerinden bahsediliyor!]."