''Biraz daha az umut etmek, biraz daha çok sevmek''
...Stoacılık bu noktada Doğu bilgeliğinin, ve özellikle de Tibet Budizminin en ince temalarından biriyle örtüşür: ''Umutsuz yaşanmaz'' diyen harcıâlem görüşün aksine umut, en büyük kötülüktür. Çünkü doğası itibariyle umut, eksik olana, yatışmaz gerilime dairdir. Hiç durmadan, tasarılar düzleminde yaşıyoruz; az veya çok uzak bir geleceğe yerleştirdiğimiz amaçların peşinde koşuyor ve en âlâsından bir illüzyonun etkisi altında, mutluluğumuzun, ister sıradan ister yüce olsun fark etmez, kendi önümüz koyduğumuz ve en nihayetinde ulaşacağımız hedeflere bağlı olduğunu düşünüyoruz.
...
Şimdi ve burada yaşanandan başka gerçeklik olmadığını unutuyoruz ve ileri doğru bu tuhaf kaçış, kendimizi illa ki eksik hissettiriyor. Hedefe ulaşmaya görelim, hemen her zaman ya acı verici bir kayıtsızlık deneyimi yahut hayal kırıklığı yaşıyoruz.