Halil

Halil
'Psikoloji Bölümü Öğrencisi 'INFJ, 5w4, sp/sx
Stoacılık
Öyle zamanlar vardır ki, dünyada bulunuşumuz, onu dönüştürmek için değil, sadece ve sadece sevmek için, dünyanın bize sunduğu sevinçleri ve güzellikleri bütün gücümüzle tatmak içindir. Örneğin denize girmeye gittin ve ballıkları izlemek için gözlüğünü taktın diyelim, varolanları değiştirmek, iyileştirmek veya düzeltmek için dalmazsın denize; tam tersine varolana hayranlık duymak ve sevmek için dalarsın. İşte Stoacılığın bizi varolanla ve içinde bulunduğumuz anla, oldukları haliyle umutlarımız ve pişmanlıklarımızın ötesinde uzlaşmaya çağırması biraz buna benzer. Stoacılığın bizi görmeye davet ettiği şey bu ihtişam anlarıdır; bizi bu anları çoğaltmaya, mümkün mertebe artırmaya ve dünyanın düzenindense kendi arzularımızı değiştirmeye davet eder.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şimdi ve Burada
''Biraz daha az umut etmek, biraz daha çok sevmek'' ...Stoacılık bu noktada Doğu bilgeliğinin, ve özellikle de Tibet Budizminin en ince temalarından biriyle örtüşür: ''Umutsuz yaşanmaz'' diyen harcıâlem görüşün aksine umut, en büyük kötülüktür. Çünkü doğası itibariyle umut, eksik olana, yatışmaz gerilime dairdir. Hiç durmadan, tasarılar düzleminde yaşıyoruz; az veya çok uzak bir geleceğe yerleştirdiğimiz amaçların peşinde koşuyor ve en âlâsından bir illüzyonun etkisi altında, mutluluğumuzun, ister sıradan ister yüce olsun fark etmez, kendi önümüz koyduğumuz ve en nihayetinde ulaşacağımız hedeflere bağlı olduğunu düşünüyoruz. ... Şimdi ve burada yaşanandan başka gerçeklik olmadığını unutuyoruz ve ileri doğru bu tuhaf kaçış, kendimizi illa ki eksik hissettiriyor. Hedefe ulaşmaya görelim, hemen her zaman ya acı verici bir kayıtsızlık deneyimi yahut hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Stoacılık-Psikanaliz
Stoacılığın, psikanalizin belki de en derin yönlerinden birinin habercisi olduğu söylenebilir: Geçmişinin tutsağı olan kişi Freud'un dediği gibi ''zevk alma ve eylemde bulunma'' yeteneklerinden yoksun kalır. Bu da aslında, kayıp cennet özleminin, çocukluktaki neşe ve üzüntülerle hayıflanmanın, bu dönem karanlıkta kaldığı oranda hayatımız üzerinde daha büyük bir ağırlık yaratacağını söylemektir.
İnsan faniliği
Antik çağda ''Kahramanlık''ları, örneğin Troya Savaşı'nda Akhilleus'un davranışlarını nakleden tarih kitaplarının gerçek maksadı budur. Kitaplar, bu kahramanlıkları fanilik düzeyinden çekip doğaya denk bir noktaya çıkarmaya çalışırlar. 'Ölümlüler eserlerinde, sözlerine ve eylemlerine belli bir kalıcılık kazandırmayı ve bunların fani niteliklerini ortadan kaldırmayı başardıkları taktirde, bu eserler, en azından bir dereceye kadar daime baki kalacak şeylerin dünyasına dahil olur ve orada kendilerine bir yer bulur. Eser sahibi ölümlüler de, insan dışında her şeyin ölümsüz olduğu kozmosta kendi yerlerini bulurlar.'
Soterioloji- Kurtuluş Doktrini
Stoacılar ve bütün filozoflar için ahlakın bir ''ötesi'' vardır. O da, felsefe jargonunda ''soterioloji'' [Kurtuluş Doktrini] dediğimiz şeydir; sözcük, tam manasıyla ''kurtuluş'' anlamına gelen Yunanca soterios'tan gelir. Söylediğim gibi kurtuluş, ölüm sorunuyla, bizi günün birinde mutlaka zaman akışının dönüşsüzlüğün, ve dolayısıyla zamanı en iyi şekilde geçirme yollarını sorgulamaya iten şu ''sonluluk'' meselesiyle bağlantılı olarak kavranır.