Çok güzel bir fantastik romanla geldim. Güzel olması anlattığı olaylardan kaynaklanmıyor. Tam tersine çok kötü şeyler içeriyor roman. Vahşet, kan, şiddet gibi bir fantastik romanda bekleyeceğiniz hemen hemen her şey var kitapta. Bir tek ejderhalar yok !
Romanda insanlar ile nüvelikler adı verilen, geceleri yerin altından ortaya çıkan, gündüzleri dünya yüzeyinde yaşayamayan yaratıklar arasındaki mücadeleyi okuyoruz. Olaylar Arlen, Leesha ve Rojer olmak üzere üç karakter üzerinden ilerliyor. Arlen ve Rojer’ın başlarına çok kötü şeyler geliyor küçük yaşlarda. Kötü bir şey yaşamayan tek Leesha kaldı, diye düşünürken yazarımız onu da es geçmiyor. Leesha da yazarın sert ve acımasız hayal gücünden nasibini alıyor. Üç karakterin de çocukluklarından -hatta Rojer’in bebekliğinden- itibaren on yedi yıllık serüvenlerini okuyoruz. Üçü de inanılmaz değişimler ve gelişimler yaşıyor. Haliyle bir yerlerde yolları da kesişiyor.
Romanda yer alan dünyada Miln, Angiers, Lakton, Rizon ve Krasia olmak üzere beş ülke var. Bu ülkelerin her biri maden,orman, tarım, deniz ürünleri gibi farklı bir alanda zengin. O yüzden birbirleriyle ticaret ilişkisi içerindeler. Yazarın Krasia halkını oluştururken Araplardan esinlendiğini söylemek yanlış olmaz. Bu halkın yaşam tarzı, birçok geleneği ve çölde yaşamaları Araplara benziyor.
İlk kitabı “Dövmeli Adam” olan “İblis Döngüsü” serisi 5 kitaptan oluşuyor. Hepsi de tuğla gibi kalın kitaplar. Ancak ilk kitap oldukça akıcıydı. Son derece zevkle okudum.
Kitapta çok sayıda karakter bulunuyor. Bu yüzden okurken bu karakterleri not almakta fayda var.
İnternet ortamında serinin hayranları tarafından yapılan ve yazarın da beğendiği haritalar mevcut. Okurken bunlardan da faydalanmak ayrı bir tat katıyor okuma sürecine.