Kubowski

Biliyorum, ben… doğanın küçük düşürdüğü bir insanım. Yirmi dört yıl hastaydım, doğumumdan yirmi dört yaşıma kadar. Hasta kabul edin beni.
Sayfa 432 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
suyun ayak sesi
“Bir at arabasının tekerleği, atın durmasına hasret, At, arabacının uykusuna hasret, Arabacı ölüme hasret.” Sohrab Sepehri
Şiir
“Bir eylem adamı olmak istiyordum, hakkım vardı buna... Ah, ne çok şey istiyordum! Ama şimdi hiçbir şey istemiyorum! İstemek de istemiyorum! Böyle bir söz verdim kendime, artık hiçbir şey istemeyeceğim. Varsın bensiz arasınlar gerçeği! Evet, doğa alay ediyor insanlarla! (Birden heyecanla yükseltti sesini.) Sonra alay edecekse ne diye yaratıyor en üstün varlıkları? Öyle yapmış ki, yeryüzünde kusursuz diye bilinen varlığı…”
Sayfa 377 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Tüm bu şimşekler, aydınlanmalarla varlığımı en yüksek düzeyde hissetmem, kendi bilincime varmam, yani 'en yüksek düzeydeki varoluş' bir hastalık, normal durumumun bozulması değil de nedir? Öyleyse yüksek bir varoluş falan değil, tersine varoluşun en kötüsü sayılması gerekir." Yine de giderek son derece paradoksal bir sonuca varmıştı prens: "Bu bir hastalıksa ne olmuş peki? Bu anormal gerginlik ya sonucun kendisiyse, ya daha sağlıklı durumdayken hissedilen, hatırlanan o an en yüksek düzeyde bir uyum, güzellik anıysa? Ya şimdiye kadar duyulmamış ani bir doygunluk, uyum ve uzlaşma duygusu veriyor, yaşamın en yüce senteziyle vect halini birleştiriyorsa?" Bütün bu bulanık düşünceler, biraz zayıf olsalar da, son derece anlaşılır geliyordu ona. Bunun gerçekten de “güzellik ve vect", "yaşamın en yüce sentezi" olduğundan kuşku duyamaz, bunu aklından dahi geçiremezdi. Evet, o anda bazı hayaller görüyordu, ama bunlar bilinci bulandıran, ruhu çarpıtan haşhaş, afyon veya alkol gibi şeyler alındığında görülen olağandışı, boş hayallere benziyor muydu? Hastalıklı durumu geçtiğinde son derece sağlıklı bir yorum getirebiliyordu buna. Bu anlar tam olarak bilincin aşırı güçlenmesiydi: yani kısaca söylenirse, kendi varlığının bilincine varmakla birlikte, kendini son derece yoğun ve doğrudan hissetmek... Tam o saniyede, yani nöbet başlamadan önceki saniyede kendine açıkça ve bilinçli olarak "Bu an için hayatını verebilir insan!" diyebiliyorsa, demek o an gerçekten de değerdi bütün hayatına. Ne var ki çıkardığı sonucun diyalektik bölümü üzerinde pek durmuyordu: Aklın körelmesi, ruhun kararması, budalalık bu "yüce dakikaların" gayet açık sonuçları gibi geliyordu ona. Buna itiraz edecek hali yoktu elbette. Sonuçta, yani o anı değerlendirmesinde hiç kuşku yok ki bir yanlışlık vardı, ancak
Sayfa 286 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Akvaryuma Yüzen Balık
“kaybolurum kimse bulamaz harcanırım dünya umursamaz bu saatler içime dolduğun saatler şu kadehler seni içimden yolcu ederler koy bir duble daha içelim ver bir duble daha kendimizden geçelim koy bir duble daha koy koy koy ver bir duble daha kendimizden geçelim bırak beni ben kendim giderim ver bir yolluk oradan tamamen silerim onu hayatımızdan bu gece içip en azından koy bir duble daha içelim ver bir duble daha kendimizden geçelim koy bir duble daha koy koy koy koy ver bir duble daha kendimizi silelim ver bir duble daha koy koy içelim vur bir duble daha kendimizden geçelim gözümü açınca sabah kıyıya vurmuş balık gibi biri yatıyor yanımda sen misin, sen misin, sen misin bakamam ben biri bu şarkıyı bitirsin artık hep aynı gün, hep aynı dün,
Müzik
Reklam