Bu kitabı okurken bir çocuğun kalbinde gezindim… Şeker Portakalı bitti ama Zezé içimde kaldı.
Çok şey yazmak isterim ama bu kitabın güzelliğine benim duygularım yetmeyebilir…
Her bir mücadelenin zorluğun içerisinde sürece değilde varmak istenilen hedefe odaklanıp mutluluğu kovalayan ve sonunda o mutluluğu yaşayıp ismini tarihe kazıyan eşekli bir kütüphaneciyi anlatır. Okudukça farkettim ki zorluklar hep bir yerlerde bir surette bir şekilde var oluyor. Eğer sürece takılmadan varmak istediğimiz yerdeki mutluluğa, hedefe adını koyduğumuz hangi sonuçsa ona odaklanmayı başardığımızda bir başarısızlık durumu söz konusu bile değildir. Heyecanımı toz kapladıkça silkeleyeceğim bir kitap oldu benim için.
%100 Tavsiye
Bir babanın kızları için verdiği çabanın gösterdiği özverinin bir hayal kırıklığına dönüşmesini anlatır. Verilmesi gereken ilk şey para mıydı işte bu soru, bu kitap üzerine çok güzel tartışılır.
Aşkın ilk durağı görmeden sonra bakmadır,
sonraki durağı tapmadır diyor şair. Aşkın bir bakışla başlayıp görmeyi öğrenip heyecanı, arzuyu, tutkuyu bu hazların hepsini derece derece arttırıp Kemal’e erdirebilmeyi anlatıyor. Şairin gönlünü su ile izah etmesinin sebebi onun daima sevgiliden yana aktığını ifade etmiş. Böylece o gönlün içindeki nakışlar birer ateş paresi olacaktır ki aşk böyle bir zeminde nevş ü nema bulur. Bu yüzden diyor kitapta su üzerine resim yapmakla alakalı ebru sanatında ustalar teknelerine kalp çizecekleri vakit bunu bilerek ateş renginden kırmızı boya çizerler.
Bu kitap çok sevdiğim bir arkadaşımın bana veda ederken bıraktığı hediyesiydi hiçbir veda yerini böyle güzel bir parçaya bırakmamıştı. Umarım bu cümlelerle ne kadar okunması gerektiğini anlatabilmişimdir.