Kübra Balık

Puan vermedi·533 syf.··
2023 9. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı. İki kahramanımız var, Kinyas ve Kayra. Yolları henüz çocukken kesişmiş, varoluş sancıları çeken, umutsuzluk çukuruna saplanmış, bu çukurda sürekli sadist ve mazoşist eylemlerle debelenen iki pesimist karakter. Yaşadıkları şehri, kendilerini delice seven ailelerini bırakıp Afrika'ya giderler. Hikayelerine kendilerince bir son yazacak bedenlerinden önce tüm kötülüklerini besleyen zihinlerini öldüreceklerdir. Yazar çok güzel bir süpriz yaparak kitapta bu iki karakteri ücra bir sahilde kendisiyle karşılaştırır. Kimseye güvenmeyen, kimseye karşı sevgi kırıntısı hissetmeyen, karşilastikları her insanda muhakkak kötü bir iz bırakan iki arkadaşın samimi bulduğu ve zarar vermekten çekindiği tek karakter yazarın kendisidir. Kendini böyle bir şekilde konumlamasını çok sevdim :) Yolları ayrılır iki arkadaşın ve ikisi de kendilerine ayrı bir son yazarlar. Kayra'nın ve Kinyas'ın ayrı ayrı seçimlerini ve seçimlerinin sonuçlarını okuyoruz son iki bölümde. Beni en çok son bölümde Kinyas'ın kararları etkiledi. En çok o bölümü sevdim. Umuda tutunuşu, yaptığı tüm kötülüklere rağmen sevgide şifa arayisi... Azılı bir suç makinesi bile olsa umudun ve sevginin iyilestiremedigi hiç kimse yok sanırım dünya üzerinde. Kitap herkesin okuyabileceği bir kitap değil. Kasvetli, bunaltıcı bir havası var. Diyaloglar çok az. İyi bir okuyucu değilseniz yorabilir. İkinci bölümden sonra özellikle çok beğendim ben. Yeraltı edebiyatı sevenler eminim çok beğenecektir.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·283 syf.··
2023 8. kitabı
Dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağının insandaki sahip olma tutkusu olduğunu düşünüyorum. Bir toprağa çit çekip "burası benim" Diyen ilk insandan bu yana sahip olma tutkusu ve sahip olunanı kaybetme korkusu insanı en büyük kötülüklere sürüklemiş. Yaşar Kemal bu güzel romanında da bir toprağa sahip olmayan, Orta Asyadan beri konar göçer yaşamış yörüklerin iskân politikası sonrası yerleşik yaşama geçmesini, geçmeyen ve konak göçer yaşamaya devam eden son oba olan Karaçullu obasının kış vaktinde konacak bir düzlük bulamamasını; çektiği sıkıntıları uğradıkları zulmü konu alıyor. Kitaptaki en can alıcı şey bana göre çaresizlikten kırılan, tek tek insanlarını kaybeden obaya zulmeden, ayak bastıkları dağdan bile ayak bastı parası isteyen köylülerin de onlar gibi yörük olup, yakın zamana kadar da konar göçer yaşayan insanlar olmasıydı. Karaçullu obası hem onların çaresizliğinden rüşvetle istifade etmek isteyen devlet mensuplarının hem de kendi gibi yörüklükten gelme köylülerin baskısına uğruyor. Çocukları öldürülüyor, çadırları yakılıyor, tehtid ediliyorlar. Mazlum kimdir? Diye düşündüm. Zalim olacak fırsatı bulamamış kişidir belki de. Zira en küçük fırsatta kendisi de aynı sıkıntıları yaşamış olsa bile elindeki gücü daha zayıf olana kullanmaktan imtina etmiyor insanoğlu. Kitap en çok bunu sorgulattı bana. Konusunun güzelliğiyle beraber Yaşar Kemal'in okuyanla sohbet ediyormuş gibi olan ve her cümlesi edebiyatla bezenmiş satırları ayrıca güzeldi. Yazarı okumayı sevenler bu kitabını da severek okuyacaklardir.
Binboğalar EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20206,7bin okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2023 7. kitabı
Bir kitapta kaç olumsuz öge ele alınabilir? Savaş, yoksulluk, hırsızlık, cinsel istismar, şiddet, cinayet, intihar, yalnızlık, yalan... Bu kitapta, olabilecek tüm kötülükler, bunların merkezinde bulunan iki kardeşin hayatı üzerinden ele alınıyor. Okurken ürperdiğim, bu kadar da olmaz dediğim fakat bu dünyada olabileceğini bildiğim acılara tanık oldum. Yazar bir savaş mağduru olarak bizi savaşın en karanlık tarafıyla yüzlestiriyor. Aralıklarla yayımlanmış üç kitabın tek baskıda toplanmasiyla muhteşem, su gibi bir okuma oldu. Çok akıcı, çok çarpıcı, çok merak uyandırıcı ve çok can acıtan bir eser. Uzun zamandan beri ilk defa bir kitabı elimden bırakamadım, etkisinden çıkamadım. Kesinlikle tavsiye ederim, çok beğendim ~ "İstemiyorum ben kimseye vuramam, kimseyi yaralayamam. " "Neden? Başkaları sana vuruyor, seni yaralıyor." Çocuk Lucas'ın gözlerinin içine bakarak: " Fiziksel olarak yaralandığımda bunun bir önemi yok. Ama ben başkasını yaralarsam, içimde dayanamayacağım başka bir yara açılır. " ~ Evet, en hüzünlü kitaplardan daha hüzünlü hayatlar vardır.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2023 6. kitabı
İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörü olan 1915 doğumlu Mina Urgan, tarihin pek çok önemli olayına tanık olmuş güçlü, karakterli, kendini tanımladığı şekliyle sıkı bir komünist. Yaşadığı hayata, özellikle gençlik dönemlerine bayıldım. Teknolojinin insan ilişkilerini henüz sabote etmediği , görüşmelerin ve buluşmaların sosyal medyada paylaşım konusu olması için organize edilmediği yıllarda, İstanbul'da geçirdiği dolu dolu yıllara ait anılarını anlatıyor yazar. Haliarnas Balıkçısı, Sait Faik, Orhan Veli, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Yahya Kemal, Aziz Nesin, Necip Fazıl, Nazım Hikmet gibi edebiyatın seçkin isimleriyle olan anılar ve anektodlar çok güzeldi. Son bölüm olan "Siyasal" bölümünde, yakın siyaset tarihinde önemli bazı olayları içinde bulunmuş kişi olarak birinci ağızdan anlatıyor. Kitap boyunca fikrini beyan ettiği bir çok konuda kendisiyle aynı görüşlere sahip olduğumu farkettim. Ayakları yere sağlam basmış, 80 yaşında dahi savunduğu şeylerden ve bu uğurda çabalamaktan vazgeçmemiş kültürlü bir kadın. Hayran olduğum bir profili temsil ediyormuş kendisi öğrenmiş oldum Kendini öldürmek kolaydır. Anlık bir cesaret meselesidir sadece. Asıl zor olan yaşamaktır. Bunca felaket arasında, fazla rezil olmadan yaşamak gücünü bulmaktır asıl zor olan. Vatanseverlik, efendim, bir namussuzun son sığınağıdır. Gerçekten de bu namussuz herfiler ve kadınların namussuzluğu arttıkça, vatanseverlikleri de o derece artar.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Puan vermedi·556 syf.··
2023 5. kitabı
Germinal... Sefaletin, açlığın, yeraltında yaşam mücadelesi veren maden işçilerinin kitabı. Emile Zola bu kitabı yazmak için maden bölgelerinde kalmış; oradaki insanların hayatlarını, çalışma koşullarını ve yaşadığı zorlukları bizzat gözlemleyerek kitabına işlemiş. Kitap yalnızca maden işçilerinin zorluklarını ve mücadelelerini değil; emeğini satanlar ile sermayeyi elinde tutanlar arasındaki büyük farkı çok güzel bir şekilde aktarıyor. Olaylar bir maden bölgesi olan Montsou'ya Ettienne adında bir işçinin gelmesiyle başlıyor. İşçilerin yüreğine daha iyi bir yaşam umudu taşıyan tohumları atmasıyla devam ediyor. Germinal'in kelime anlamının "tohum" olması daha bir anlam kazanıyor içeriği bilince. Maden işçilerinin sefalet içerisinde yaşadığı mahallede en çok göze çarpan ahlaki bir yozlaşma oluyor. Küçücük evlerde hiçbir mahremiyet olmadan, cinsel birlikteliklerin hayvani bir çiftleşme arzusundan öte bir anlam taşımadığı, yalnızca karınlarını doyurma umuduyla yaşamaya çalışan insanlar... Diğer tarafta ise aynı bölgedeki bu sancılı sefaletten yüksek duvarlar, sağlam panjurlar, sıcak bir yatak ve tok karınlarla ayrılan; rahatliklarını mideleri boş olan insanların emeğine borçlu olan şirket sahipleri, hissedarlar ve yöneticiler. Onları kendi çıkarları uğruna derin bir yozlaşmaya, cehalete ve açlığa mahkum eden bir seçkin sınıf. Bu yıkıcı tablodaki rollerine hiç bakmadan bu sefil insanlardan tiksinerek onlardan izole yaşayan, işçilerin yiyemedigi ekmekle beslenip doymak bilmeyen canavarlar. İki farklı yaşam çok çarpıcı resmedilmiş kitapta. Pastadaki paydan yalnızca kırıntılara mahkum olmak bu insanların kader miydi? Doğanın değiştirilemeyen fizik kanunları gibi düzenin olmazsa olmaz bir parçası mıydı? Kitapta şöyle bir alıntı ile sorgulama devam ediyor "Darwin haklı mıydı
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma
Reklam